Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2018/4296 E. 2020/3905 K. 09.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4296
KARAR NO : 2020/3905
KARAR TARİHİ : 09.09.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS (TAVZİH)

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, mirasbırakanları Hüseyin Matuk’un ölmeden önce adına kayıtlı 63 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 1/8 payını, 64 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/4 payını ve 64 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ¼ payını mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalı gelinine satış yolu ile temlik ettiğini, ayrıca 12/08/1993 tarihli ve 6895 yevmiye numaralı vasiyetname ile 63 ada 6 parsel sayılı taşınmazda kalan 1/2 payını da davalıya vasiyet ettiğini ileri sürerek mirasbırakanın tasarruflarının saklı payları oranında tenkisine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakanın diğer mirasçılardan mal kaçırma amacının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın, Yargıtay 2.Hukuk Dairesince, “…. davacılar Gülşen ve İsmi yönünden HUMK 409/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır…Mahkemece sadece 12.08.1993 tarihli vasiyetname ile yapılan tasarruf yönünden tenkis hükümlerinin uygulanması gerekirken bu husus nazara alınmadan satışa konu taşınmazların da tenkise tabi tutularak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesi ile bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile bir kısım davacı yönünden davanın açılmamaış sayılmasına karar verilmiş, verilen karar taraflarca temyiz edilmeksizin 07.01.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Davalı, 22.03.2016 havale tarihli dilekçesi ile, dosyada yer alan bilirkişi raporlarındaki değerlerin dava tarihi nazara alınarak, yeni Türk lirasından altı adet sıfır atılma işlemi dikkate alınmadan tespit edildiğini, bu durumun hükmün infazı sırasında çeşitli mağduriyetlere yol açacağını ileri sürerek davacılara ödenmesi gereken söz konusu miktarların günümüz koşullarına uyarlanmasını tavzihen istemiştir.
Mahkemece, davalı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiş, anılan ek karar Dairece ‘’… davalı tarafça, mahkemece verilen hükmün infaza ve icraya elverişli olmadığı, infazı sırasında mağduriyetlerin yaşanacağı gerekçesi ile tavzih talebinde bulunulduğu ve tavzih talebi sonrasında dosyaya sunulan dosya kapsamına uygun bilirkişi raporu ile de tavzih talebinin kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığına göre, mahkemece yazılı gerekçe ile tavzih talebinin reddine karar verilmesi isabetsizdir.’’ gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak 01.10.2015 tarihli kararın tavzihine karar verilmiştir.
Tavzih kararı, bir kısım davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi …’nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; bir kısım davacıların yerinde bulunmayan temyiz itirazın reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 18.50 TL. bakiye onama harcının temyiz eden bir kısım davalılardan alınmasına, 09.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.