Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10671 E. 2022/2310 K. 21.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10671
KARAR NO : 2022/2310
KARAR TARİHİ : 21.03.2022

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM

Taraflar arasında görülen tapuda isim tashihi davasıında, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; Yerel Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi;
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakanları 1919 doğumlu … kızı …’ın malik olduğu 354 parsel sayılı taşınmazda isminin … oğlu … … yazıldığını, 355 parsel sayılı taşınmazda ise … kızı … … olarak yanlış yazıldığını ileri sürerek, malik isimlerinin nüfus kaydına uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21/06/2016 tarihli ve 2016/463 E., 2016/469 K. sayılı kararıyla; davacılar tarafından idari başvuru yolunun tüketilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 17/05/2018 tarihli ve 2016/16932 E., 2018/10288 K. sayılı kararıyla; “…Somut olaya bakıldığında, yargılama sırasında davacı tarafından Tapu Müdürlüğüne yapılan başvuru ile Tapu Sicili Tüzüğü’nün 75. maddesindeki başvuru ön şartının yerine getirildiği ve fakat itiraz yoluna gidilmeyeceğinin belirtildiği, bu durumda davacının başvuru zorunluluğunu yerine getirdiği açıktır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir. Hal böyle olunca; yukarıda belirtilen ilke ve olgular uyarınca araştırması yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddi isabetsizdir. Kabule göre de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK) 27. maddesinde: “(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir”. hükmü düzenlenmiş olup davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmeden yargılamanın bitirilmiş olması da doğru değildir‘’ gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 07/01/2020 tarihli ve 2018/603 E., 2020/15 K. sayılı kararıyla; mahali bilirkişilerin alınan ayrıntılı beyanında “…” isminin “…” olarak telaffuz edildiğine dair esaslı beyan vermedikleri, farklı söyleniş tarzını ifade ettikleri, baba ismi ile ilgili inandırıcı beyanda bulunmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Bozma Kararı
Dairenin 01.03.2021 tarihli ve 2020/2113 E., 2021/1060 K. sayılı kararıyla; “…Somut olayda; davacıların mirasbırakanları … ile eşi …’ın nüfus kaydının incelenmesinde 16.04.2014 tarih, 2014/952 sayılı Genel Müdürlük yazısına göre; 6360 sayılı Kanun uyarınca idari bölünme sonucu Şanlıurfa Merkez ilçesinden Karaköprü ilçesine nakil yapıldığı, … ve …’in anne, baba ve kardeşlerini gösterir nüfus kaydının getirtilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davacıların mirasbırakanları … ve …’in anne, baba ve kardeşlerini gösterir nüfus kayıtlarının getirtilmesi, olmadığı takdirde, Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünden istenerek kadastro tutanağındaki bilgilerle karşılaştırılması, taşınmazın uzun zamandır zilyetlik durumu ve diğer deliller de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir” gerekçesiyle bozulmuştur.
6. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 05/10/2021 tarihli ve 2021/955 E., 2021/1978 K. sayılı kararıyla; 354 ve 355 parsel sayılı taşınmazların 1/2 hissesinin 28/02/1977 yılında yapılan kadastro çalışması sonucu… adına tescil edildiği, nüfus kayıtlarında… isminde herhangi bir kayıt bulunmadığı, var olan kayıtlarda belirtilen kişilerin ise doğum tarihleri itibari ile taşınmazın maliki ve zilyedi olamayacakları, yine taşınmazın bulunduğu yerde… isminde bir kişinin yaşamadığının anlaşıldığı, mahallinde dinlenen bilirkişi ve tanıkların beyanlarında da; taşınmazın 28/02/1977 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında 1/2 hissenin… adına yine 1/2 hissenin … adına tescil edildiği, taşınmazların davacıların murisi babaları …’e ait olduğu, …’in ölümünden sonra taşınmazı davacıların kullandıkları, nüfus kayıtları ve tanık beyanları incelendiğinde davacıların murisi tapu kaydında… olarak görünen kişi ile … kızı …’ın aynı kişiler olduğu, yine … ile …’ın karı-koca oldukları, taşınmazın tescilden önce vefat edene kadar muris … kızı … ve eşi … tarafından, sonrasında ise mirasçıları ve oğulları olan davacılar tarafından kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili, davacıların talebinin doğum tarihi ve nüfusta oğlu olarak yazan kısmın kızı olarak düzeltilmesi olduğunu bu talepler ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmadığını, taleple bağlılık ilkesi kapsamında bu talepler ile ilgili karar verilmeden davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın bozulmasını istemiştir.

9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. Tapu Sicil Tüzüğü’nün 5. maddesinde; “Tapu sicili, Devletin sorumluluğu altında, tescil ve açıklık ilkelerine göre taşınmazlar ile üzerindeki hakların durumlarını göstermek üzere tutulan sicildir.” düzenlemesine yer verilmiş. 72. maddesinde de; “Tapu sicilinde değişiklik, hak sahibinin istemine ya da yetkili makam veya mahkeme kararına istinaden yapılır.” hükmü yer almıştır.
Ana veya yardımcı siciller üzerindeki düzeltmeler 74. maddede düzenlenmiş olup, buna göre; (1) Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi hâlinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re’sen düzeltme yapılır. (2) İstem belgesinde yapılan yanlışlık veya eksiklik düzeltilerek belgenin uygun bir yerine yazılmak suretiyle taraflar ve tapu görevlilerince imzalanır ve sicilde buna uygun düzeltme yapılır. (3) Ana veya yardımcı siciller üzerinde yapılmış hata veya eksikliklerin, ilgililerce sunulan veya başka idarelerce düzenlenen belgelerden kaynaklanması hâlinde, ilgililerin gerçek durumu kanıtlayıcı belgelere dayalı başvuruları üzerine, istem yevmiye defterine kaydedilerek gerekli düzeltme yapılır. (4) Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı tescil veya esaslı yazım hatasının düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması gerekir. İlgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, bu durum beyanlar sütununda belirtilerek, 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre işlem yapılır. (5) Yapılacak düzeltmeler hatalı yazımdan sonra hak sahibi olmuş kişilerin hakkını etkileyici nitelikte ise, bu hak sahiplerinin de yazılı olurları aranır. (6) Müdürlük, ilgililerin bilgisi dışında yaptığı işlemleri tebliğ etmekle yükümlüdür.
9.3. Değerlendirme
Hükmüne uyulan bozma kararlarında gösterildiği şekilde araştırma ve işlem yapılarak (IV/6.) numaralı paragrafta yer verilen şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin j. bendi gereğince davalıdan harç alınmasına yer olmadığına 21/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.