Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2020/2911 E. 2022/102 K. 11.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2911
KARAR NO : 2022/102
KARAR TARİHİ : 11.01.2022

MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili, davalılar … ve … Turizm Telekominikasyon San. Tic. Ltd. Şti vekili ve davalı … tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b.1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 11/01/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat … geldiler. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen dahili davalı … ve diğerleri gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan babası …’ın Ayvalık 2. Noterliğinin 01/05/1995 tarihli vekaletnamesi ile taşınmaz satış ve tevkil yetkilerini de içerir şekilde eşi …’ı vekil tayin ettiğini, …’ın da tevkil yetkisini kullanarak Polatlı 1. Noterliğinin 25/02/1997 tarihli vekaletnamesi ile davalı …’i yetkili kıldığını, davalı …’un mirasbırakana ait dava konusu 2323 parsel sayılı taşınmazı (yeni 179 ada 23 sayılı parsel) 27/03/1997 tarihinde davalı kardeşi …’in ortağı olduğu diğer davalı … Turizm Telekominikasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine satış yoluyla devrettiğini, mirasbırakana herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ve muvazaalı işlem yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … ve ……Ltd. Şirketi vekili, dava dilekçesinde ismi geçenler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan taraf teşkilinin eksik olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın miras hakkını fazlasıyla aldığını ve iddiaların yersiz olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı …, iddiaları kabul etmediğini, tarafları komşuları olmasından dolayı tanıdığını, mirasbırakanın ve eşi …’ın istekleri doğrultusunda dava konusu taşınmazı devrettiğini, vekalet görevine aykırı hareket etmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2016/25 E., 2018/380 K. sayılı kararıyla; vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil isteminde bulunulduğu, dava konusu taşınmazın üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu, tereke el birliği mülkiyetine tabi olduğundan mirasbırakana te’ban mirasçı tarafından pay oranında iptal-tescil isteminin dinlenmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar … ve … Turizm Telekominikasyon San. Tic. Ltd. Şti vekili ve davalı … istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1. Davacı vekili, TMK’nın 701, 702 ve 640. maddelerinin somut olayda uygulanma koşullarının bulunmadığını, mirasbırakanın ölümünden önce taşınmaz devredildiğinden ölüm tarihinde terekede bulunmadığını, elbirliği mülkiyetine tabi olmadığını, mirasbırakanın bir kısım mirasçılarını mirastan yoksun bırakmak amacıyla, davalı şirketi kurup dava konusu oteli şirkete devrettiğini, miras hakkı çiğnenen müvekkillerin miras payı oranında dava açma haklarının bulunduğunu ileri sürmüştür.
2.2. Davalı …, yapılan tüm işlemleri davacının da bildiğini, devir yapıldıktan 17 yıl sonra açılan davanın haksız olduğunu, bu nedenle esastan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.3. Davalılar … ve … Turizm Telekominikasyon San. Tic. Ltd. Şti vekili, savunmalarını tekrarla davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, bir kısım delillerin toplanmadığını, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2020 tarihli ve 2019/738 E., 2020/631 K. sayılı kararıyla; 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz nedenleri
Davacı vekili, Mahkemece davanın hukuki nitelendirmesinde hata yapıldığını, yapılan işlemin vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, mahkemenin 11.10.2017 tarihli ara kararında, ” vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayanılarak eldeki davanın açıldığı ” tespitine yer verildiğini, iki nedene de birlikte dayanıldığını, dava dilekçesinin 4. bendinden de bunun anlaşılacağını, muvazaa yönünden inceleme yapılmamasının bozma nedeni olduğunu, mirasbırakanın vekil eliyle de muvazaalı işlem yapabileceğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava dilekçesinin içeriği, iddianın ileri sürülüş biçimi, davacı tarafın yargılama sırasındaki beyanları, İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli ara kararı birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlık; vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyetine tabidir. Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve elatmanın önlenmesi gibi davalar dışında ehliyetsizlik, vekâlet görevinin kötüye kullanılması vs. gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (T.M.K. 640 md.) tartışmasızdır.
3.2.2. Bir davada dayanılan maddi olaylar için birkaç hukuki sebebin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Hukuki sebeplerden bir tanesinin diğer hukuki sebebin incelenmesine olanak verir niteliği bulunduğu sürece önem ve lüzum derecesine göre birden fazla hukuki sebep aynı davada inceleme ve araştırma konusu yapılabilir. Nitekim Yargıtay içtihatları bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.(11.04.1990 gün ve 1990/1-152 E, 1990/236 K; 15.05.2013 gün ve 2012/1-1808 E, 2013/699K sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları)
3.2.3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 E., 1974/2 K. sayılı kararı.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Mirasbırakan …’ın 27.05.1998 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı kızı … …’i, davalı oğlu …’ı ve dava dışı eşi … ile çocuğu …’i bıraktığı, diğer davalılar … ve … Turizm Telekominikasyon San. Tic. Ltd. Şti’nin mirasçı olmayan üçüncü kişi konumunda bulundukları, mirasbırakanın Ayvalık 2. Noterliğinin 01/05/1995 tarihli ve 8728 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile taşınmaz satış yetkisini içerir şekilde eşi …’ı vekil tayin ettiği, vekil …’ın da tevkil yetkisini kullanarak Polatlı 1. Noterliğinin 25/02/1997 tarihli vekaletnamesi ile davalı …’i vekil tayin ettiği, 578 m2’lik bahçeli üç katlı kargir otel niteliğindeki dava konusu 2323 parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken, mirasbırakana vekaleten davalı …’in anılan taşınmazın tamamını 27.03.1997 tarihli ve 966 yevmiye no’lu akitle davalı … Turizm Telekominikasyon San. Tic. Ltd. Şti’ne satış yoluyla temlik ettiği kayden saptanmıştır.
3.3.2. Eldeki davada, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeni üzerinde durularak sonuca gidildiği, davacının miras payına hasren dava açtığı, terekeye döndürme isteminin bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın ise dava tarihinde mirasçı olmayan üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu, davacı dışında mirasbırakanın başkaca mirasçılarının da bulunduğu ve hatta bir tanesinin davalı olduğu, davacının öncelikle mirasbırakan babası tarafından vekil kılınan davalı … ile diğer davalıların birlikte hareket ederek vekalet görevini kötüye kullandığını, bu nedenle temlikin geçersiz olduğunu ileri sürerek miras payı oranında iptal ve tescil isteminde bulunduğu, ne var ki ( 3.2.1. ) paragrafında açıklanan düzenleme uyarınca, kayıt maliki üçüncü kişiye karşı mirasbırakana teb’an vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeni yönünden pay oranında açılan tapu iptali ve tescil isteminin dinlenme olanağının bulunmadığı gözetilerek, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedeni yönünden davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
3.3.3. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; davacı tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeni yanında muris muvazaası hukuksal nedenine de dayanıldığı ( 3.1. ) paragrafında ve bunun mümkün olduğu ( 3.2.2. ) paragrafında açıklanmıştır. Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası davasında saklı pay sahibi olsun ya da olmasın her bir mirasçının miras payına hasren dava açması mümkündür. Ne var ki, gerek İlk Derece Mahkemesince gerek de Bölge Adliye Mahkemesince muris muvazaası hukuki sebebi üzerinde durulmadan, bu hukuki neden yönünden iddia ve savunmalar değerlendirilip deliller tartışılmadan sonuca gidildiği görülmüştür.

3.3.4. Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.3.5. O halde, muris muvazaası hukuki sebebi yönünden değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Ayvalık 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacı vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11/01/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.