Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2017/4785 E. 2020/5631 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4785
KARAR NO : 2020/5631
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.10.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı vekili Avukat …geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR-
Dava, ölünceye kadar bakma akdine aykırılık nedeniyle sözleşmenin iptali ve tapu iptal-tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, 145 ada 14 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 3 numaralı meskeni ikinci eşi Kifayet’e ölünceye kadar bakma şartıyla tapuda devrettiğini, ancak eşinin bu şartı sonuna kadar gerçekleştiremeden öldüğünü ve mirasçı olarak önceki eşinden olan davalı oğlu ile kendisinin kaldığını, eşinin ölümünden sonra davalı mirasçının bakım borcunu yerine getirmediğini ileri sürüp Kifayet adına olan tapu kaydının iptali ile yeniden adına tescilini istemiştir.
Davalı, davacının dava konusu taşınmazı ölünceye kadar bakma akdi ile annesine devrettiği iddiasının doğru olmadığını, sözleşmenin resmi yazılı şekilde ispatlanması gerektiğini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusunun ölmesi halinde alacaklının 1 yıl içinde sözleşmenin feshini talep edebileceği, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar, Dairece ‘..Somut olayda; bu bildirim yapılmadığına göre davacının akde devam etme iradesini ortaya koyduğu, sözleşmenin mirasçılar ile sürdürüldüğü ve bakım borcunun mirasçılara geçtiği kabul edilmelidir.O hâlde, davacının eldeki davayı 818 sayılı BK’nın 517. (6098 sayılı TBK’nın 617.) maddesi uyarınca akde aykırılık hukuksal nedenine dayanarak açtığı gözetildiğinde, bu iddia yönünden taraf delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle hak düşürücü süreden dolayı davanın reddedilmesi doğru değildir.’ gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişme konusu 145 ada 14 parsel sayılı taşınmazın mesken vasıflı 3 numaralı bağımsız bölümünün davacı adına kayıtlı iken 19.04.2000 tarihinde ölünceye kadar bakıp beslemek, görüp gözetmek şartıyla …’a temlik edildiği, daha sonra davacı ile Kiyafet’in 12.08.2003 tarihinde evlendikleri ve Kiyafet’in 18.12.2011 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı eşi … ile daha önceki eşinden olma davalı oğlu … bıraktığı, davacı …’ın da karar tarihinden sonra 17.01.2019 öldüğü anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; ölünceye kadar bakma akdi 12.08.2003 tarihinde yapılmış olup, bakım borçlusu 18.11.2011 tarihinde ölmüştür. Bakım borçlusunun ölümüne kadar bakım borcunu yerine getirmediğine yönelik bir iddia ileri sürülmemiştir.
Bilindiği üzere, TBK 618.maddesi bakım borçlusunun ölümünü düzenlemektedir: Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir.
Somut olayda; bakım alacaklısı, bakım borçlusunun ölümü üzerine sözleşmeyi feshetmemiş ve bakım borçlusunun mirasçısı ile sözleşmenin devamı yönünde irade göstermiştir.
TBK 617.maddesinde düzenlenen sözleşmeden doğan borçlara aykırılık halinin, sözleşmenin tarafları için söz konusu olacağı hususu tartışmasızdır.
Eldeki davada, sözleşmenin tarafları davalının miras bırakanı Kifayet ile davacı …’tır. Davalı …, sözleşmenin tarafı olmadığına göre, sözleşmeye aykırılık sebebiyle fesihten bahsetmek mümkün değildir.
TBK 618.maddesi gereğince bakım borçlusunun ölümü halinde taşınmazın aynen iadesi mümkün olmadığına göre, bakım borçlusunun mirasçısından da bunun istenmesi söz konusu olamayacaktır.
Ne var ki, anılan kanunun yine 618.maddesi gereğince bakım borçlusunun iflası halinde, iflas masasından isteyebileceği parayı, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebileceği belirtilmekle; bakım borçlusunun ölüm tarihinden, davacı bakım alacaklısının ölüm tarihine kadar olan süre için gereken miktarın, lüzumu halinde bilirkişiye hesaplatılarak, bu bedelin hüküm altına alınması gerekirken hatalı değerlendirme ile tapu iptali ve tescil talebinin kabulü doğru görülmemiştir.
Davalının bu yönlere değinen ve yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03/11/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle TBK 618. maddesi gereğince bakım alacaklısının bakım borçlusunun ölümünden itibaren 1 yıl içerisinde mirasçılar ile sözleşmeyi devam ettirmek istemediğini bildirmediğine göre TBK 618. maddesinin uygulanmayacağı, akde devam etme iradesini ortaya koyduğu, bakım borcunun mirasçı davalı …’e geçtiği buna rağmen davalının bakım borcunu yerine getirmediği, kusurlu olduğu sabit olduğuna göre mahkemece verilen tapu iptal- tescil kararı doğrudur. Hüküm onanmalıdır. Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.