YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9241
KARAR NO : 2015/10447
KARAR TARİHİ : 07.09.2015
MAHKEMESİ : AFŞİN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/07/2014
NUMARASI : 2013/507-2014/679
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılardan Halil vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım istemlerine ilişkindir.
Davacı, kayden malik olduğu 730 parsel sayılı taşınmaza, sondaj kuyusunu doldurmak, bostan ekimi yapmak ve taşınmaz içindeki evde oturmak sureti ile davalıların müdahalede bulunduklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir.
Davalı Halil, taşınmazı haricen satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı Hüseyin davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne karar verilmiş, karar davalılardan Halil tarafından temyiz edilmiştir.
Gerçekten de; kayden davacının malik bulunduğu taşınmaza, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı halde ikamet etmek suretiyle müdahale ettiği saptanarak, elatmanın önlenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu hususa değinen temyiz itirazı yerinde değildir. Reddine.
Hemen belirtilmelidir ki; 6100 Sayılı HMK. nun 297/2. maddesi gereğince; “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.”
Ne var ki, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi talebi yanında yıkım da istendiği halde mahkemece yıkıma ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir.
O halde; davacının istekleri arasında bulunan yıkım yönünden de olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı Halil vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.