YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1615
KARAR NO : 2020/5610
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası …’ın maliki olduğu 999 ada 10 parsel sayılı taşınmazın … … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 26.02.2003 tarih ve 2003/42 Esas 2003/38 Karar sayılı veraset ilamı ile davalı mirasçılarına intikal ettiğini, … Aile Mahkemesi’nin 2012/74 Esas 2013/84 K sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda mirasbırakanın hükmen babalığına karar verildiğini, … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20.05.2013 tarih ve 2012/463 Esas 2012/470 Karar sayılı veraset ilamı uyarınca kendisinin tek mirasçı olduğunun saptandığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar Dairece”… Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır… Ne varki; davacının dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak bir değer belirtmediği, yargılama sırasında da taşınmazların değeri konusunda bir açıklama yaptırılmadığı, keşfen değerin saptanmadığı ve harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edildiği, hükümde de maktu karar ve ilam harcı alınmakla yetinildiği görülmektedir… Hâl böyle olunca, öncelikle dava dilekçesinde davacı tarafından bir değer gösterilmediği gözetilerek, davacıya çekişme konusu taşınmazların değerinin sorularak açıklattırılması, değere itiraz edilmesi halinde mahkemece keşfen dava değerinin belirlenmesi ve belirlenecek dava değeri üzerinden nispi tarifeye göre peşin harcın tamamlatılması, bu koşul yerine getirildiği taktirde davaya devam edilerek işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir. Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davalılara yapılan intikalin yolsuz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; …-… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 26.02.2003 tarih, 2003/42 Esas ve 2003/38 Karar sayılı hasımsız veraset ilamına göre mirasbırakan …’ın 01.02.2003 tarihinde ölümü ile geride davalı babası … ile davalı kardeşleri …, …, …, … ve …’in kaldığının tespit edildiği, davacının mirasbırakanın tespit edilen mirasçıları ile mirasçılardan …’nın mirasçıları aleyhine … Aile Mahkemesi’nin 2012/74 Esas ve 2013/84 K sayılı dosyası ile açtığı babalık davasının kabul edildiği ve mirasbırakan ile soybağının kurulduğu, davacının … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/463 E ve 2013/470 K sayılı dosyası ile hasımsız açtığı dava sonucunda mirasbırakan …’ın tek mirasçısı olduğunun tespit edildiği, çekişme konusu 999 ada 10 parsel sayılı taşınmazdaki 71/142 payın mirasbırakan adına kayıtlı iken …-… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2003/42 Esas ve 2003/38 Karar sayılı veraset ilamına göre davalılara intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, ketmi verese (mirasçılığın gizlenmesi) davalarında uyuşmazlık hasımlı olarak alınacak veraset ilamı ile çözümlenebilecektir.
Somut olaya gelince; hem intikale esas alınan veraset ilamı hem de davacının mirasçılığını gösteren ve karara dayanak alınan … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20.05.2013 gün ve 2013/463 Esas, 2013/470 Karar sayılı veraset ilâmı hasımsız alınmış olup, mirasçılık belgelerinin aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu gözetilerek bu konudaki uyuşmazlığın hasımlı veraset ilamı alınarak açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Ne var ki, davacı tarafından dosyaya hasımlı veraset ilamı sunulmadığı gibi kendisine hasımlı veraset ilamı alması için olanak da tanınmamıştır.
Hâl böyle olunca; davacıya hasımlı veraset ilamı alması için olanak tanınması, alınacak hasımlı mirasçılık belgesinde davacının mirasçı olduğu ve taraf ehliyetinin bulunduğu belirlendiği takdirde işin esasının incelenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekirken değinilen husus üzerinde durulmaksızın yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalılar …, …, …, …’ın yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.11.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava, yolsuz tescil (ketmi verese) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, murisin tek mirasçısının davacı kızı olduğunun kesinleşen babalık davası ve alınan veraset ilamı sonucu tespit edildiği, dolayısıyla tapuda yapılan intikal işleminin yolsuz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten de, davacı tarafından davalılar hasım gösterilmek suretiyle açılan babalık davasında … Aile Mahkemesinin 2012/74 Esas, 2013/84 Karar sayılı ilamı ile mirasbırakan …’ın, davacı … …’in babası olduğunun tespitine karar verilmiş ve karar kesinleştikten sonra nüfusta muris babasının hanesine kızı olarak kaydedilmiştir. … 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/463 Esas, 2013/470 Karar sayılı mirasçılık belgesinde de mirasbırakan …’ın 01.02.2003 tarihinde vefatı ile mirasının tamamının davacı kızı…’a aidiyetine karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, davacının murisin kızı ve tek mirasçısı olduğu davalıların da taraf bulunduğu kesinleşen Aile Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş ve nüfusuna kaydedilmiş olduğuna göre, davalılar adlarına tapuda yapılan intikalin yolsuz olduğu açıktır. Bu durumda, ortada miras hakkının aidiyeti konusunda bir ihtilaf bulunmadığından, davacıya yeniden davalıları hasım gösterip veraset ilamı alması gerektiği yolundaki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz, karar onanmalıdır.