Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/1557 E. 2022/2577 K. 29.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1557
KARAR NO : 2022/2577
KARAR TARİHİ : 29.03.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TENKİS

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istekli dava sonunda İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/03/2020 tarihli 2017/254 Esas, 2020/37 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 16/02/2021 tarihli ve 2020/1027 Esas 2021/260 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 14/02/2022 Pazartesi günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat …… geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı … vekili Avukat ve diğerleri gelmediler. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan babası … …’ın 2017 yılında kanser hastalığı nedeniyle öldüğünü, mirasbırakanın ve ailesinin rızası hilafına evlilik yaptığı için aileden dışlandığını, mirasbırakanın maliki olduğu dava konusu 793 ada 102 parsel sayılı taşınmazdaki 10/100 arsa payını ölümünden 29 gün önce davalı oğlu …’nin arkadaşının eşi olan davalı …’ye satış yoluyla temlik ettiğini, … plaka sayılı ticari taksiyi ve plakayı ölümünden 3 gün önce vekili eliyle üçüncü kişi davalı …’a satış yoluyla devrettiğini, satış bedellerini ödemek suretiyle aldığı dava konusu 793 ada 103 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 no’lu daire ile Şile’de bulunan dava konusu 925 parsel sayılı taşınmazı davalı oğlu … adına tescil ettirdiğini, davalı …’nin bu taşınmazlardan birine 22 yaşında, diğerine ise 31 yaşında malik olduğunu, mirasbırakanın davalı …’ye ayrıca iki tane araç aldığını, bütün bu işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu 793 ada 102 parsel sayılı taşınmazın 10/100 arsa payının davalı … adına olan tapu kaydının ¼ miras payı oranında iptali ile adına tescilini, dava konusu … plaka sayılı ticari taksi ve plakasının davalı … adına olan kaydının ¼ miras payı oranında iptali ile adına tescilini, dava konusu 793 ada 103 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 no’lu bağımsız bölüm ile 925 parsel sayılı taşınmazın ve plaka numarası bilinmeyen iki adet aracın bedellerinin mirasbırakan tarafından ödenerek davalı … adına tescil ettirildiği gözetilerek ¼ miras payı oranında ve tenkis hükümleri kapsamında tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1.1. Davalı …, dava konusu … plaka sayılı aracı ticari plakasıyla birlikte 16/05/2017 tarihli noter satışı ile 500.000 TL bedelle satın aldığını, zaten aile şirketi bünyesinde ticari taksi alım satım işleriyle uğraştığını, satış bedelinin aile şirketinin kurucusu … tarafından banka kanalıyla mirasbırakana ödendiğini, iyiniyetli 3. kişi olduğunu, dava konusu işlemin aile şirketinin genel faaliyetleri çerçevesinde yapılan bir satış işlemi olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
1.2. Davalı … …, dava konusu 793 ada 102 parsel sayılı taşınmazı gerçek bir satış işlemiyle edindiğini, davacının mirasbırakanı …’in, eşine 70.000 TL borcu olduğunu, taşınmazı 175.000 TL ye satın aldığını, bedelin düşük gösterilmesinin tek başına muvazaanın kanıtı olmayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
1.3. Davalı …, mirasbırakandan edindiği bir mal varlığı olmadığını, dava konusu 6 no’lu bağımsız bölüm ile 925 parsel sayılı taşınmazı kendi kazancıyla ve eşinin ziynetleriyle üçüncü kişilerden satın aldığını, borçlanıp kredi de kullandığını, aracını da kendisinin satın aldığını, askere gitmeden önce 2 yıl süreyle çalıştığını, geldikten sonra da çalışmaya devam ettiğini, dava konusu dairenin eski olup, içini yaptırmak zorunda kaldığı için hemen taşınamadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı … adına kayıtlı dava konusu iki parça taşınmaz bakımından mirasbırakandan bir geçiş olmadığı için muris muvazaasına ilişkin 01/04/1974 tarih ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, ancak mirasbırakanın davalı adına sicil kaydının oluşmasını sağlamasında anılan işlemin gizli bağış niteliğinde olacağı ve koşullarının bulunması halinde tenkis hükümlerine tabi olacağı, ne var ki, davalı … adına kayıtlı dava konusu taşınmazların bedellerinin mirasbırakan tarafından ödendiği ispatlanamadığı için tenkis hükümlerinin uygulanamayacağı; davalı …’ya satışı yapılan … plaka sayılı ticari taksi ile plakası yönünden TBK’nın 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaa kapsamında inceleme yapılabileceği, ancak temlikin muvazaalı olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın ispatında yeterli olmadığı gerekçeleriyle davalı … ile davalı … hakkındaki davanın reddine; davalı … yönünden ise dava konusu 793 ada 102 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakanın ölümünden yaklaşık bir ay önce davalı …’nin arkadaşının eşi olan davalı …’e satış yolu ile devredildiği, bedeller arasında fark bulunduğu, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalılar … ile … yönünden verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ticari taksi plakasının mirasbırakanın ölümünden üç gün önce davalı …’ya devredildiğini, mirasbırakan adına vekilinin işlemi yaptığını, noter satışında bedelin 500.000 TL gösterildiğini ancak bilirkişi tarafından tespit edilen gerçek değerin 1.700.000 TL olup, bedeller arasında fark bulunduğunu, hem mirasbırakanın ölümünden kısa süre önce yapılması, hem de düşük bedelle satılmasının muris muvazaasını ortaya koyduğunu, satış bedelinin mirasbırakanın tedavisi için kullanılmadığını, 2012 yılından itibaren kanser tedavisi gören ve sosyal güvencesi de bulunan mirasbırakanın, ticari plakayı 5 yıl sonra sattığını, ölümünden üç gün önce vekaletle satışı gerektirir bir neden olmadığını, bedeller arasındaki farkın davalı … yönünden dikkate alınmadığını, gerekçelerin birbiri ile çeliştiğini, davalı …’ya satışı yapan ve mirasbırakana vekaleten hareket eden dava dışı … …’in, davalı …’nın tanığı …’in oğlu olduğunu, davalı … …’in de … …’in akarabası olup, davalılar arasında organik ilişki bulunduğunu, taksicilik yapan mirasbırakanın maddi durumunun iyi olduğunu, davacının istenmeyen bir evlilik yapması nedeniyle dışlandığını, mirasbırakanın memleketi Rize’de de arazileri bulunduğunu, mirasbırakanın tedavi masraflarının yeterince incelenmediğini, davalı …’e yapılan temlikin de davalı …’ya yapılan temlikin de mirasbırakanın ölümünden kısa bir süre önce yapıldığını, buna rağmen bankada bir birikim çıkmadığını, mirasbırakanın davacıdan mal kaçırmak amacıyla devirleri yaptığını ve davalı oğlu …’ye de bedellerini ödemek suretiyle kazandırmalarda bulunduğunu, davalı …’nin 22 yaşında iken dava konusu daireyi, 31 yaşında iken de dava konusu 925 parseli aldığını, davalının alım gücü bulunmadığını, evli ve iki çocuklu, eşi çalışmayan birinin bu iki taşınmazı almasının mümkün olmadığını, kredi kullandığına ilişkin kayıt sunmadığını, mirasbırakanın 2011 yılından itibaren davaya konu taksiyi kiraya verdiğini ve aylık 7.500 TL getirisi olduğunu, emekli maaşı da bulunduğunu, mal varlığını satmasına gerek olmadığını, iddianın ispatlandığını belirterek, ret yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 16/02/2021 tarihli 2020/1027 Esas 2021/260 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi karanının, reddedilen kısımla ilgili olarak davacı tarafından istinaf edildiği, bu şekliyle davalı … yönünden verilen kabul kararının kesinleştiği; davalı … adına kayıtlı dava konusu iki parça taşınmaz bakımından mirasbırakandan bir geçiş olmadığı için muris muvazaasına ilişkin 01/04/1974 tarih ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, bedellerinin mirasbırakan tarafından ödenerek davalı … adına kayıt oluşturulmak suretiyle gizli bağış yapıldığı iddiası yönünden tenkis hükümlerinin uygulanabileceği, ne var ki, anılan taşınmazların bedellerinin mirasbırakan tarafından ödendiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla tenkis isteminin de reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; davalı …’ya devredilen … ticari plaka sayılı araçla ilgili olarak TBK’nın 19. maddesine göre genel muvazaa kapsamında inceleme yapılabileceği, mirasbırakanın kanser hastalığı nedeniyle satış ihtiyacı bulunduğu, davalı tarafından satış bedelinin ödendiği, mirasbırakanın saklı payı ihlal kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığı nazara alındığında, dava konusu … ticari plaka sayılı araçla ilgili iptal tescil ve tenkis talebinin reddinin doğru olduğu gerekçeleri ile HMK’nin 353/1-b.1. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalılar … ve … yönünden davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasbırakanın ölümünden üç gün önce davalı …’ya satışı yapılan ticari plakanın satış işleminin muvazaalı olduğunu, mirasbırakana vekaleten satışı dava dışı … …’in yaptığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu, ölüm tarihi ile satış tarihi arasındaki kısa sürenin de mal kaçırma amacını ortaya koyduğunu, davacı tanık beyanlarının nazara alınmadığını, satış bedellerinin mirasbırakanın tedavi masraflarında kullanıldığının ispatlanmadığını, mirasbırakanın 2012 yılından itibaren çeşitli hastanelerde tedavi gördüğünü, ticari plakanın ise 5 yıl sonra satışının yapıldığını, mirasbırakanın sosyal güvencesi bulunduğunu, bedeller arasındaki farkın davalı … yönünden kabul gerekçesi yapıldığı halde, davalı … yönünden değerlendirme yapılırken bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olmayacağı şeklindeki gerekçenin birbiriyle çelişkili olduğunu, ticari plakayı mirasbırakana vekaleten satan dava dışı … …’in, davalı …’nın tanığı …’in oğlu olduğunu, davalı … tanığı …’in de … … ile akraba olduğunu, davalılar arasında organik ilişki bulunduğunu, mirasbırakanın kanser hastalığının tedavisi nedeniyle borçları olduğuna ilişkin delil sunulmadığını, 1 aylık zaman diliminde hem taşınmaz hem de ticari plaka satılmasını gerektirir borç bulunmadığını, davalı …’nin de yaşı ve ekonomik durumu itibarıyla dava konusu iki taşınmazı alım gücü olmadığını, mirasbırakanın ticari plakadan aylık 7.500 TL geliri olduğunu ve emekli maaşı da bulunduğunu, mallarını satmasını gerektirir bir neden bulunmadığını, tenkis yönünden davanın reddinin de doğru olmadığını, davalı …’nin 22 ve 31 yaşlarında iki adet taşınmaz satın almasının mümkün olmadığını, satış bedellerinin mirasbırakan tarafından ödendiğini, davalının kredi kullandığına ilişkin bir kayıt da sunmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, davalı … yönünden verilen kabul kararının onanmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.2.2. İçtihadı Birleştirme Kararları kapsamları ile sınırlı gerekçeleri ile yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan, tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanamaz. Ancak, böyle hâllerde genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerekir. Gerçekten, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 19. maddesi hükmünde genel muvazaa düzenlenmiş olup, “…tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” hükmü getirilmiştir. Mirasçı, sözleşmenin tarafı olmadığından, sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabilir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK’nın 19. maddesinin uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılacağı yasal ve yargısal uygulama gereğidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2009 tarihli ve 1999/4-286 Esas, 1999/293 Karar sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.
3.2.3. Bununla birlikte, 01.04.1974 tarihli ½ sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, mirasbırakanın kendi üzerindeki kayıtlı taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Mirasbırakanın gerçekte bedelini bizzat ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı, mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi adına kaydettirmesi halinde, diğer bir söyleyişle bedeli ödenerek “gizli bağış” şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. Bunun yanı sıra, karara, yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik olarak uygulama olanağı sağlanamayacağı; koşulları var ise tenkis istenebileceği Hukuk Genel Kurulunun 30.12.1992 tarihli 586/782; 21.9.1994 tarihli 248/538; 21.12.1994 tarihli 667/856; 11.10.1995 tarihli 1995/1-608 sayılı kararlarında belirtilmiş; Dairenin yargısal uygulaması bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
3.2.4. TMK’nın 565/4. maddesinde, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmaların tenkise tabi olduğu düzenlenmiştir.
3.2.5. Öte yandan; 6100 Sayılı HMK’nın 190. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükümlerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2). paragraftaki yasal ve hukuksal gerekçeye göre, Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3). paragrafta yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına, 29/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.