Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2016/13089 E. 2019/5875 K. 18.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13089
KARAR NO : 2019/5875
KARAR TARİHİ : 18.11.2019

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, uzun yıllardır yurt dışında yaşadığını, mirasbırakanlarından intikal eden dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile bir müteahhide verilmesi ve üzerine bina amacıyla erkek kardeşi olan davalı …’i vekil tayin ettiğini, adı geçen vekilin taşınmaz üzerine apartmanın yapılmasını sağladığını ve kendisine isabet eden dava konusu 7 nolu bağımsız bölümün adına tescil edildiğini, sonrasında dava konusu taşınmazını kiraya verdiğini ancak kiracısının haber vermesi üzerine taşınmazın davalı vekil … tarafından iş birliği içerisinde olduğu diğer davalı …’ya satış suretiyle devredildiğini öğrendiğini, davalılar ile görüşmeleri ve araştırmaları devam ederken taşınmazın davalı …’in avukatı olan ve başından beri tüm olayları bilen diğer davalı …’a satış suretiyle devredildiğini, tüm işlemlerin muvazaalı olarak ve vekalet görevinin kötüye kullanılması sonucu iradesi dışında gerçekleştiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar … ve …, taşınmazı bedeli karşılığında satın aldıklarını, davalı vekil … ile davacı arasındaki iç ilişkiyi bilemeyeceklerini, iyiniyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlar, diğer davalı … davayı cevap vermemiştir.
Mahkemece, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalıların el ve işbirliği içerisinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, dosyadaki mevcut deliller incelendiğinde; karardan sonra davacı vekilinin sunduğu 28.08.2017 tarihli dilekçesi ve taşınmazı cebri ihale sonucu satın aldığını beyan eden dava dışı …’nun bila tarihli dilekçesi ile, davalı … adına kayıtlı çekişmeli taşınmazın cebri ihale suretiyle 08.08.2017 tarihinde dava dışı … adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK) 125/1. maddesi “Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” hükmünü içermektedir.
Anılan düzenleme, kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi zorunlu bir usul kuralı olup, mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Hal böyle olunca, 6100 saylı HMK’nın 125/1. maddesi gözetilerek gerekli usuli işlemlerin yerine getirilmesi, ondan sonra işin esası hakkında karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır.
Davalı …’ın değinilen yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.