Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2018/4629 E. 2022/3884 K. 16.05.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4629
KARAR NO : 2022/3884
KARAR TARİHİ : 16.05.2022

MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun reddine dair verilen karar, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, dava konusu 293 ve 294 parsel sayılı taşınmazların bir kısım davacılar ile bir kısım davacıların mirasbırakanları tarafından 16.02.1978 tarih ve 1179 yevmiye numaralı işlemle davalı … ve davalılar murisi …’tan satın alındığını, davaya konu taşınmazlar dışında 11 parça taşınmazın da aynı resmi senet ile maliklerinden satın alındığını, ne var ki dava konusu taşınmazların akdin ön sayfasında yazılmasına rağmen arka sayfasında belirtilmemesi nedeniyle taşınmazların önceki maliklerin adına kayıtlı bulunduğunu, yanlışlığın tapu memurunun işleminden kaynaklandığını, üzerinde ipotek ile satın alınan taşınmazların ipotek borçlarının davacılar tarafından ödendiğini, taşınmazın satın alma tarihinden itibaren davacıların tasarrufunda bulunduğunu, davalıların aradan geçen sürede hiçbir hak iddia etmediklerini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında davacılar adına tescilini talep etmiştir. Resmi senette alıcı olarak görünen şahıslardan … … … ile diğer bir kısım alıcıların mirasçıları yargılama aşamasında davaya katılma talebinde bulunmuştur.
2.3. Feri müdahale talebinde bulunan … … vekili, davaya konu 293 parsel sayılı taşınmazı tapu maliklerinden satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek sözleşmenin tapu kaydına şerhini talep etmiştir.

II. CEVAP
2.1. Davalı … vekili, 294 parsel sayılı taşınmazın müvekkili adına kayıtlı olduğunu ve halen hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, bir maddi hata söz konusu ise resmi senedin ön yüzünde meydana geldiğini, taşınmazın küçük bir köyde bulunması ve davacının ileri sürdüğü hususu bilmemesinin olağan olmaması nedeniyle davanın kötü niyetli olduğunu, TMK’nın 713.maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.2. Davalı Hazine, tapu müdürlüğünün kusurlu bir eylemi bulunmadığını, tarafların tescil hususunda anlaşamadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28/11/2017 tarihli ve 2012/124 E., 2017/1195 K. sayılı kararıyla; resmi senedin arka sayfasında dava dışı 11 parça taşınmazın belirtildiği ve bu taşınmazlara ilişkin tescil ve terkin işleminin yapıldığı, vekil … …’e verilen yetkinin sınırlı olduğu ve vekaletname tarihinden önce satın alınan davaya konu taşınmazları satma yetkisini kapsamadığı, tapu kaydı bulunan taşınmazların zilyetlikle edinilemeyeceği, işlem tarihinden itibaren geçen 35 yıllık sürede davacıların durumdan haberdar olmamasının olağan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
2.1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde iddiaları tekrarla müvekkillerinin ipotek bedelini ödediğine ilişkin makbuzların dosyaya sunulduğunu, satıcılar … ve …’in bunlardan başka taşınmazı bulunmadığından satış amaçlı vekaletnamenin başka bir taşınmaz için verilme olasılığının bulunmadığını belirterek kararınkaldırılmasını talep etmiştir.
2.2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen vekalet ücretinin ne şekilde paylaştırılacağının belirtilmediğini belirterek kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19/06/2018 tarihli ve 2018/345 E., 2018/965 K. sayılı kararıyla; davanın tapu sicilinin yanlış tutulmasına dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, resmi senedin aksinin aynı kuvvette delille kanıtlanması gerektiği, iddianın yazılı delille ispatı gerekirken yazılı delil sunulmadığı gerekçesiyle istinaf yoluna başvuru talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi’nce değerlendirilmediğini, davacı olarak iddialarını resmi senede dayandırdıklarını, tapu memurunun düzenlediği 16/02/1978 tarih ve 1179 yevmiye numaralı resmi senedin iddialarını doğruladığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022/1. maddesinde; “ Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.”
3.2.2. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosyanın incelenmesinde; dava dışı şahıslara ait 94, 97, 287, 288, 289, 291, 292, 295, 296, 297 ve 298 parsel sayılı taşınmaz ile davaya konu … adına kayıtlı 293 ve … adına kayıtlı 294 parsel sayılı taşınmazların 16/02/1978 tarihli ve 1179 yevmiye numaralı satış senedine konu edildiği, davaya konu iki parça taşınmazın senedin ön sayfasında belirtilmesine rağmen arka sayfasında belirtilmediği, düzenlenen bu satış senedi sonucunda dava dışı taşınmazların vekil … … aracılığıyla davacılara satıldığı; davaya konu satışın öncesinde ise dava dışı taşınmaz maliklerinin 25/02/1969 tarihinde … … … ve … … …’ı vekil kılarak taşınmazları önceki maliki …’den 17/07/1969 tarihinde 1810 yevmiye numaralı işlemle satın aldıkları, aynı tarihte 1811 yevmiye numaralı işlem ile … Bankası’ndan kredi çekilerek taşınmazlar üzerine ipotek konulduğu, bu işlemleri gerçekleştiren her iki vekilin de sırasıyla 26/12/1977 ve 06/01/1978 tarihlerinde davaya konu satış işlemini gerçekleştiren … …’ü aynı yetkilerle tevkil ettiği, davaya konu 16/02/1978 tarihli satış sırasında taşınmazlar üzerinde … Bankası lehine tesis edilen 17/07/1969 tarihli ipoteğin bulunduğu, dava dışı taşınmazlar yönünden bu ipoteklerin 31/01/2001 tarihinde fekkedildiği, davaya konu taşınmazlar yönünden ise 25/11/2011 ve 25/01/2012 tarihlerinde fek yazılarının yazıldığı, … Bankasına olan borçlarının bir kısmının davacı alıcılar tarafından ödendiğine dair makbuzların dosyaya sunulduğu, davaya konu 293 ve 294 parsel sayılı taşınmazın 06/03/2012 ve 09/03/2012 tarihlerinde düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi ile … ve … tarafından feri müdahil … …’a vaat edildiği anlaşılmıştır.
3.3.2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu satış senedinin ön yüzünde satışa konu edilen 13 parça taşınmazın, davaya konu 2 adedinin senedin arka yüzüne yazılmamasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.3.3. 16/02/1978 tarihli ve 1179 yevmiye numaralı satış senedinin ön yüzünde davaya konu taşınmazların satıldıkları belirtilmekle birlikte arka yüzünde 293 ve 294 parsel sayılı bu taşınmazlar yazılmamış olmasına rağmen, senette bu taşınmazların satılmadığına ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Diğer yandan, bu taşınmazlar da dava dışı taşınmazlarla birlikte ipotekli olarak satın alındığı, ipotek bedelleri davacılar tarafından ödendiği gibi, zilyetliği de davacı tarafa devredilen taşınmazların 1987 yılından dava tarihine kadar davacılar tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
3.3.4. Hal böyle olunca; tarafların gerçek iradeleri esas alınmak suretiyle senedin arka yüzündeki eksikliğin maddi hatadan kaynaklandığı değerlendirilmek suretiyle senedin ön yüzündeki bilgilere itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

3.3.5. Kabule göre de, bir kısım davacının karar başlığında gösterilmemesi, ölü davalılar … ve …’in mirasçıları davaya dahil edilmiş olmalarına rağmen karar başlığında davalı olarak gösterilmeleri, ayrıca feri müdahil … …’ın davalı olarak gösterilmesi yerinde değildir.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 16/05/2022 tarihinde kesin olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi.

(Muhalif)

-MUHALEFET ŞERHİ-

Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, davacıların istinaf talebi Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Dava konusu 293 ve 294 parseller 16/02/1978 tarihli resmi senedin ön yüzünde dava dışı 11 adet parsel ile birlikte yazılmış ise de, resmi senedin taraflarca imzalanan arka yüzünde bu parsellerin yer almadığı, resmi senede dayalı tescil işleminin de dava dışı 11 adet parsel yönünden gerçekleştirildiği, dava konusu parsellerin halen davalılar adlarına kayıtlı bulunduğu, davalılar tarafından verilen 06/01/1978 tarihli vekaletnamede vekil … …’e sadece iş bu vekaletnameye dayanarak satın alacakları gayrimenkulleri satma yetkisi verdikleri, önceden malik oldukları taşınmazlar yönünden vekilin satma yetkisi bulunmadığı, davalıların dava konusu parsellere vekaletname düzenleme tarihinden önce malik oldukları anlaşılmaktadır.
Sayın çoğunluk, dava konusu taşınmazların parsel numaralarının resmi senedin ön yüzünde diğer dava dışı 11 adet taşınmaz parsel numaraları içinde yazılmış olmasının satış iradesini ortaya koyduğu ve iptal, tescil kararı verilmesi gerektiği düşüncesindedir.
Bilindiği üzere, TMK’nın 705/1 maddesi uyarınca taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Tescilden önce mülkiyetin hangi hallerde kazanılacağı sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında gösterilmiştir.
Öte yandan, TMK’nın 1022/1 maddesi uyarınca ayni haklar kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır. TMK’nın 1021. Maddesinde de kurulması kanunen tescile tabi ayni hakların, tescil edilmedikçe varlık kazanamayacağı düzenlenmiştir. Değinilen yasa hükümlerinde öngörüldüğü üzere, hukukumuzda ayni hakkın doğumu veya ortadan kaldırılması tescil işleminin yapılmış olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle bir hak tescil edilmedikçe aynı hak niteliğini kazanamaz. Mülkiyetin nakledildiğinden söz edilemez. Belirtilen yasal düzenlemelere göre, davaya konu olayda intikali sağlayan tescilin yapılmadığı gözetildiğinde, dava konusu parsellerin mülkiyetinin davacıya geçtiği söylenemez.
Dava konusu parseller satış sözleşmesinin ön kısmında belirtilmiş olsa da, imzaların yer aldığı arka kısımda bulunmadığı, arka kısımnda yazılı 11 adet parsel yönünden tescil işleminin gerçekleştirildiği, davalılar tarafından verilen 1978 tarihli vekaletnamede vekil … …’e sadece iş bu vekaletnameye dayanarak satın alacakları taşınmazları satma yetkisi verdikleri, davalıların çekişmeli parselleri 1969 yılında edindikleri ve bu parseller yönünden vekilin satış yetkisi de bulunmadığı, dava konusu parsellerin mülkiyetinin davacılara naklini sağlayacak geçerli bir işlem bulunmadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olması ve Bölge Adliye Mahkemesince de davacıların istinaf isteğinin reddine ilişkin hükmün usul ve yasaya uygun olduğu ve onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.