YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/717
KARAR NO : 2020/5728
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Davalı, 1138, 1167, 1158 ve 1160 parsel sayılı taşınmazları davacı …’dan 26.04.2002 tarihinde satın aldığını, davacının mahkemenin 2002/279 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtığını,yargılama sırasında davacıya … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/283 Esas, 2003/89 sayılı kararı ile vasi tayin edildiğini, yapılan yargılama sonunda Adli Tıp Kurumu raporu gereğince, davacının taşınmazların satışına dayanak olan vekaletnamenin düzenlendiği 19.04.2002 tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, daha sonra kısıtlının 04.06.2015 tarihli dilekçe ile vesayet makamına başvurarak aslında hiç bir zaman fiil ehliyetinin kısıtlanmasını gerektiren bir hastalığı olmadığı ifadeleriyle yasal danışmanın kaldırılmasını talep ettiğini,Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 26.10.2015 tarihli raporu ile halen fiil ehliyetini haiz olduğunun belirlendiğini ve mahkemenin kısıtlamanın kaldırılmasına karar verdiğini, davacının epilepsi hastalığını kendi menfaati uyarınca kullandığını ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi istemiyle mahkemenin 2002/279 Esas, 2004/358 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, anılan taşınmazların adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davacı, uzun süren tedavi sürecinde sağlığına kavuştuğunu, yargılamanın yenilenmesi için HMK’nın 375. maddesinde sayılan koşulların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalının talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi tarafından 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b.1 fıkrası uyarınca esastan reddedilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-K A R A R-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, her ne kadar yargılamanın iadesi talebinin ayrı bir dava olarak , harç yatırılıp, yeni bir esasa kaydedilerek görülmesi gerekirken davanın eski esas ve karar numarası ile yürütülüp sonuçlandırılması hatalı ise de, usule ilişkin bu hata sonuca etkili görülmediğinden, davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 10,00- TL. bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 05.11.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-K A R Ş I O Y-
Dava yargılamanın iadesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince iadesi istenilen dava dosyası üzerinden yargılama yapılarak ek karar suretiyle isteğin reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf isteği esastan reddedilmiş, sayın çoğunluk tarafından hüküm onanmıştır.
Açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK ve halen yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK hükümlerinde, yargılamanın iadesi istemi bağımsız bir dava türü olarak düzenlenmiştir. Kesin olarak verilen veya kesinleşen kararlara karşı yapılacak bu istekle ilgili konusuna göre maktu ya da nispi harç yatırılarak dava açılır. Bundan sonra mahkemece dava şartlarından başlamak üzere HMK’daki tüm yargılama aşamalarının yerine getirilmesi zorunludur. Bu konuda kanunda, uygulamada ve doktrinde bir tereddüt bulunmamaktadır.
Somut olayda, yargılamanın iadesi istemli dilekçenin verilmesi üzerine maktu harç tahsil edilerek iadesi istenen dosyanın esas numarası üzerinden yargılama yapılmış ve aynı karar numarası üzerinden ek karar verilmek suretiyle iade isteminin reddine karar verilmiştir. Bu durum kanuna açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Yargılama ilkelerinin emredici kurallarına aykırı uygulamaların, usul ekonomisi nedeniyle sonuca etkili görülmemesi keyfi uygulamalara yol açacaktır. Mahkemece yapılacak iş, dilekçeyi yeni bir esasa kaydederek, dava açılmasıyla birlikte HMK hükümleri uyarınca yapılması gereken tüm işlemleri tamamlamak, taşınmaz ile ilgili istekte bulunulduğundan Harçlar Kanununun 16. ve 30. maddeleri gözetilerek nisbi harcın tamamlanmasını sağlamak ve sonucunda yeni bir karar numarası üzerinden nihai karar vermekten ibarettir.
Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuz için sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.