Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/955 E. 2020/5585 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/955
KARAR NO : 2020/5585
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı vekilinin istinafı üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı … mirasçıları tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan annesi …’nın 573 parsel sayılı taşınmazını oğlu olan davalıya ölünceye kadar bakma akdiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
Davalı, mirasbırakana ölünceye kadar baktığını, ayrıca babaları … Usta’dan intikal eden taşınmazlar hakkında düzenlenen taksim sözleşmesinde kendisine hiçbir taşınmaz verilmediğini, bunun karşılığında da dava konusu taşınmazın mirasbırakan annesi tarafından bakım karşılığında kendisine devredileceğinin tüm mirasçılar arasında kararlaştırdığını, temlikin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece Mahkemesince, mirasbırakanın bakım karşılığında taşınmazını temlik ettiği, mal kaçırma kastının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, belirlenecek pay değeri üzerinden eksik olan peşin nispi karar ve ilam harcı tamamlanarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ortadan kaldırılmış, yerel mahkemece harç tamamlandıktan sonra bu kez temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinafı üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’nın çekişme konusu 573 parsel sayılı taşınmazını 10.03.1989 tarihinde oğlu olan davalıya ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiği, 1923 doğumlu mirasbırakan …’nın 15.10.1994 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak, davacı oğlu….’in kaldıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) m. 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; tüm dosya kapsamından, tarafların babaları … Usta’nın malvarlığının tüm mirasçıları arasında düzenlenen resmi taksim sözleşmesi ile paylaşıldığı ve bu paylaşımda davalı …’in babasının mirasından pay almadığı, bunun karşılığında mirasbırakan …’nın dava konusu taşınmazı ölünceye kadar bakma akdi ile davalı oğluna temlik ettiği, mirasbırakanın sağlığında akde aykırılık nedeniyle, başka bir ifadeyle bakılmadığı iddiasıyla dava açmadığı, amacının kendisine baktırmak olduğu, ayrıca babası …’in mirasından hiçbir pay almayan davalı oğluna bir nevi denkleştirme sağlamak amacı ile de temliki gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın temlikteki gerçek amaç ve iradesinin mirasçılardan mal kaçırma olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı … mirasçılarının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren … 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.