Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10394 E. 2022/4113 K. 25.05.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10394
KARAR NO : 2022/4113
KARAR TARİHİ : 25.05.2022

MAHKEMESİ : SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ: KOCAELİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli dava sonunda Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/07/2021 tarihli, 2020/75 Esas, 2021/283 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın reddine dair verilen kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10/11/2021 tarihli, 2021/1346 Esas, 2021/1427 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar, yasal süre içerisinde asıl ve birletirilen davada davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 25/05/2022 Çarşamba günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar asıl ve birleştirilen davada, ortak mirasbırakan anneleri …’ın 191 (yenileme sonucu 153 ada 33) parsel sayılı taşınmazını davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, paylaştırma savunmasında bulunmuş, temlikin davacıların bilgi ve rızası ile gerçekleştirildiğini, mirasbırakan annesi ve dava dışı babasının tüm bakım ve ihtiyaçlarını karşıladığını, mirasbırakanın geride pek çok taşınmazının kaldığını, 2004 yılında taşınmaza bina yaptığını, davacıların davayı açmakta kötü niyetli olduklarını, ayrıca birleştirilen davada davacı …’nın muvafakatname ile dava konusu talebinden feragat ettiğini belirtip asıl ve birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/07/2021 tarihli, 2020/75 Esas, 2021/283 Karar sayılı kararıyla; muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davacılar vekili, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, devrin minnet duygusu ile yapılmış olduğunu tespitinin doğru olmadığını, mahkemece mirasbırakan…’nin ölümü itibari ile mal varlığı yönünden gerekli araştırmanın yapılmadığını, toplanan delillerle muvazaa iddiasının ispatlandığını, davalı lehine düzenlenen vasiyetnamenin davalı tarafça gizlendiğini, davalının iyi niyetli olmadığını, temlik dışı taşınmazların toplam yüz ölçümünün 1934.35 m² olduğunu, 29/09/2010 tarihli, 7778 yevmiye numaralı vasiyetname incelendiğinde mirasbırakanın paylaştırma iradesinden veya minnet duygusundan bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç:
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10/11/2021 tarihli, 2021/1346 Esas, 2021/1427 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar:
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri:
Davacılar vekili, devrin minnet duygusuyla yapılmış olduğu tespitinin hatalı olduğunu, taşınmaz başta baba …’ya aitken onun tarafından yarısı mirasbırakan…’ye temlik edilmiş,… tarafından da davalıya devredilmiş olup bu şekilde yapılan temlikte iyi niyetin olmadığını ve kanunun dolanılmak istendiğini, davalının mirasbırakana bakmasının evlatlık vazifesi olduğunu, satış tarihinde mirasbırakanın özel bakıma ihtiyacının olmadığını, mirasırakanın ölümünden önce son 1 yıl özel bakıma muhtaç olduğunu, vasiyetnamenin 09/09/2020 tarihinde açılmasının vasiyetin gizlendiği anlamına geldiğini, mirasbırakan tarafından 29/09/2010 tarihinde yapılmış 7777 yevmiye nolu bir vasiyetnamenin daha olduğunu, ancak mahkemece bu konuda bir incelemenin yapılmadığını, baba …’nın 28/01/2015 tarihinde T.C. Gölcük 3. Noterliğinde davalı ile yaptıkları bir düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile müşterek evi davalının, kendisinin ölümünden sonra kendi adına kayıt ve tescil ettirmesini kabul ve beyan ettiğini, taşınmaz üzerindeki binanın yaşı, yapılış tarihi ve inşaat ruhsatları ile dosyaya sunulan havale makbuzlarının tarihleri karşılaştırıldığında binanın yapılış tarihleriyle çakıştığının görüldüğünü bunun dahi binanın baba … tarafından yapıldığına karine teşkil ettiğini, mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazların satışın yapıldığı tarihte muris adına kayıtlı olup olmadığının ve taşınmazlardaki mirasbırakanın payının araştırılmadığını, vasiyetname incelendiğinde mirasbırakanın paylaştırma amacının olmadığını, davacı …’nın 20/06/2007 tarihli muvafakatinden kısa sürede vazgeçmiş olmasının da açıkça bir irade ifsadının varlığına karine teşkil ettiğini, bir an için muvafakatname geçerli kabul edilecek olsa dahi, bu muvafakatnamenin diğer davacı …’yı bağlamayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk:
3.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.2.2. Türk Medeni Kanunu 2.maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, mirasbırakan …’ın 191 (yenileme sonucu 153 ada 33) parsel sayılı taşınmazını 30/09/2004 tarihinde davalı …’a satış suretiyle temlik ettiği, Gölcük 3. Noterliğinin 29/09/2010 tarihli, 7778 yevmiye numaralı vasiyetnamesiyle, mirasbırakanın taşınmazları ile banka hesaplarındaki paralarının tamamını, yani tüm malvarlığını davalıya vasiyet ettiği, Gölcük Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/190 Esas, 2020/778 Karar sayılı, 09/09/2020 tarihli kararıyla vasiyetnamenin açılmasına karar verildiği, kararın 19/01/2021 tarihinde kesinleştiği, 1937 doğumlu mirasbırakanın 04/04/2015 tarihinde öldüğü, geriye dava dışı eşi … ile çocuklarının (davanın tarafları) kaldığı anlaşılmaktadır.
Birleştirilen davada davacı …’nın imzasını taşıyan ve imzası inkar edilmeyen 20/06/2007 tarihli “Muvafakatnamedir” başlıklı adi yazılı belge içeriğinde, davacı …’nın, dava konusu 191 parsel sayılı taşınmaz da dahil olmak üzere birkaç parça taşınmazın davalıya satış veya bağış sonucu verilmesine hiçbir hak ve alacak talep etmeden muvafakat ettiğinin, eşi ve çocuklarının da bu muvafakatin kapsamı içinde olduğunun belirtildiği görülmektedir.
3.3.2. Somut olayda, mirasbırakan temlikten sonra tüm malvarlığını oğlu davalıya vasiyet etmiş olduğundan temlikteki kastının mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmaktadır. Ne var ki, birleştirilen davada davacı …’nın 20/06/2007 tarihli belge ile çekişmeye konu taşınmaz yönünden hak talep etmeyeceğini taahhüt etmesinden sonra dava açmış olması TMK’nın 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan bu dava yönünden davanın reddine karar verilmesinden bir isabetsizlik yoktur.
3.3.3. Ancak, asıl davada davacı …’nın davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Birleştirilen davada davacı …’nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
2. Asıl davada davacı …’nın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden asıl davada davacı … vekili için 3.815,00-TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen asıl davada davalıdan alınmasına, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen birleştirilen davada davalı vekili için 3.815,00-TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden birleştirilen davada davacı …’dan alınmasına, 25/05/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.