Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/2737 E. 2020/5854 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2737
KARAR NO : 2020/5854
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Davacılar, 9444 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 8 nolu bağımsız bölümün üçüncü kişi adına kayıtlı iken satış bedelinin mirasbırakan … … tarafından ödenerek 1/2’şer paylı olarak mirasbırakan ve davalı … adına tescil edildiğini, daha sonra mirasbırakanın adına kayıtlı 1/2 payın intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini davalı …’e satış suretiyle temlik ettiğini, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; “…Somut olayda taraf delilleri ve yukarıda açıklanan ilkeler bir arada değerlendirildiğinde davalıya yapılan temlikin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davacılar vekilinin 26.10.2011 tarihli oturumdaki beyanı da dikkate alınarak taşınmazın ½ payı bakımından iptal ve tescil isteğinin kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde taşınmazın tümü üzerinden davanın kabulü doğru olmadığı gibi, davadaki istek terekeye iade olup, mirasçı … bu istek nedeniyle davada taraf gösterildiğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken diğer davalıyla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş olması da isabetli değildir. Kabule göre de; tapu iptal edilerek miras bırakan …’in mirasçıları adına payları oranında tescile karar verilmesi gerekirken, infaz sırasında kuşkuya yol açacak şekilde terekeye iade şeklinde hüküm tesisi doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bu kez Dairece; “…Ne var ki; mahkemece gizli bağış niteliğindeki işlem yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. O halde, gizli bağış niteliğindeki 1/2 pay yönünden bu tür kazandırmalarda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı gibi tenkis de istenmediğinden bu pay yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, gizli pay yönünden açılan davanın reddine, diğer talepler bakımından karar kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen karar Dairece bu kez; “bozma ilamına konu olmayan kısımlar bakımından hüküm kurulmadan, sadece bozma ilamında değinilen yönlerden hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, “gizli pay yönünden açılan davanın reddine” denilmek suretiyle hangi pay bakımından davanın reddedildiğinin açıkça belirtilmemesi ve yargılama giderleri bakımından da herhangi bir hüküm kurulmadan sonuca gidilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde HMK’nın 297/2. maddesi uyarınca infaza elverişli biçimde hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazlı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir…” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmakla davalı … bakımından davanın reddine, diğer davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.11.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalılar … … vd. vekili gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin işin esasına yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine.
Ancak, davada, mirasbırakan adına tapu iptal-tescil isteğinde bulunulmuş olup terekeye dönüş niteliğindeki bu istek gözardı edilerek mahkemece yalnızca davacıların miras payı oranında kabulüne karar verilmesi, fazlaya ilişkin istek yönünden davanın reddedilmesi doğru değilse de; bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 3. fıkrasının tamamen hükümden çıkarılarak yerine; “Dava konusu … ili, … ilçesi, … mah., 9444 ada, 1 parsel sayılı taşınmazdaki 2. Kat, 8 nolu bağımsız bölüm taşınmazda davalı … adına kayıtlı 1/2 tapu kaydının mirasbırakan … …’e ait … 1. Sulh Mahkemesinin 2010/1289 Esas, 2010/1096 Karar sayılı veraset ilamındaki mirasçıların payları oranında iptali ile bu oranda mirasçılar adına tesciline,” cümlesinin yazılmasına, hükmün 4. fıkrasının hüküm yerinden çıkarılmasına, davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.02.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.540 TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.