YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11564
KARAR NO : 2019/5906
KARAR TARİHİ : 19.11.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.11.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı … ve diğerleri gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, bakım görevinin yerine getirilmemesi nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davaya konu dört parça taşınmazını ölünceye kadar bakmak koşuluyla davalı oğluna temlik ettiğini, ancak davalının kendisine bakmadığını ileri sürerek tapu iptali-tescile karar verilmesini istemiş; ölümü üzerine, bir kısım mirasçıları davayı sürdürmüştür.
Davalı, gerek davacı babasına ve gerekse annesine karşı tüm vazifelerini ifa ettiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının bakım aktinden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden, davaya konu …, …, … ve … nolu parsellerin davacı … adına kayıtlı iken, 24.12.1997 tarihli resmi akitte “ölünceye kadar bakım şartıyla” davalı oğlu …’e temlik edildiği; davacının yargılama sürerken 12.05.2015 tarihinde ölümü üzerine, geride mirasçıları olarak eşi …, kızları …, …, … ve davalı oğlu …’un kaldığı; davacının eşi ile kızları … ve …’nın davayı devam ettirdikleri; kızlardan …’in davayı devam ettirmediği gibi, 19.08.2015 tarihinde ölmesiyle geride kalan mirasçıları eşi … ile çocukları … ve …’nin mahkemeye verdikleri dilekçeler ile davaya muvafakatlerinin bulunmadığını, davayı sürdürmek istemediklerini bildirdikleri görülmektedir.
Bilindiği üzere dava, subjektif hakkına tecavüz edildiğini iddia eden kimsenin meşru hak ve menfaatlerinin korunması için mahkemeden hukuki koruma istemesidir. Mahkemeden hukuki koruma isteyen kimse de davacıdır.
Bunun yanında, her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Genel olarak mirasbırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçıya geçer. Bu nedenle dava sırasında taraflardan birisi ölürse ve istek de şahsa bağlı bir hak değil ise dava mirasçılar tarafından yürütülür.
Diğer taraftan, dava, devam ederken davacının ölmesi halinde mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan mirasçıların tümünün davayı birlikte yürütmeleri gerektiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK’nın) 60. maddesi gereğidir. HMK’nun 55. maddesine göre de, taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunda belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Mirasçılardan bazısı duruşmaya gelmezse gelen mirasçıya, gelmeyen mirasçıların olurlarının alınması ya da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun(TMK’nın) 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir. Temsilci atanırsa davaya temsilci huzuru ile devam edilir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, dava sürerken ölen davacı …’in tüm mirasçılarının davada yer almalarının zorunlu bulunduğu açıktır.
Hal böyle olunca, öncelikle ölen davacı …’in kendisinden sonra ölen kızı …’in mirasçıları olan eşi … ile çocukları … ve …’nin davaya muvafakat etmedikleri gözetilerek TMK’nın 640. maddesi uyarınca …’in terekesine temsilci atandırılması için davayı takip eden mirasçılara süre verilmesi ve atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının açıklanan nedenden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.