YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9251
KARAR NO : 2022/8243
KARAR TARİHİ : 14.12.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : ŞİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair verilen karar süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, … ilçesi, …. mahallesinde bulunan … no.lu parselin maliki olduklarını, 263,41 m2’lik alanın davalı adına kayıtlı 293 parsele dahil edilerek kadastro tespitinin yapıldığını, zeminde sınırların taş duvarla ayrıldığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı 293 parseldeki 263,41 m2’lik kısma ilişkin tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, TMK’nın 1023 maddesine göre iyiniyetinin korunması gerektiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince fiili kullanım alanıyla tespitin örtüşmediği, davalının da durumu bildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tapu Müdürlüğünün taraf gösterilmemesinin usuli eksiklik olduğunu, gerekçeli kararda taşınmazların eskiden beri sabit sınırlarda kullanıldığının kabul edildiğini, bunun gerçeğe aykırı olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla bu hususun izah edildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalının 293 parseli 17/05/1990 tarihinde satış suretiyle devraldığını, tespit öncesi nedene dayanılması bakımından davanın süreye bağlı olmaksızın açılamayacağını, hak düşürücü sürenin resen gözetilmesi gerektiğini, tespitten 47 yıl sonra açılan davanın TMK.nın 2. maddesine aykırı olduğunu, davalının ediniminin TMK.nın 1023. maddesi gereği de korunması gerektiğini, davacılardan …’nın keşifte mahalli bilirkişi sıfatıyla dinlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sicilin aksinin yine resmi kayıtlarla kanıtlanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince davacıların tespit öncesi nedene dayandığı, tutanağın kesinleştiği tarih itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle, davalının istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının dosya içeriğine uygun olduğunu, dava konusu taşınmazın 263,41 m2’lik kısmının davacıların maliki olduğu 292 parsel ile bir bütün oluşturduğunu, kullanım durumunun buna uygun olduğunu, davalının da iki taşınmaz arasındaki sınıra riayet ederek evini inşa ettiğini, ölçüm hatası nedeniyle tescilin hatalı yapıldığını, TMK’nın 1024. maddesi uyarınca tescilin yolsuz olduğunu ve davalının da bu durumu bilen kişi konumunda bulunduğunu, ön inceleme duruşmasında savunmanın genişletilmesine muvafakat etmedikleri halde davanın hak düşürücü süreden reddedildiğini, dinlenen tanıkların dava konusu kısmın davacılar tarafından kullanıldığını ifade ettiklerini, davanın kadastro tespiti ile yapılan ölçüm hatasının düzeltilmesine ilişkin olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir.
Söz konusu hak düşürücü süre dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
3.3. Değerlendirme
Somut olayda çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği 02/03/1973 tarihi ile davanın açıldığı 06/12/2017 tarihi arasında 3402 sayılı Kanunu’nun 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin geçtiği açık olup, dosya içeriğine, toplanan delillere, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, (IV/3.) numaralı paragrafta yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenle; davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14/12/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.