Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/3469 E. 2020/4548 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3469
KARAR NO : 2020/4548
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM,TAZMİNAT

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar-birleştirilen davada davalılar, dava dışı …’ın 199 parsel sayılı taşınmazdaki 105/9116 payını 07.06.1993 tarih 2159 yevmiye sayılı resmi akitle dava dışı Zeki Piçak’a sattığını; anılan 105/9216 pay Zeki üzerinde kayıtlı iken, gerek tapu kaydında gerekse resmi akitte 105 olan payın başına “2” rakamı eklenmek suretiyle payın 2105/9216 olarak tahrif edildiğini; Zeki’nin de, tahrif edilmiş olan bu 2105/9216 payını 16.10.1996 tarih 4843 yevmiye sayılı resmi akitle eşit olarak (2105/18432’şer) kendilerine satış suretiyle temlik ettiğini; tapuda satın aldıkları toplam 2105/9216 payın gerçek oranının 105/9216 olduğunu sonradan öğrendiklerini, bu durumun kayıtlardaki tahrifattan kaynaklandığını, zarara uğradıklarını, tapu sicillerinin tutulmasında Hazinenin sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, hem pay azalmasından kaynaklanan zararlarının hem de taşınmaz üzerinde inşa ettikleri muhdesatın değerinin tazminini istemişlerdir.
Davalı-birleştirilen davada davacı, davanın idari yargı mercilerinde açılması gerektiğini, davacıların zarara uğraması ile idare arasında illiyet bağının bulunmadığını, istenilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş; birleştirilen davada ise davacılar adına kayıtlı pay fazlalıklarının düzeltilmesi talep etmiştir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne ilişkin karar, Dairece; “… Somut olayda saptanan olgular yukarıda değinilen ilke ve düzenlemeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, tapu kaydında yapılan tahrifat nedeniyle asıl dava bakımından yazılı olduğu üzere tazminata karar verilmesinde ve birleşen dava bakımından da pay oranlarının düzeltilmesine hükmedilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Öte yandan, paylı mülkiyete konu taşınmazda davacıların mülkiyet hakları tamamen ortadan kalkmadığından, paylı mülkiyet hükümleri uyarınca taşınmazda meydana getirdikleri muhdesattan ötürü herhangi bir hak kayıplarının söz konusu olmayacağı benimsenerek muhdesat bedelinin tazmini isteğinin reddedilmesi de doğrudur. Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ancak, taşınmazda kısmi kamulaştırma yapıldığı sabit olup, davacıların da kamulaştırma bedeli aldıkları ileri sürüldüğünden, sebepsiz zenginleşmeye yol açılmaması ve mahsup def’isinin dikkate alınması yönünden bu hususun araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir. Kabule göre de, kısmen kabule ilişkin verilen kararlarda reddedilen kısım üzerinden ayrıca harç alınmasına gerek olmadığı gözetilerek artan harcın davacılara iadesine karar verilmesi yerine, kabul-ret oranlaması yapılması doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden, Vakıfbank ve lehine kamulaştırma yapılan idareye (TEİAŞ) yazılan müzekkere cevabi yazıları ile asıl dava davacılarının kamulaştırma bedeli almadıklarının anlaşıldığı gerekçesi ile bozma öncesi hükmedelin 286.458,34 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine’den tahsiline; birleştirilen dava yönünden ise davanın kabulü ile davalılar adına kayıtlı 2015/18432’şer payın ayrı ayrı 105/18432’şer olarak tashihine karar verilmiştir.
Karar, davalı-birleştirilen davada davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına
,28/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.