Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9352 E. 2022/2068 K. 14.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9352
KARAR NO : 2022/2068
KARAR TARİHİ : 14.03.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sonucu Akçadağ ilçesi, Kayadibi Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 109 ada 7, 8, 11, 27, 44 ve 46 ile 108 ada 26 taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sırasıyla …, … ve … adlarına tespit ve Kadastro Mahkemesi kararı ile adı geçenler adına tescil edilmiştir.
I. DAVA
Davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden mera niteliğinde olduğunu, meranın zilyetlikle edinilemeyeceğini, bu nedenle Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve köyün hükmi şahsiyetine bırakılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mera olarak sınırlandırılmalarını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazlar üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının lehlerine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24/03/2016 tarihli ve 2009/92 Esas, 2016/127 Karar sayılı kararıyla çekişmeli taşınmazların mera olarak kullanılmadığı, ziraat bilirkişi raporunda da dava konusu yerlerin meyve bahçesi haline getirildiği, böylece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde belirtilen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyetlik koşulunun davalılar lehine oluştuğu gerekçesiyle 109 ada 7 parselin bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle; 109 ada 8 parselin bilirkişi raporunda (C) harfiyle; 109 ada 27 parselin ifrazıyla oluştuğu belirtilen 109 ada 54 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen kısımlarına yönelik açılan davanın reddine; kalan kısımlarının ise Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı Hazine vekili, temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece 109 ada 27 parsel ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığını, Akçadağ Kadastro Mahkemesinin 2001/10 Esas sayılı dosyasında çekişmeli taşınmazların mera olarak belirlendiğini, davanın kısmen kabulüne karar
verildiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ve yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m.33). İddianın ileri sürülüş şekli, dosya kapsamına göre temyiz kanun yolu başvurusuna konu dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı çekişmeli taşınmazların mera olarak sınırlandırmasına yönelik Hazine tarafından açılan tapu kayıtlarının iptali ile tescil isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti” başlıklı 14. maddesinde; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.’’ Olağanüstü zamanaşımı yolu ile taşınmaz mülkiyetinin kazanılması ve taşınmazın zilyedi adına tespitine ilişkin temel koşulların 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre; tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmaz, aralıksız ve nizasız yirmi yıllık süreyle malik sıfatı ile elinde bulunduran ve zilyedi olan kişi adına tespit ve tescil edilecektir.
3.2.2 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, ‘’Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.’’
3.2.2. Zilyetlik, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 973. maddesinde, “Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir. Taşınmaz üzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetlik sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Bir şeye malik olmayan kimsenin zilyetliği zamanla o şeyin mülkiyetinin kazanılmasını sağlayabilir. Mülkiyetin kazanılma sebeplerinden biri olan zilyetliğin konusu ancak maddi şeylerdir. Zilyetliğin tanımında da görüleceği gibi, zilyetlik olması için bir şeyin bulunması ve ayrıca o şey üzerinde fiili hâkimiyetin kurulması ve kullanılması gerekir (İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.12.1998 tarihli ve 1996/4 E., 1998/3 K. sayılı kararı).
3.2.3. Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince zilyedi lehine taşınmazın tespiti koşullarına ilişkin yapılan açıklamaların yanında, 3402 sayılı Kanun’un “Hazine adına tespit” başlıklı 18. maddesinde;
“Yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur.
Orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez” hükmüne yer verilmiştir.
3.2.4. 3402 sayılı Kanun’un 18. maddesinden önce gelen 13, 14 ve 17. maddelerinde mülkiyet hakkının tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Kanun’un önceki maddelerinde özel veya tüzel kişiler adına taşınmaz malların tespit ve tescil şartlarına yer verilmişken, Kanun’un 18/1. fıkrası ile bunların dışında kalan ve tescile tabi olan malların Hazine adına tespit ve tescil edileceği, diğer bir deyişle özel ve tüzel kişiler lehine iktisap şartları oluşmayan malların Hazineye ait olması esası getirilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise kamunun yararlanmasına mahsus orta malları ile hizmet mallarının (3402 sayılı Kanun’un m. 16/1), ormanların (6831 sayılı Orman Kanunu m. 1 vd), devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da (TMK’nın m.715) kamu hizmetine tahsis edilmeyen yerler ile kanunlar uyarınca devlete kalan yerlerin olağanüstü zamanaşımı zilyetlik yolu kazanılamayacakları açıkça ifade edilmiştir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Hükmün 1. fıkrasının “d” bendinde Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilen 109 ada 11, 44 ve 46 ile 108 ada 26 parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olduğu anlaşıldığından, meraların özel mülkiyete konu edilmeleri hukuken mümkün bulunmaması nedeniyle, 3402 sayılı Yasa’nın 16/B maddesi gereğince çekişmeli taşınmazların “sınırlandırılarak özel siciline kaydına” karar verilmesi gerekirken, taşınmazın “Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” yönünde hüküm kurulması isabetsiz ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “109 ada 11, 44 ve 46 parseller ile 108 ada 26 parselin tapu kaydının iptali ile” sözlerinden sonra gelen “Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” ifadesinin hükümden çıkarılmasına ve yerine “mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine” sözlerinin yazılmasına ve temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, HMK’nın 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir.
3.3.2 Davacı Hazine vekilinin çekişmeli 109 ada 7 parselin bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle; 109 ada 8 parselin bilirkişi raporunda (C) harfiyle; 109 ada 27 parselin ifrazıyla oluştuğu belirtilen 109 ada 54 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen kısımlarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davalı lehine iktisap koşulları oluştuğu gerekçesiyle Hazinenin davası reddedilmiş ise de verilen karar bu açıdan isabetsiz olduğu gibi, davanın esası bakımından yapılan inceleme ve araştırma da yetersizdir. Şöyle ki, davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların mera olduğu ve bu sebepten mera vasfıyla sınırlandırılması isteminde bulunmasına rağmen Mahkemece yöntemince mera araştırması yapılmamış, bu kapsamda komşu köyler halkından mahalli bilirkişi dinlenilmediği gibi, taşınmazın niteliği ile ilgili olarak 3 kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, taşınmazın davacının iddiasına konu bölümleri ile geriye kalan bölümü arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı araştırılmamış, bir arazinin niteliğini ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, tek kişilik soyut, imar ihya değerlendirme noktasında yetersiz jeodezi bilirkişisinin sunduğu raporla yetinilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
3.3.3. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, taşınmazlara ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, tespit tarihinden (2001 yılı) 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulduktan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden kişiler arasından ayrı ayrı seçilecek 3′ er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, üzerlerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, taşınmazların kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı, evveliyatları itibariyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar- ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı kayıtlarla denetlenmeli ve beyanlar arasındaki doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeye çalışılmalı; ziraatçı bilirkişi kuruluna, davacı Hazine tarafından kadastro tespitinden önce taşınmazların mera vasfından olduğu iddiasıyla dava açılmış olduğu gözetilerek, taşınmazların önceki niteliğinin ne olduğunu, mera vasfında olup olmadığını yada merada açılıp açılmadığını, toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, komşu parsellerle aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, imar-ihya gerektiren yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlettirilmeli; HMK’nın 290/2. maddesi uyarınca keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla çekişmeli taşınmazların ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, taşınmazların sınırları kabaca işaretlenip Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan, hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesi ve taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, komşu parsellerle aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, imar-ihya gerektiren yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlemesi istenilmeli; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda davalılar yararına aktarılan dava tarihi itibariyle belgesiz zilyetlik yoluyla edinilebilecek taşınmaz miktarına ilişkin sınırlama da nazara alınarak, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı Hazine vekilinin 109 ada 11, 44 ve 46 parseller ile 108 ada 26 parsellere yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “109 ada 11, 44 ve 46 parseller ile 108 ada 26 parselin tapu kaydının iptali ile” sözlerinden sonra gelen “Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” ifadesinin hükümden çıkarılmasına ve yerine “mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine” sözlerinin yazılmasına ve temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının açıklanan şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Davacı Hazine vekilinin 109 ada 7, 8 ve 54 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.03.2022 gününde oy birliği ile karar verildi.