Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/2291 E. 2022/1134 K. 15.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2291
KARAR NO : 2022/1134
KARAR TARİHİ : 15.02.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, BEDEL

Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil, olmazsa tazminat davası sonunda Yerel Mahkemece davalılar … ve … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istekli ve davalı … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15/02/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar … v.d. vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalı … vekili Avukat gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, borçlarını ödeyebilmek amacıyla maliki olduğu dava konusu 582 parsel sayılı taşınmazını 1.500.000 TL’ye satmak üzere dava dışı … ile anlaşmaya vardığını, taşınmaz üzerindeki hacizler kaldırıldıktan sonra kalan taşınmaz bedeli ödenince satışı gerçekleştirmesi için davalı vekil …’e vekaletname verdiğini, ancak vekilin vekalet görevini kötüye kullanıp davalılarla işbirliği yapmak suretiyle taşınmaz bedeli ödenmeden ve haciz işlemleri tamamlanmadan taşınmazı …’in oğlu olan davalı …’a ve yeğeni olan davalı …’ya yarı yarıya temlik ettiğini ileri sürerek tapu iptali-tescile, olmazsa taşınmaz bedelinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı …, davacının bankalara birçok borcunun bulunması sebebiyle taşınmazın satışı için kendisine vekaletname verdiğini, davacının bilgisi ve iradesi doğrultusunda işlemleri gerçekleştirdiğini, satış bedelini davacıya verdiğini ve davacının borçlarını ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar … ve …, dava konusu taşınmazın satış bedeli olan 700.000 TL’yi ödeyerek satın aldıklarını, davacı ile diğer davalı vekil Seyit Ali arasındaki ilişkiyi bilemeyeceklerini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Gölbaşı(Ankara)2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/04/2016 tarihli ve 2015/290 E. 2016/219 K. sayılı kararı ile; taşınmazın, davacının iradesine aykırı biçimde vekil tarafından el ve işbirliği içerisindeki davalılara temlik edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 10/12/2019 tarihli ve 2016/13918 E., 2019/6384 K. sayılı ilamı ile ‘‘…Getirtilen kayıt ve belgelerden; dava konusu 582 parsel sayılı taşınmaz davacı … adına kayıtlı ve üzerinde 9 adet icra haciz şerhi mevcut iken; davacının 04.08.2014 tarihli ve 582 parsele özel vekaletname ile vekil kıldığı … tarafından 05.08.2014 tarihli resmi akitle yarı yarıya davalılar … ve …’e toplam 144.000,00TL bedelle satıldığı görülmektedir.Bunun yanında; davacının vekili olarak satış işlemini yapan davalı …, diğer davalılardan 700.000TL taşınmaz bedelini aldığına dair kendi imzası bulunan belgeyi dosyaya ibraz etmiştir. Diğer taraftan; davacının daha önce de 1159 ve 1160 nolu parsellerini satması için aynı vekile vekaletname verdiği ve vekil tarafından davalılara satış yapıldığı, anılan satışla ilgili bir sorun yaşanmadığı taraflar arasında çekişmesizdir…Somut olayda, yukarıda değinilen olgular ve tanık anlatımları açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davacının taşınmazı satış iradesinin bulunduğu, anlaşmaya varılan bedel üzerinden satışın gerçekleştiği, davalılar … ve …’in davacıyı zararlandırma kastıyla vekil … ile el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri kanıtlanamadığı gibi, davalı vekil …’e taşınmaz bedelini ödedikleri ancak vekil tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davalılar … ve … yönünden tapu iptali-tescil isteğinin reddedilmesi, davalı … yönünden ise alacak isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir…” gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Gölbaşı( Ankara) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/01/2021 tarihli ve 2020/480 E., 2021/47 K. sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalılar … ve … yönünden tapu iptali-tescil isteğinin reddine, davalı vekil Seyit Ali yönünden ise tazminat isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili; tapu iptal-tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların vekille işbirliği içerisinde hareket ederek taşınmazı satın aldıklarını, ayrıca dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olup Toprak Koruma Kanunu gereğince paylı olarak satışa konu edilemeyeceğini, davalılar … ve … lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
Davalı … vekili; aleyhine tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının taşınmazını satmadan önce bankalara ve piyasaya borcunun bulunduğunu, bu nedenle hakkında birçok icra takibi yapıldığını, davacının dava konusu taşınmazın satış bedeli ile çevreye ve icraya olan yüklü miktardaki borçlarını ödediğini, davalı …’nin ise iyilik amacıyla davacının taşınmazının satışını sağladığını, satış bedeli ile davacının borçlarını ödeyip arta kalan 40.000 TL’yi de davacıya verdiğini, Mahkemece eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, davacının icraya ve piyasaya olan tüm borçları yönünden araştırma yapılsaydı ödemenin ne miktarda olduğunun ortaya çıkacağını, taşınmaz üzerindeki haciz borçlarının satış bedeli ile ödenip kaldırıldığını, Mahkemece hacizlerin nasıl kaldırıldığı yönünde de araştırma yapılmış olsaydı ödenen bedellerin de ortaya çıkacağını, dava konusu taşınmazı sattıktan sonra komisyonu dışında başka hiçbir bedel almadığını, Mahkemece davacının borçları için ödenen miktarların ve haciz bedellerinin belirlenip satış bedeli ile karşılaştırılarak hakkaniyete ugun karar verilmesi gerekirken fazla tazminata hükmedildiğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmazsa alacak isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
6.2.2. Vekil ile sözleşme yapan kişi, 4721 sayılı türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
6.2.3. Ne var ki, vekil ile sözleşme yapan kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Sözkonusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
6.3. Değerlendirme
Kararın (IV./2.) no.lu bendinde yer verilen hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacının ve davalı …’nin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalılar … v.d. vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan, 69.416,62 TL onama harcının da temyiz eden davalı …’den alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.