Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10179 E. 2022/2110 K. 15.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10179
KARAR NO : 2022/2110
KARAR TARİHİ : 15.03.2022

MAHKEMESİ : SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TAZMİNAT

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali-tescil ve alacak davası sonunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün Dairece bozulması üzerine, verilen direnme kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekilince süresi içinde temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı, davalı ile evlenmeyi sağlamak amacıyla maliki olduğu 2109 ada 6 parseldeki 4 nolu bağımsız bölümü satış suretiyle davalıya temlik ettiğini, ancak devirden sonra davalının evlenmekten vazgeçip kendisini terk ettiğini, taşınmazın hile ile elinden alındığını, bedelinin de ödenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş; birleştirilen davada ise, asıl davadaki aynı iddialarını tekrarlayarak, adına tescilli … plaka sayılı aracını bedelsiz olarak davalıya devrettiğini, davalı tarafından hileye düşürüldüğünü, davalının daha sonra aracı 3. kişiye sattığını ileri sürerek araç bedeli olarak şimdilik 58.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı, devirlerin davacının iradesine uygun olarak gerçekleştirildiğini, hilenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının temliklerdeki asıl amacının davalıyla resmi evlilik birlikteliğini sağlamak olduğu, hile iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
2. İstinaf Nedenleri
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili; davacı tanıklarının davacının yakın akrabaları olduğunu ve yanlı beyanda bulunduklarını, tanık …’nun beyanının mahkemece yanlış değerlendirildiğini, toplanan tüm delillerle davalının davacıyı kandırmasının söz konusu olmadığının ortaya çıktığını, davacının ayrılık sürecinde davalıyı tehdidine ilişkin davalı lehine koruma kararı verildiğini, davacının dava konusu taşınmazı ve aracı davalıya devir amacının birlikte yaşamalarını temin etmek ve sürdürmek olduğundan ahlaka aykırı bir amacın gerçekleşmesinin temini için taşınmaz ve araç devredildiğinden Borçlar Kanunun 81.maddesi uyarınca dava konusu edilen hususların geri istenemeyeceğini, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10/10/2019 tarihli, 2019/804 E. 2019/803 K. sayılı kararıyla; davacının iradi olarak ve hediye amaçlı temlikleri gerçekleştirdiği, hile iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca hüküm ortadan kaldırılarak, asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 03/06/2021 tarihli ve 2019/4679 E., 2021/3052 K. sayılı ilamı ile ‘‘…Somut olayda, dinlenen tanık beyanlarından ve tüm dosya içeriğinden, tarafların birlikte yaşadıkları, davacının evleneceği inancıyla maliki olduğu taşınmazı ve aracını davalıya devrettikten yaklaşık 1 ay sonra davalının kusuruyla ortak yaşama son verildiği ve davalının davacıdan ayrıldığı, bu suretle evlilik vaadi ile davacının iradesinin fesada uğratıldığı, hile iddiasının kanıtladığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir…” gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararı bozulmuştur.
3. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 27/10/2021 tarihli ve 2021/1074 E., 2021/1365 K. sayılı kararıyla; önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
4. Direnme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili; direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf mahkemesinin kararının dosya içeriğiyle örtüşmediğini, istinaf mahkemesince davalının kızı olan tanık …’nun ifadelerinin farklı yorumlalarak direnme kararı verildiğini, tanık …’nun boşanma sürecinde bir ilişkinin olmadığını ilişkinin daha sonra başladığını ve birlikte yaşama süresinin davacının aldığı evde 6-7 ay olduğunu beyan ettiğini, davacının Türkiye’ye kesin dönüş tarihinin 2017 Mart ayı olduğu ve dava konusu taşınmazın davalıya devrinin ise 2017 Mayıs ayında olduğunu buna göre davacının ahlak kurallarına aykırı hareket etmediğini, davalıyla evlenmek amacıyla taşınmaz ve aracını davalıya temlik ettiğini, dinlenen diğer tanıkların da davacının davalıyla evleneceği inancıyla temlikleri gerçekleştirdiğini, evlilik hazırlıkları yapıldığını beyan ettiklerini, davalının ise evlenmeyi düşünmediğini iddia ettiği davacıyla 6-7 ay aynı evde kızıyla birlikte yaşamasının, akrabaları ile tanıştırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının dava konusu malları üzerine geçirdikten bir ay sonra davacıyı evden uzaklaştırıp ayrıldığını, davalının hareketleri sonucunda hileye düşürüldüğünü belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ise alacak isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
6.3. Değerlendirme
Somut olayda, dinlenen tanık beyanlarından ve tüm dosya içeriğinden, tarafların birlikte yaşadıkları, davacının evleneceği inancıyla maliki olduğu taşınmazı ve aracını davalıya devrettikten yaklaşık 1 ay sonra ortak yaşama son verilerek davalının davacıdan ayrıldığı, evlilik vaadi ile davacının iradesinin fesada uğratıldığı, hile iddiasının kanıtladığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki bozma kararı yerindedir.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; bozma kararının düzeltilmesine gerek görülmediğinden, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun’un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 15/03/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.