YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3728
KARAR NO : 2020/5808
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, korkutma (ikrah – tehdit) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, ekonomik sıkıntıya girmesi nedeniyle davalı …’den faiz karşılığı borç para aldığını, borçlarını ödeyemez hale geldiğinde, davalı ve ailesinin baskı ve tehditleri sonucu kayden maliki olduğu 6530 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 24 nolu bağımsız bölümü davalıya satış suretiyle devrettiğini, ikrah nedeniyle temlikin geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında, davalı …’ın çekişmeli taşınmazı …’e devretmesi üzerine HMK’nın 125. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil talebini yeni malike yöneltmiştir.
Davalı …, iddiaların doğru olmadığını, davacının borçları karşılığında taşınmazı satmak zorunda kaldığını belirtmiş; dahili davalı …, taşınmazı yatırım amaçlı olarak satın aldığını, bedelini nakit olarak ödediğini, davacı ve davalı arasındaki ilişkiyi bilmediğini, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, şartları oluşmadığından tasarrufun iptali davasının ve dahili davalının kötü niyeti ispat edilemediğinden tapu iptali-tescil davasının reddine ilişkin karar, Dairece; eldeki davanın ikrah hukuksal sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğu, mahkemece bu yönde araştırmanın yapılmasının ve kayıt malikinin iyiniyetli olup olmadığının araştırılmasının gereğine işaret edilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının haciz ve icra tehdidi ile taşınmazını devrettiği bu bakımdan kanunun aradığı anlamda ikrahtan bahsedilemeyeceği, şikayet dilekçesi ile dava tarihi arasında 1 yıldan fazla sürenin geçtiği, dahili davalının iyi niyetli olduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının kayden maliki olduğu 6530 ada 1 parseldeki 24 nolu bağımsız bölümü 12.04.2006 tarihinde davalı …’e satış suretiyle devrettiği, davalının yargılama sırasında 28.08.2009 tarihinde çekişmeli taşınmazı dahili davalı …’e satış suretiyle temlik ettiği; davacı ve dava dışı müştekilerin şikayeti ile başlayan soruşturmada davalı … ile birlikte dava dışı babası …, dava dışı kardeşleri …, … ve diğer dava dışı sanıklar hakkında … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/239 E – 2011/191 K ve … 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/718 E- 2013/68 K sayılı dosyaları ile kamu davalarının açıldığı, davalıya müsnet “suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olmak” ve “tefecilik” suçlarını işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın beraatine karar verildiği, kararın aşamalardan geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 37. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun(BK) 29.) maddesine göre, bir kimse karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK’nin 38. (BK’nin 30.) maddesinde belirtildiği gibi, korkutmadan(ikrah-tehdit) söz edilebilmesi için, korkutmanın sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız(hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması yani sözleşmenin korkunun yarattığı etki sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili(makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir.
Hemen belirtmek gerekir ki, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir(TBK’nın 39. md). Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için yerine getirilen edim, istihkak davası(tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir.
Öte yandan, ceza davasında yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmişse de bu husus mutlak anlamda hukuk hakimini bağlamaz (6098 sayılı TBK’nın 74.mad).
Somut olayda, davacının ve dava dışı müştekilerin şikayeti ile başlayan soruşturmada davalı … hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olmak ve tefecilik” suçlarından, dava dışı babası … ve dava dışı kardeşleri … ve … hakkında “suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak, suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olmak, tefecilik, tehdit v.s” suçlarından kovuşturmanın yapıldığı; her ne kadar şikayet tarihi olan 05.06.2008 ile eldeki dava tarihi olan 01.07.2009 tarihi arasında 1 yıldan fazla süre geçse de Türk Borçlar Kanununun 39. maddesi gereği 1 yıllık hak düşürücü sürenin “korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı” andan başlayacağı sabit olmakla, dava tarihi itibariyle devam eden ceza davası da gözetilerek davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir.
Diğer yandan; davacı tanıklarının, davacının öldürülmekle tehdit edildiğini, taşınmazın bu suretle davalı …’a devredildiğini, … tarafından da dahili davalı …’e muvazaalı olarak devredildiğini beyan ettikleri; dosyada mevcut 01.12.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın …’e vekaleten davalının babası … (…) … tarafından tanık …’ye kiralandığı, kira bedelinin (1.300-TL) her ay …’e elden ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın korkutma (ikrah) sonucu davalı …’a temlik edildiği, davacının serbest iradesi ile satışı yapmadığı, kayıt maliki dahili davalı … …’de taşınmazın ediniminde iyiniyetli olmadığı, TMK 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı sabit olmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacı vekilinin ve dahili davalı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine,09/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.