Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/1558 E. 2021/5902 K. 21.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1558
KARAR NO : 2021/5902
KARAR TARİHİ : 21.10.2021

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu da … Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddedilerek verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları …’in … ada … parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını davalı oğlu …’e, ondan da diğer davalı …’e devredildiğini, kalan ½ payın ise …Noterliğinin 03.09.1999 tarihli vekaletnamesi ile mirasbırakan tarafından vekil tayin edilen diğer davalı … tarafından öncelikle dava dışı … ’a, ondan da davalı …’e devredildiğini, davalı …’in diğer davalı …’in kayınbiraderi olduğunu, emanetçi sıfatı ile taşınmazı elinde bulundurduğunu, asıl amacın mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu ileri sürerek, miras payları oranında tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, usulüne uygun davetiye rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu da … Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddedilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1933 doğumlu mirasbırakan …’ın 12.06.2016 tarihinde ölümü üzerine davacı çocukları …, … ve … ile davalı oğlu …’in mirasçı olarak kaldıkları, başkaca mirasçısının bulunmadığı, dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 30.09.1980 tarihinde ½ payın davalı oğlu …’e, kalan ½ payın satışı için ise …Noterliğinin 03.09.1999 tarihli vekaletnamesi ile diğer davalı …’i vekil tayin ettiği, anılan vekaletname uyarınca 30.09.1999 tarihinde ½ payın dava dışı …’a, ondan tekrar Veysel’e devredildiği, davalı … tarafından da ½ payın 04.08.2000 tarihinde davalı kayınbiraderi Veysel’e 2.100 TL bedelle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) …., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; mirasbırakan …’in pek kıymetli taşınmazını hiç bir neden yok iken önce 1/2’sini davalı oğlu …’e, diğer 1/2’sini ise ara malikler kullanmak suretiyle …’in kayınbiraderi diğer davalı …’e devredildiği, sonra da … tarafından ½ payın diğer davalı …’e temlik edilmesi ile taşınmazın tamamına Veysel’in malik olduğu, işlemlerin davalı … lehine diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren … 3. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 21/10/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.