YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3527
KARAR NO : 2020/3355
KARAR TARİHİ : 02.07.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kadastro işlemi sırasında … ve … parsel sayılı taşınmazların miras bırakan … yerine hata suretiyle … adına tespitinin yapıldığını, taşınmazları imar ve ihya edenin murisleri olduğunu, … adında birinin bulunmadığını, davalılar murisi …’ın kadastro tespitinden önce ölmüş olduğundan tapu kaydında adı geçen ile aynı kişi olmadığını ileri sürüp yolsuz tescil nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile … mirasçıları olarak adlarına tesciline, olmadığı taktirde … parsel bakımından satış tarihi bedelinin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Dahili davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar, Dairece ilk kez; ‘’ … yukarıda açıklandığı şekilde mirasçı …’ın mirasçıların davada yer almalarının, dolayısıyla davaya iştiraklerinin sağlanması, ayrıca davanın hazineye de yöneltilmesi gerekirken eksik taraf huzuru ile işin esası hakkında karar verilmiş olması isabetsizdir. ‘’ gerekçesiyl bozulmuş, bozma ilamına uyularak mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro yasasının 12/3 maddesi gereğince açılan davanın reddine ilişkin karar Dairece ikinci kez; ‘’ … Dava dilekçesinin içeriği ve özellikle iddianın ileri sürülüş biçiminden; tespit maliki olarak gösterilen “… oğlu …” adında bir kişinin bulunmadığı, bu kaydın davacıların murisi “… oğlu …” adına oluşması gerekirken hatalı şekilde tutulduğu ve esasen kadastro tespit malikinin kendi mirasbırakanları olduğu da iddia edilerek eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Böylesine bir iddianın kadastro tespitinden sonraki nedenlere dayalı olduğu ve kadastro tespitinden önceki nedenlerle açılan davalarda uygulama yeri bulunan 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenmiş hak düşürücü sürenin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı açıktır. Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların göstermiş olduğu tüm deliller eksiksiz toplanması, işin esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, Davacılar Vekili ile Dahili Davalı Hazine Vekili ( katılma yoluyla ) süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacılar ile dahili davalı Hazine vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 18.50 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına
02/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.