Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2016/14310 E. 2020/201 K. 15.01.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14310
KARAR NO : 2020/201
KARAR TARİHİ : 15.01.2020

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU KADINDA DÜZELTİM

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kayıt maliki ile davacının ayni kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hasımlı şekilde açılacak tapu iptali-tescil davası ile görülebileceğinden, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından bahisle reddine ilişkin karar, Dairece; “… 382. maddenin 2-ç/1. fıkrasında “Taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması” çekişmesiz yargı işi olarak sayılmış olup, niteliği itibariyle tapu kayıt maliki ile davacıların murisinin aynı kişi olduğunun tespiti işleri de bu tanıma uymaktadır. Hâl böyle olunca, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde çekişmesiz açılan bu tür davalarda hak sahibinin ortaya çıkarak iddiada bulunması halinde mülkiyet aktarımına sebep olunabileceği, bu halde davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, bozmaya uyulmakla tarafları yararına usuli kazanılmış haklar doğar. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, bozmada işaret edilen ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak davanın sonuca bağlanmasından ibarettir.
Ne var ki; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, kolluk ve nüfus kayıtları araştırmasında davacıdan farklı olarak ‘’ … ve … oğlu, 01.07.1859 doğumlu, 1912 yılında ölen …’in ‘’ tespit edildiği, dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarının celp edildiği ve sonuca gidildiği anlaşılmıştır. Ancak, davacı tarafın tüm delilleri toplanmamıştır. Davacı tarafa, tapu kayıt maliki ile aynı kişi olduğunu ispat etme olanağı verilmemiştir. Bu olanak, hak arama hürriyetinin doğal bir sonucudur. Davacı taraf, tapu kayıt maliki ile aynı kişi olduğunu kanıtlayamaz ya da tapu kayıt malikinin bir başkası olduğu anlaşılır ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği muhakkaktır.
Hal böyle olunca, bozma gerekleri yerine getirilerek tüm delillerin eksiksiz bir biçimde toplanması, işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi hatalıdır.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.