YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1884
KARAR NO : 2020/5835
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalıların istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası …’nın 3493 parseldeki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri ara malik kullanmak suretiyle davalı çocukları … ve …’e, 3 nolu bağımsız bölümü ise bizzat davalı oğlu …’a satış suretiyle temlik ettiğini, kısa aralıklarla devredilen 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerde ara maliklerin hiçbir zaman zilyet olmadığını, ayrıca mirasbırakan ve davalı kardeşleri ile arasının açık olduğunu, tüm işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
Davalılar, iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakanın davacıya da altın ve para verdiğini, davacının evini yaptırmasına maddi katkıda bulunduğunu, mirasbırakanın paraya ihtiyacı olduğu dönemlerde dava konusu taşınmazları sattığını, kendilerinin de bedellerini ödeyerek devraldıklarını, mirasbırakanın mal kaçırma kastının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece Mahkemesince, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilinin istinafı üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1932 doğumlu mirasbırakan …’nın 05.11.2015 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı oğlu … ve davalı çocukları …, …, … ile dava dışı eşi …’in kaldığı, mirasbırakan …’in maliki olduğu 1 nolu bağımsız bölümü 09.04.2003 tarihinde satış suretiyle dava dışı eşi …’ya, …’in 22.09.2006 tarihinde dava dışı … …’a, …’ın da 25.05.2007 tarihinde davalı …’e satış yoluyla temlik ettiği; dava konusu 2 nolu bağımsız bölümün mirasbırakan tarafından 01.10.2009 tarihinde satış suretiyle dava dışı … …’a, …’nın da 24.01.2011 tarihinde davalı …’e satış suretiyle temlik ettiği; mirasbırakanın maliki olduğu 3 nolu bağımsız bölümü de 27.12.1996 tarihinde davalı oğlu …’a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (nitelikli-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve l.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 s. Türk Medeni Kanunu’ nun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237 (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince, davalılar, mirasbırakanın davacıya da nakit para ve altın yardımı yaptığını belirterek denkleştirme savunmasında bulundukları halde bu savunma üzerinde durulmadan sonuca gidildiği gibi, dava konusu 1 nolu bağımsız bölüm mirasbırakan tarafından önce tarafların annesi …’e, ondan 3. kişi …’a, … tarafından da davalı …’e devredilmiş; 2 nolu bağımsız bölüm ise mirasbırakan tarafından önce 3. kişi …’ya, … tarafından da davalı …’e devredilmiş olup, mahkemece ara maliklerin kim oldukları, edinimlerinden sonra taşınmazları kullanıp kullanmadıkları, taraflara yakınlık durumları gibi olgular üzerinde de durulmamış, bu hususlar tanık beyanları ile açıklığa kavuşturulmamıştır.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca, davalıların denkleştirme savunması üzerinde durularak mirasbırakanın tüm mirasçılara kazandırmada bulunup bulunmadığının, davacıya da menkul vs. verip vermediğinin, ara maliklerin kim olduklarının ve durumlarının tüm tanıklar yeniden dinlenerek açıklığa kavuşturulması, böylelikle mirasbırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalıların, değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren … 11. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 09/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.