Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2018/1850 E. 2020/5855 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1850
KARAR NO : 2020/5855
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.11.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı … vekili gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davalıdan aldığı 45.000,00 TL borcun teminatı olarak maliki olduğu 53 ada 61 parsel sayılı taşınmazını davalıya temlik ettiğini, davalının anlaşmaya aykırı şekilde taşınmazın 1/4 payını dava dışı 3. kişiye satış suretiyle devrettiğini, taşınmazın değerinin borçtan fazla olması nedeniyle aldığı borcun taşınmazın değerinden mahsup edilerek bakiye miktarın kendisine ödenmesi veya borcun ödenerek taşınmazın iade edilmesi hususunda davalı ile anlaşamadıklarını, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/857 Esas sayılı dosyasında davalının taşınmazı teminat amaçlı aldığını ikrar ettiğini ileri sürerek, tapu kaydının 2/4 payının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde 65.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya 192 adet küçükbaş hayvan sattığını, satış bedeli olarak 65.000,00 TL’ye anlaştıklarını ancak bedel ödenmeyince taşınmazın devredildiğini, 2009 Mayıs-Haziran aylarına kadar satış bedeli ödenmez ise taşınmazın borca sayılmasına karar verildiğini, borcun ödenmediğini, kötü niyetli davanın açıldığı belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki inanç sözleşmesi gereği davacının edimini zamanında ifa etmemesi nedeniyle ifa uğruna edim olarak davalının taşınmazın mülkiyetini kendisinde saklı tutabileceği, mülkiyet iade borcu doğmayacağı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Husuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu 53 ada 61 parsel sayılı taşınmazı 23.02.2009 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği, davalının da taşınmazın 1/4 payını 05.05.2009 tarihinde dava dışı …’a satış suretiyle temlik ettiği sabittir.Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek veya idare olunmak üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Başka bir deyişle, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.
Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.
Uygulamada mesele, 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. Anılan İnançları Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların yazılı delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, yazılı delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.
Somut olayda, davalının dosya kapsamındaki ifadelerinden taraflar arasındaki inanç sözleşmenin varlığını ikrar ettiği hususunda bir tereddüt bulunmamakta olup, uyuşmazlık davacının borcunun net bir şekilde tespit edilmesi noktasında toplanmaktadır.
Hal böyle olunca; yukarıdaki ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle davacının davalıya olan borcu, net bir şekilde tespit edildikten sonra davalının 3 kişiye devrettiği ve dava konusu olmayan 1/4 payın değerinin borçtan mahsup edilmesi, kalan kısmın TBK.’nın 97. maddesi gereği mahkeme veznesine depo etmesi için davacıya süre tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun 371/1-a maddesi gereğince BOZULMASINA dosyanın kararı veren … 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.