YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7447
KARAR NO : 2019/2370
KARAR TARİHİ : 03.04.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, 5737 sayılı Yasanın 17. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, … Vakfı’ndan icareli … ada … parsel sayılı taşınmazın 1/6 payı … Kızı … adına kayıtlı iken adı geçenin gaip olması sebebi ile … 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1993/862 Esas 1995/379 Karar sayılı ilamı ile … Defterdarının kayyım tayin edildiğini, kayyımla idare süresi olan 10 yıllık süre dolduğundan Hazine tarafından açılan iptal tescil davası neticesinde … 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/203 Esas 2012/36 Karar sayılı ilamı ile … kızı …’nin gaipliğine ve taşınmazın … adına tesciline karar verildiğini, 5737 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca taşınmazın vakfına rücu edeceğini ileri sürerek taşınmazın vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 5737 Sayılı Vakıflar Yasanın 17.maddesindeki koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın 1/6 payının 25.11.1957 tarihli kadastro ile “… kızı …” adına tespit ve tescil edildiği, … 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1993/862 Esas, 1995/379 Karar sayılı kararıyla adı geçen kayıt malikine 3561 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca … Defterdarının kayyım tayin edildiği, davacı Hazine tarafından açılan tapu iptal-tescil davası neticesinde … 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/203 Esas 2012/36 Karar sayılı kararı ile taşınmazdaki 1/6 payın Hazine adına tesciline karar verildiği ve 15.07.2013 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edildiği, taşınmaz üzerindeki … Vakfına ilişkin şerhin 15.7.1996 tarih ve 1618 yevmiye nolu işlemle taviz bedeli ödenmek suretiyle terkin edildiği anlaşılmaktadır.
Taviz bedeli ödenip şerh terkin edilmekle artık taşınmazın vakıfla ilişiği kesilmiştir. Dolayısıyla 5737 sayılı yasanın 17. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğundan söz etme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.