Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/1457 E. 2020/4266 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1457
KARAR NO : 2020/4266
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, mirasbırakan babaannesi …’in dava konusu 8 no’lu bağımsız bölüm ve 30456 ada 14 parsel sayılı taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdi ile davalı oğlu…’e, …’in de yakın arkadaşı olan diğer davalı …’e satış suretiyle devrettiğini, tüm işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmadığı takdirde şimdilik 300.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı …’den tahsilini istemiştir.
Davalı …, uzun zamandır hasta olan mirasbırakana yıllarca baktığını, temliklerin muvazaalı olmadığını; diğer davalı …, taşınmazları bedeli karşılığında satın aldığını, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; “…Mahkemece, son kayıt malikinin iyiniyetli bulunduğu ve TMK nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanması gereken kişi olduğu saptanarak bu olgu benimsenerek tapu iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ancak, ölünceye kadar bakma akti ile yapılan temlikin muvazaalı olduğu ileri sürülerek davalı … yönünden tazminat isteğide bulunduğu son kayıt malikinin de edinmesinde iyi niyetli olduğu belirlendiğine göre bu istek bakımından keyfiyetin değerlendirilmesi gerekeceği açıktır…Somut olaya gelince; yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde mahkemece, miras bırakanın temlike konu ettiği taşınmazlar haricinde başkaca malvarlığının bulunup bulunmadığı yönünde yeterince araştırılma yapılmış değildir. O halde, murisin başkaca malvarlığının saptanması halinde keşif yapılarak temlike konu taşınmazlarında değerinin tespit edilip üzerindeki mal varlığı ile kıyaslanması, temliklerin hoşgörü sınırları içerisinde makul olup olmadığının değerlendirilmesi, diğer taraftan bir kimsenin kendisine bir veya bir kaç taşınmaz karşılığı baktırması olanaklı iken tüm malvarlığını elden çıkartmak suretiyle bakımını temin etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmeyeceğininde gerekçeleri ile ortaya konulması, ondan sonra davacının tazminat isteği yönünden gerekli değerlendirmenin yapılması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek neticeye gidilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin ise kabulü ile 117.210,61-TL’nin davalı …’den tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak, tapu iptali ve tescil isteği yönünden davanın reddine; tazminat isteği yönünden ise, mirasbırakanın davalı …’e yaptığı temliklerin muvazaalı olduğu saptanarak davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı …’in bu yöne ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
Öte yandan, mirasbırakanın ölünceye kadar bakma akdiyle yaptığı temlike ilişkin muris muvazaası iddiasına dayalı davada, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğu tespit edildiğine göre, bu durumda muris muvazaasına dayalı davanın kabul edilmesi suretiyle tazminata hükmedilmesi gerekirken, tenkis talebi olmamasına rağmen, tenkis hükümleri gereğince hesaplanan tazminata hükmedilmiş olması doğru değil ise de, bu husus davacı tarafından temyize getirilmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Davalı …’in diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, HMK 326/2. maddesine göre davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa yargılama giderleri tarafların haklılık oranına göre paylaştırılır.
Somut olayda, tazminat isteği yönünden dava kısmen kabul edildiğine göre, davalı … tarafından yatırılan ve 1.471,80 TL’si harcanan gider avansının, kabul-red oranına göre hesaplanan 897,80 TL’sinin davacıdan alınarak davalı …’e verilmesine karar verilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmamış olması doğru değildir.
Ne var ki; anılan bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükme 9. bent eklenerek; “Davalı tarafından yapılan toplam 1.471,80 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre belirlenen 897,80 TL’sinin davacıdan alınarak davalı …’e verilmesine” cümlesinin yazılmasına, davalı …’in bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.