YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2037
KARAR NO : 2020/5633
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.11.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. … Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali- tescil ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacılar, … doğumlu olup, orada yaşadıklarını, babaları …’in 1993 yılında, anneleri …’nın 2006 yılında öldüğünü, babalarından intikal eden kat mülkiyeti kurulu 7047 ada 10 parseldeki 3 nolu dükkanın işletilmesi ve diğer işlemler konusunda 29.02.2003 tarihinde akrabaları olan davalı …’yi vekil tayin ettiklerini, ancak vekilin görevini kötüye kullanarak anılan taşınmazı damadı ve torunu olan diğer davalılara işgal ettirdiğini, vekillikten azledip ödenmeyen kira bedellerinin ödenmesi ve varsa kira sözleşmelerinin kabul edilmediği konusunda ihtarname gönderdiklerini ancak sonuç alamadıklarını, bu konuda Kaymakamlığa yaptıkları şikayetin incelemesi sırasında sunulan kira sözleşmesinin geçersizliği ve el atmanın önlenmesi konusunda açtıkları davanın … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/188 Esas, 2011/433 sayılı kararı ile kabul edildiğini ve kesinleştiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, vekilin herhangi bir ödeme yapmayıp haksız kazanç sağladığını, diğer davalıların da durumu bilen kişiler olup kötüniyetli olduklarını, zararlarından onların da sorumlu olduğunu, anılan nedenlerden dolayı bilirkişi marifeti ile yapılacak keşif sonucu tespit edilecek zararın (ödenmeyen rayiç kira bedelleri vb.) vekalet tarihinden bu yana ödenmemesi nedeniyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili hususunda bu davayı açtıklarını ileri sürerek, belirsiz alacak davası mahiyetinde ki davalarının kabulü ile şimdilik 10.000.-TL manevi ve 10.000.-TL maddi zararının ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar vekili, davacıların annelerinin de sağlığında …’yi vekil tayin ettiğini, dava konusu yerde …’in kiracı olduğunu, bu konuda yazılı kira sözleşmelerinin bulunduğunu, davalı …’un ise vekaletle ve dükkanla ilişkisinin olmadığını, … ve … yönünden husumetten davanın reddi gerektiğini, 2003-2006 yılları arasında kira bedellerinin düzenli olarak davacıların annesinin banka hesabına gönderildiğini, anneleri öldükten sonra da davacıların amcaları…’in …’daki hesabına aktarıldığını, 2011 yılında da davacıların avukatına ödendiğini, taşınmazda yapılan tamirat ve tadilat masraflarının kiradan düşüldüğünü, davacıların gönderilen kira bedellerini kabul ederek kira ilişkisine onay verdiklerini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, maddi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı …’nin vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazı davalı torunu …’e işgal ettirdiği gerekçesi ile anılan davalılar yönünden ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteğinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, davalı …’un taşınmazla bir ilgisinin olmadığı gerekçesi ile onun yönünden husumetten davanın reddine ilişkin verilen karar, Dairece ‘…Hemen belirtmek gerekir ki, yasal şartların oluşmadığı belirlenmek suretiyle manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.Davacılar vekilinin öteki temyiz itirazları ile bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Öncelikle çekişme konusu taşınmazın tapuya ilk tescilinden itibaren tüm maliklerini gösterir tedavüllü tapu kaydı evrak arasına alınarak dava konusu bağımsız bölüme davacıların hangi tarihten itibaren malik olduklarının belirlenmesi, ondan sonra davacı tarafın maddi zararları konusunda dava dilekçesinde; ”…bilirkişi marifetiyle davaya konu dükkanda yapılacak keşif sonucu tespit edilecek zararın (ödenmeyen rayiç kira bedelleri vb.)” şeklinde yazılı olmasına karşılık ödenmeyen rayiç kira bedeli dışında ne gibi zararlarının bulunduğunu belirtmedikleri, aşamalarda da, dava dilekçesinde kısaca ”vb.” diye yazdıkları zararlarının nelerden ibaret olduğu hususunda açıklama getirmedikleri gözetildiğinde, 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesi hükmü uyarınca; davacı tarafa, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı maddi tazminat isteklerinin nelerden ibaret olduğunun, diğer bir söyleyişle vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan zararlarının neler olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklattırılarak belirlenmesi, ondan sonra yukarıda belirtilen ilkeler de gözetilmek suretiyle maddi tazminat isteği değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile maddi tazminat isteği yönünden yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.’gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda davalı … yönünden davanın reddine, davalı … ve … yönünden ecrimisil isteğinin kısmen kabulü ile 30.320,00 TL’nin 08/01/2011 tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline, manevi tazminat isteğinin ise reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacıların, kat mülkiyeti kurulu 7047 ada 10 parseldeki 3 nolu dükkanda 15.06.2010 tarihinde intikale istinaden malik oldukları, davacıların … makamlarında düzenlettirdikleri ayrı ayrı vekaletnameler ile 29.09.2003 tarihinde davalı …’yi vekil tayin ettikleri, taşınmazları kiraya verme ve kira bedellerini tahsil hususunda yetkisi bulunan vekil …’nin de, Vergi Dairesinden temin edilerek evrak arasına alınan yazılı kira sözleşmelerine göre, anılan dükkanı; 01.11.2003 başlangıç tarihli 1 yıllık kira sözleşmesi ile aylık 500.000.000 eski TL ile davalı …’a kiraya verdiği, sözleşmede mecurun bir başkasına devir edebileceğinin de kararlaştırıldığı, davalı kiracı …’ın da 20.07.2009 başlangıç tarihli 1 yıllık kira sözleşmesi ile aylık 500.-TL’den davalı …’a kiraya verdiği, en son olarak da vekil ….’ın 01.08.2009 başlangıç tarihli 5 yıllık yazılı kira sözleşmesi ile yine aylık 500.-TL’den taşınmazı davalı …’e kiraya verdiği, davacıların, davalı … hakkında 3091 Sayılı yasa kapsamında 02.03.2011 tarihinde Kaymakamlığa başvuru yaparak …’ın el atmasının önlenmesine karar verilmesini istedikleri, yapılan soruşturma neticesinde; …
Kaymakamlığınca 08.03.2011 tarihinde talebin reddedildiği, öte yandan, yine davacıların, davalı … aleyhine, 01.08.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ve taşınmazdan tahliyesi hususunda açtıkları davalarının … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21.09.2011 tarihli, 2011/188 Esas, 2011/433 sayılı kararı ile kabul edilerek, …’ın dava konusu dükkana el atmasının önlenmesine karar verildiği, anılan kararın, tarafların temyiz taleplerinden feragat etmeleri sebebi ile temyiz edilmeden 11.10.2011 tarihinde kesinleştiği, davacılar vekilin, … 10. Noterliği’nin 07.01.2011 tarih ve 303 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, davalı …’nin vekillikten azledildiği konusunda …’ye ihtarname keşide ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Eldeki davanın 11.01.2012 tarihinde açıldığı ve davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu gözetildiğinde, davacıların ecrimisil talep haklarının 11.01.2007 tarihinden dava tarihine kadarki süreci kapsayacağı kuşkusuzdur.
Ne var ki, taşınmazın 30.09.2011’de tahliye edildiği anlaşılmakla; davacıların tazminat isteyebileceği dönem 11.01.2007-30.09.2011 arası olacaktır.
Vekil …’nin, taşınmazı 01.11.2003 tarihinde davalı …’a kiraladığı, …’un da davalı …’e kiraladığı, 20.07.2009’da ise taşınmazı … kullandığına göre, 11.01.2007-20.07.2009 tarihleri arasındaki dönemde davalı …’un; 20.07.2009 ile 30.09.2011 tarihleri arasındaki dönemde ise davalı …’in sorumluluğu söz konusu olacaktır.
Hal böyle olunca, önceki bilirkişiden ek rapor veya lüzumu halinde yeni bir bilirkişiden rapor alınarak davalıların anılan tarihler arasındaki sorumlu tutulacakları tazminat miktarlarının belirlenmesi, davalılar tarafından yapılan ödemeler varsa ise hesaplanan tutardan mahsup edilerek bir sonuca gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davacıların bu yönlere değinen ve yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.