YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4326
KARAR NO : 2020/5865
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
.
Davacı, mirasbırakanları …’ın adına kayıtlı 479 parsel sayılı kargir dubleks ev vasıflı taşınmazını satış göstermek suretiyle oğulları olan davalılara devrettiğini, yapılan işlemin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, murisin kanser hastası olduğunu, her türlü bakım ve gözetiminin kendileri tarafından yapıldığını, dava konusu taşınmazın annelerinden intikal eden bir taşınmaz olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, murisin devir tarihinde davalılardan başka mirasçısının olmadığı, bu nedenle mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla duruşma günü olarak saptanan 10.11.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. … Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilenler vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 23.00 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/11/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Başkan
-KARŞI OY-
Dosya içeriği ve toplanan delillerden murisin 08.10.2013 tarihinde davalılar ile elbirliği halinde malik olduğu dava konusu taşınmazdaki payını satış suretiyle davalılara eşit paylarla temlik ettiği davacı ile 13.01.2014 tarihinde evlendiği 24.06.2014 tarihinde ise öldüğü, davacı ve davalılardan başka mirasçısının olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davada; murisin devir tarihinde davalılardan başka mirasçısının olmadığı bu nedenle mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle taraf delillerinin toplanmasına gerek görülmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Çoğunlukla ayrıldığımız husus mirasbırakanın sözleşme tarihinde mirasçısı olmayan sonraki tarihte evlendiği davacının, sözleşme tarihindeki mirasçıları davalılara yapılan temlikte muris muvazaasına dayanıp dayanamayacağı noktasındadır.
Bilindiği gibi muris muvazaasının esas dayanağını 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı oluşturur. Kararda “Bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Türk Medeni Kanunu’nun 507. ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olamayacağına” denilmiştir. Burada kendisinden mal kaçırılan mirasçı tabiri ile kasdedilen, muvazaalı sözleşme ile zarar gören bir veya birkaç mirasçı değil, terekedir. Mirasbırakanın muvazaalı işlem ile belirli bir mirasçıdan değil, tüm mirasçılardan (terekeden) mal kaçırması söz konusudur. Öte yandan; mirasçılık sıfatı, TMK’nın 599. maddesi uyarınca mirasbırakanın ölüm tarihine göre belirlenir. Mirasbırakanın terekesi bütün malvarlığı (alacak-borç) ile bir bütün olup, ölüm tarihinde tüm mirasçılar terekeye ortaktır. Mirasbırakanın ölümü tarihinde mirasçılık sıfatı taşıyan her bir mirasçının aslında kendisinin de ortak olduğu terekeye dahil iken muvazaalı olması nedeniyle geçersiz bir sözleşme ile şeklen bir başkasına temlik edilen taşınmazın tapu kaydının iptali için dava açmakta hem hukuki yararı hem de hakkı vardır. Dolayısıyla mirasçının muvazaa sözleşmesinin yapıldığı tarihte mirasçı olmamasının muvazaa davası açma hakkına etkisi olmayıp mirasbırakanın ölümü tarihinde mirasçı olması gerekli ve yeterlidir. (YGK 25.09.1996 tarih, 1996/1-440 Esas, 1996/638 Karar)
Sonuç itibariyle mirasbırakan sadece sözleşme tarihindeki mirasçılarından değil daha sonra mirasçı olacak kişilerden de mal kaçırabilir. Murisin asıl amacı ölümünden sonra bir hak talebini önlemektir. Muvazaalı işlemin amacı hiçbir ayırım göstermeksizin sözleşme tarihinde ve daha sonra mirasçı olanların tamamını aldatmaktır. Ayrıca muvazaa nedeniyle yapılan işlem başından itibaren geçersiz olup o hak terekeye ait olduğundan (mirasbırakanın ölüm tarihindeki mirasçı terekede hak sahibi olduğundan) işlem tarihinde mirasçı olmaması sonuca etkili olmayıp dava açma hakkı olduğundan işin esası incelenmeli tarafların delilleri toplanmalıdır.
Çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.