YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7859
KARAR NO : 2021/8183
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : GAİPLİK – TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen gaiplik – tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl dava yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleştirilen dava yönünden de davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar birleştirilen davada davacı vekili ile davalı kayyım tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl dava, davacı Hazine tarafından açılan Türk Medeni Kanununun 588. maddesine dayalı gaiplik ve tapu iptal-tescil, birleşen dava ise davacı … İdaresi tarafından açılan 5737 Sayılı Yasanın 17.maddesine dayalı gaiplik, tapu iptal ve vakfı adına tescil isteklerine ilişkindir.
Asıl davada davacı, … ada … parsel sayılı kargir oda ve dükan vasıflı taşınmazın paydaşları … ile …’un gaip olması nedeniyle … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.02.2001 tarih ve 2000/658 Esas, 2001/39 Karar sayılı ilamı ile 3561 sayılı Yasa gereği … Defterdarının kayyım tayin edildiğini, taşınmaz üzerinde idarenin tasarrufa başladığı tarihten bu yana MK’nin 588’nci maddesininin aradığı yasal kayyımlık süresi olan on yıllık sürenin dolduğunu ileri sürerek anılan paydaşların gaipliğine ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı, dava konusu taşınmazın … Vakfından … ile … adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek 5737 Sayılı Yasanın 17.maddesi uyarınca anılan paydaşların gaipliğine karar verilerek taşınmazın … Vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, … İl Emlak Müdürlüğü’nün 28.08.1952 tarih ve 33539 sayılı yazılarından …’nın 25 sene önce öldüğünü, verasetinin oğlu … ile kızları … ve …’ya intikal ettiğini, bunlardan …’nın ise 30 sene evvel ölerek kızları …, …, … ve …’nın mirasçı olarak kaldığını, …’nın Fransa’ya gittiğini ve Türk Vatandaşlığından çıkarıldığını, …’ın ise ölümü ile geride eşi … ve çocukları …, … ve …’nin mirasçı olrak kaldığını, dava konusu taşınmazın kamulaştırıldığını, kayıt maliklerinin gaip olmadığını, taşınmazın tapu kaydında ve kadastro tespit tutanağında vakıf nev’inin belirtilmediğini, yol haline gelmiş taşınmazın vakıf amacına uygun olarak da kullanılmadığını belirterek asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada gaiplik isteğinin kabulüne, tapu iptal ve Hazine adına tescil talebinin reddine, birleşen davanın kabulü ile taşınmazın vakfı adına tesciline dair verilen karar Dairece “… öncelikle çekişme konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın … ve … adına tespitine dayanak T.Sani 322 tarihli tapu kaydının ve tüm dayanak belgelerin merciinden temini, kayıt maliklerinin kimlik bilgilerinin tespitine yarar başkaca belge bulunup bulunmadığının tespiti, getirtilen ve temin edilecek belgelerden ve özellikle dosyada mevcut Milli Emlak Müdürlüğünün 28.08.1952 tarih ve 33539 sayılı cevabi yazısında ve … 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1945/782 Esas, 1945/67 sayılı kararındaki bilgilerden de yararlanmak suretiyle kayıt maliklerinin nüfusa kayıtlı olup olmadıklarının belirlenmesi, mirasçıları bulunup bulunmadığının veya gaip olup olmadıklarının tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması, toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususların gözardı edilmiş olması doğru değildir’’ gerekçesi ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde tapu kaydı ve kadastro tutanakları ile … 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1945/782 Esas ve 1945/67 Karar sayılı kararındaki bilgilerden yeni bir tespit yapılamadığı anlaşıldığından yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca asıl davada davacı Hazinenin gaipliğe ilişkin davasının kabulü ile, tapu iptali tescil davasının reddine, davacı … idaresinin birleşen davasının kabulüne ilişkin karar bu kez Dairece; “… Hemen belirtilmelidir ki, çekişme konusu taşınmazın aslının vakıf olduğu saptanmak suretiyle davacı Hazine’nin tapu iptal ve tescil isteminin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı Hazine’nin temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine, Davalı kayyımın temyiz itirazlarına gelince;… öncelikle çekişme konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın … ve … adına tespitine dayanak T.Sani 322 tarihli tapu kaydının ve tüm dayanak belgelerin merciinden temini, kayıt maliklerinin kimlik bilgilerinin tespitine yarar başkaca belge bulunup bulunmadığının tespiti, getirtilen ve temin edilecek belgelerden ve özellikle dosyada mevcut Milli Emlak Müdürlüğünün 28.08.1952 tarih ve 33539 sayılı cevabi yazısında ve … 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1945/782 Esas, 1945/67 sayılı kararındaki bilgilerden de yararlanmak suretiyle kayıt maliklerinin nüfusa kayıtlı olup olmadıklarının belirlenmesi, mirasçıları bulunup bulunmadığının veya gaip olup olmadıklarının tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması, toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususların gözardı edilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda asıl dava Yargıtay ilamında bozma konusu edilmediğinden bu hususla ilgili yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleştirilen dava yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak ve özellikle tapu malikleri … ve …’nın gaip oldukları tespit edilip 5737 sayılı Kanun’un 17 inci maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu dikkate alınarak, tapu kaydının iptali ile … Vakfı adına tesciline karar verilmesi birleştirilen davada davacı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmeyen 17.02.2015 tarihli birinci ve 18.01.2018 tarihli ikinci mahkeme hükmünü temyiz etmediği, bu nedenle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek karar verilmesi doğru olduğundan; davalı kayyım vekilinin tüm itirazlarının, birleştirilen davada davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 tarih ve 2017/1-1201 E.-716 K.sayılı kararında belirtildiği üzere; mahkeme kararıyla kayyım olarak atanan ve gaip kişi adına yaptığı bu iş ve işlemler nedeniyle, 3561 sayılı Kanun kapsamında yönetim kayyımı olan Defterdar burada Hazineyi temsil etmemekte, aksine kayyımlık görevi gereği gaip kişinin anılan taşınmazdaki hak ve menfaatlerini korumaktadır. Taşıdığı kayyımlık sıfatı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında harçtan muaf olmadığı açıktır. 3561 sayılı Kanunun 2/son maddesinde “Kayyımlıkla ilgili işlemler her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır” hükmüne yer verilmiş ise de burada yargı harçlarından bağışıklığa dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Öte yandan, harç kamu düzenine ilişkin olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesine rağmen yasal hasım olduğu gerekçesiyle harcın davacı üzerinde bırakılmasına hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün birleştirilen davada harca ilişkin 2. bendinin hükümden çıkarılarak yerine 2. bent olarak “2-Alınması gereken 1.434,51 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 24,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.410,21 TL harcın davalı kayyımdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davacı tarafça yatırılan 24,30 TL peşin harcın davalı kayyımdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına; davalı ile birleştirilen davada davacının temyizi ve re’sen yapılan inceleme sonucu 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.