Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/1554 E. 2022/874 K. 08.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1554
KARAR NO : 2022/874
KARAR TARİHİ : 08.02.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil davasında davanın reddine ilişkin verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece; taraf teşkilinin sağlanması gereğine değinilerek bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karar süresi içinde davalılar tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 08.02.2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat… ile temyiz edilen davacılar … v.d. vekili Avukat …, Asli Müdahiller … v.d. vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen tereke idare memuru … gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, kök mirasbırakan dedeleri …’ya ait taşınmazı davalıların mirasbırakanı …’nın 2002 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında 1255 ada 37 sayılı parsel olarak kendi adına tespit ve tescil ettirdiğini, yenileme kadastrosu ile taşınmazın 5250 ada 31 sayılı parsel numarasını aldığını, mevcut durumu yeni öğrendiklerini ileri sürerek çekişme konusu 5250 ada 31 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kök muris … adına tescilini istemişler; 06/12/2012 tarihli dilekçeleri ile kök mirasbırakanları İsmail’in mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla çekişmeli taşınmazı davalıların mirasbırakanı …’ya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek davada dayandıkları hukuksal nedeni ıslah ettiklerini ve taşınmazın kök muris … adına tesciline karar verilmesini istediklerini bildirmişlerdir.
Mirasbırakan …’nın mirasçılarından … 10/09/2013 tarihli dilekçesi ile … ve … ise 18/11/2013 tarihli dilekçeleri ile davacıların yanında davaya katılmak istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar, ortak mirasbırakan …’nın tüm mirasçılarının davaya dahil edilmediğinden öncelikle taraf eksikliğinden, aksi takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun
12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık dava açma süresinin geçtiğinden bahisle davanın reddini istemişler; ayrıca davacıların iddialarını genişletmesine ve davanın hukuksal nedeninin ıslahına onaylarının bulunmadığını bildirmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI-1-
Mahkemenin 06/03/2014 tarihli ve 2013/115 Esas, 2014/75 Karar sayılı kararında, davada ileri sürülen iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. YARGITAY BOZMA KARARI
Mahkemenin yukarıdaki kararının davacılar tarafından temyizi üzerine, Dairece yapılan inceleme sonunda; taşınmazın mirasbırakan … adına tescilinin istendiği, bu durumda mirasbırakanın dava dışı mirasçılarının olurunun alınması ya da terekeye TMK’nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerektiği halde, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek esas hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur.
V. MAHKEME KARARI-2-
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, Mahkemenin 13/01/2021 tarihli ve 2017/67 Esas, 2021/16 Karar sayılı kararıyla, mirasbırakanın yapmış olduğu işlemin gerçek bir satış işlemi olmayıp bağış niteliğinde olduğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından temyiz isteğinde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalılar, dava süresince bildirdikleri savunma ve itirazlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve mirasbırakan adına tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu’nun (TK) 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Diğer taraftan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde yer alan “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” ve HMK’nın 190. maddesindeyer alan “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklindeki düzenlemelerin gözetilmesi gerektiği de kuşkusuzdur
3.3. Değerlendirme
Getirtilen kayıt ve belgelerden, dava konusu 37 parsel sayılı taşınmazın ″1963-Kadastro″ suretiyle mirasbırakan … adına kayıtlı iken 21/03/1974 tarihinde oğlu …′ya satış yoluyla temlik edildiği; mirasbırakanın 04/01/1975′te ölümüyle geride kızları …, … ve …, oğulları… ve … ile mirasbırakanın 1982′de ölen ikinci eşinin ilk eşinden olma üç çocuğunun kaldığı; sonrasında mirasbırakanın kızı …′nin 1981′de, kızı …′nin 2008′de, oğlu…′in 2007′de, oğlu …′un 2009′da öldükleri ve geride torunları ile torunlarının çocuklarının kaldığı; eldeki davanın mirasbırakanın oğlu…′in mirasçıları tarafından mirasbırakanın oğlu …′un mirasçıları aleyhine açıldığı; Daire bozma kararı sonrasında mirasbırakanın terekesine temsilci tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriği, toplanan deliller ve özellikle her iki taraf tanıklarının ″satışın gerçek olduğu, bundan diğer çocukların da haberinin bulunduğu″ yönündeki anlatımları ile (3.2.) no.lu paragrafta değinilen ilkeler ve yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, temlikin mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldığının kanıtlanamadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve dosya kapsamına uygun bulunmayan gerekçelerle davanın kabul edilmesi isabetsizdir.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalıların yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; alınan peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacı taraftan tahsiline; kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.