YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/913
KARAR NO : 2022/587
KARAR TARİHİ : 24.01.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, süresi içinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 24.01.2022 Pazartesi günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılardan … ve vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı … v.d. vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosya incelenerek gereği görüşüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakanları … …’in 8 parsel sayılı taşınmazını davalı oğlu …’a ölünceye kadar bakım akdi ile, 12 parsel sayılı taşınmazını ise davalı oğlu …’a satış suretiyle devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, öte yandan mirasbırakanın okuma yazma bilmediğini, resmi senetlerin kanunun aradığı şekil şartlarına da uymadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı …, temlikin muvazaalı olmadığını, kendisine yapılan temlik tarihinde mirasbırakanın bir çok taşınmazı bulunduğunu, davalı …, mirasbırakanın kanser hastası olduğunu, tedavi giderleri nedeniyle bir çok taşınmazını sattığını, dava konusu parseli 22.500,00 TL bedel karşılığı satın aldığını, bu durumun davacıların bilgisi dahilinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 16/03/2020 tarihli ve 2016/11555 E., 2020/1900 K. sayılı ilamı ile ‘‘…mirasbırakan ile oğlu Necip arasındaki ölünceye kadar bakma akdi 14.06.1996 tarihinde yapılmış olup, mirasbırakan 03.09.2013 tarihinde ölmüştür. Bu süre zarfında mirasbırakan tarafından bakılmadığı iddiasıyla herhangi bir dava açılmamıştır. Bu durumda davalının bakım borcunu yerine getirdiğinin kabulü zorunludur. Öte yandan, ölünceye kadar bakma akdi ile yapılan temlikler de muvazaalı olabilir. Temlikin muvazaalı olduğundan söz edilebilmesi ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için murisin temliki mirasçıdan mal kaçırma amacıyla yaptığının kanıtlanması zorunludur. Eldeki olayda dinlenen davacı tanıkları muvazaayı kanıtlar beyanda bulunmamışlardır. Tarafların kız kardeşi … ve …’nin eşi …, tanık olarak beyanlarında, mirasbırakanın kanser hastası olduğunu, 12 parsel sayılı taşınmazı gerçekten sattığını, bedelini de aldığını ifade etmişlerdir. Bu durumda davalı tanıklarına itibar edilmesi gerektiği açık olup, davacı tanık beyanları ile de muvazaa iddiası kanıtlanmış değildir.
Hâl böyle olunca, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.’’ gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur.
3.Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 27/11/2020 tarihli ve 2020/313 E., 2020/350 K. sayılı kararıyla; temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı yapıldığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; deliller toplanmadan karar verildiğini, mirasbırakanın okur yazar olmadığını, temlik tarihinde 11 çocuğu olan ve evliliği devam eden mirasbırakanın temlikteki amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; satış sözleşmesi ve ölünceye kadar bakma akdinden kaynaklanan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği belirtilmiştir.
6.2.2. Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.5ll). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (B.K.m.5l4). Bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması, ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (B.K.m.l8). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 0l.04.l974 tarihli ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
6.3. Değerlendirme
Dairenin (IV./2.) numaralı paragrafta açıklanan bozma kararında; dava dosyasındaki delillere göre yapılan inceleme sonucunda temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı yapıldığı iddiasının kanıtlanamadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada aynı gerekçeler benimsenerek karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacıların yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.