Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/2767 E. 2019/5916 K. 19.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2767
KARAR NO : 2019/5916
KARAR TARİHİ : 19.11.2019

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı …, davacı …’nın vekili olan davalı … tarafından …’nın maliki olduğu dava konusu … ada … parseldeki 2 nolu bağımsız bölümün 04.04.2005 tarihinde satış suretiyle davalı …’e, … tarafından da 07.01.2008 tarihinde diğer davalı …’ye devredildiğini, temliklerin ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenleriyle geçersiz olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı … adına tesciline, mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 35.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, aşamada …’nın ölümü üzerine terekesine temsilce atanarak yargılamaya devam edilmiştir.
Davalı …, temlikin davacının iradesine uygun yapıldığını, …’nın kendisini 26.01.2007 ve 24.01.2007 tarihli ibranameler ile ibra ettiğini, davalı …; taşınmazı gerçek piyasa değeri üzerinden, davalı … de; 100.000 TL bedelle devraldığını, satış bedelini davalı …’in banka hesabına yatırdığını, bakiye miktarı ise elden verdiğini, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın redddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; hem Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun, hem de Genel Kurul raporlarıyla, davacı …’nın vekaletname tarihi olan 25.08.1999 tarihinde ve ibraname tarihi olan 26.01.2007 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun saptandığı gözetildiğinde ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil isteğinin reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı, davalı … yönünden vekalet görevinin kötüye kullanılması, davalı … yönünden iyiniyet araştımasının tamamlanmasından sonra bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının davalı …’i ibra ettiği, diğer davalıların iyiniyetli oldukları gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar bu kez Dairece; “…davalı …, dava konusu taşınmazı gerçek piyasa değeri üzerinden bedeli karşılığında devraldığı savunmasında bulunmuş, davalı … tanıkları ise davalının çekişmeli taşınmazı 55000-TL bedel karşılığında temlik aldığını beyan etmiş olup taşınmazın …’e devredildiği 04.04.2005 tarihindeki gerçek değerinin 82.000TL olduğu, öte yandan; taşınmaz davalı …’e 04.04.2005 tarihinde devredilmiş olmasına rağmen davacı … ve davalı vekil …’in ortak banka hesabına davalı …’nin 17.01.2004 tarihinden 17.08.2007 tarihine kadar dava konusu taşınmazın kira bedelini gönderdiği, davalı …’nin de savunmasında taşınmazın 2005 yılında el değiştirmiş olduğunu bilmediğini, … tarafından kendisine kira bedellerinin
ödenmesi için herhangi bir bildirimde bulunulmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla davalı …’in taşınmazı devralmasına rağmen kira bedelini talep etmediği, satış bedelini ödediğini ispatlayamadığı ve taşınmazın saptanan gerçek değeri de gözetildiğinde davalılar … (vekil) ve ilk el …’in el ve işbirliği içinde davacıyı zararlandırdıkları sonucuna varılmaktadır. Son malik davalı …’ye gelince, davalının uzun yıllar çekişmeli taşınmazda kiracı olarak oturduğu, taşımazı temlik aldığı tarihe kadar kira bedelini davacının banka hesabına yatırdığı, mevcut durumu bilebilecek konumda olduğu dolayısıyla iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği açıktır. Hal böyle olunca; tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi …’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde ve özellikle, hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.
Ancak, 4721 sayılı TMK’nun 28/1. maddesinde; “Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.” düzenlemesi karşısında davacının yargılama sırasında 28.04.2012 tarihinde ölümü ile kişiliğinin son bulduğu gözetilmeksizin ölü kişi adına tescile karar verilmesi isabetsizdir.
Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün 1.fıkrasında yer alan “… ölü davacı …(TC …) adına tapuya tesciline,…” ibaresinin hükümden çıkartılarak, yerine “……’a ait … 6. Sulh Hukuk mahkemesinin 29/07/2008 tarih 2008/837 esas 2008/927 karar sayılı ilamı ile düzenlenen veraset ilamındaki mirasçıları adına miras payları oranında tesciline…” ibaresinin yazılmasına, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.