Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9667 E. 2022/1750 K. 03.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9667
KARAR NO : 2022/1750
KARAR TARİHİ : 03.03.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve terkin davası sonunda Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28/05/2021 tarihli 2020/253 Esas – 2021/212 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … vekili, tapuda davalı … Belediyesi adına kayıtlı bulunan 15 parsel sayılı taşınmazın 908,34 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığını belirterek, bu kısmın tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiş, bozma sonrası sunduğu 05/04/2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde, dava konusu (eski 15) yeni 787 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporları ile kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı tespit edilen 1112,66 m2 lik kısmının ifrazı ile davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili, davacının Milli Emlak Müdürlüğünde görevli memurlar tarafından düzenlenen rapora dayandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEMENİN İLK KARARI
Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/05/2012 tarihli ve 2009/287 Esas – 2012/281 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli yerde yapılan inceleme sonucu harita mühendisi Hakan Kürklü tarafından tanzim edilen 27/04/2010, 16/09/2010 ve 30/04/2012 tarihli raporlarda; dava konusu taşınmazın, 20/09/2010 havale tarihli rapora ekli 1 numaralı krokide K harfi gösterilen ve mavi ile taralı 895,94 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı … davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30/06/2014 tarihli ve 2014/11540 Esas – 2014/13855 Karar sayılı kararıyla; “…Keşif sonucu harita mühendisi Hakan Kürklü tarafından tanzim edilen 20.09.2010 havale tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Uzmanlık alanı ve idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisinden farklı olarak yeni bir kıyı kenar çizgisi tespit edildiğine göre, jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınması gerekir. Ancak jeoloji mühendisi Ahmet Karakaş tarafından düzenlenen 03.05.2010 havale tarihli raporun eki olan krokide keşfen belirlenen kıyı kenar çizgisi ile daha önce idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi ayrı ayrı gösterilmesine ve dava konusu taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisinin içinde (deniz tarafında) kaldığı belirtilmesine rağmen, kıyı kenar çizgisinin içerisinde kalan taşınmaz miktarı m2 olarak belirtilmemiştir. Bu nedenle jeolog bilirkişiden yeniden rapor alınarak taşınmazın ne kadarının kıyı kenar çizgisinin içinde kaldığı belirlenmeli, kroki üzerinde işaretlenmeli bu rapora göre talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken harita mühendisi Hakan Kürklü tarafından tanzim edilen 20.09.2010 havale tarihli raporun hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa’nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden, HMK’nın 323/1 maddesine göre yargılama giderlerinden sayılan harçtan ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı açıktır. Mahkemece hüküm kurulurken bu hususların gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır. O halde Mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen eksiklikler gözetilmek suretiyle jeolog bilirkişiden yeniden rapor alındıktan sonra dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/02/2019 tarihli ve 2015/133 Esas – 2019/28 Karar sayılı kararıyla; Yargıtayın bozma ilamı, açıklanan düzenlemeler ve ilkeler gözetilmek ve dosya kapsamı incelenmek suretiyle somut olaya bakıldığında; çekişmeli yerde yapılan inceleme sonucu jeoloji yüksek mühendisi Selma Gözlev tarafından tanzim edilen 28/12/2018 tarihli raporlarda D harfi gösterilen ve mavi ile taralı 1104.23 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 29/06/2020 tarihli ve 2019/5654 Esas – 2020/4125 Karar sayılı kararıyla; “ …Mahkemece yapılacak iş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı doğrultusunda, idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanmak ve 3621 sayılı Kanun’un 5. ve 9. maddelerinde öngörüldüğü biçimde üç jeolog ya da jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi aracılığıyla yöntemine uygun olarak kıyı kenar çizgisini belirlemek, bilirkişi kurulunca belirlenen kıyı kenar çizgisi ile idarece oluşturulan kıyı kenar çizgisinin örtüşüp örtüşmediği, örtüşmemekte ise kıyı kenar çizgisinin parselin neresinden geçtiği, idarece oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile bilirkişiler tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedenleri hakkında bilirkişi kurulundan bilimsel gerçeklere ve maddi bulgulara dayalı, denetime açık rapor almak, dava konusu taşınmazın yakın komşu parselleri hakkında kıyı kenar çizgisi içerisinde bulunduğundan bahisle açılan, derdest veya kesinleşmiş tapu iptali ve terkin dava dosyası bulunup bulunmadığı araştırılarak ve bulunduğu takdirde hüküm kurulurken göz önünde bulundurulmak üzere dosya arasına getirtilerek, yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması durumunda ise ne kadarlık bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten ve kroki üzerinde gösterildikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, sonucuna göre karar vermek olmalıdır. Kabule göre de; dava dilekçesinde açıkça dava konusu taşınmazın 908.34 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali istenmesine rağmen, talep aşılarak 1.104.23 m2’lik kısmın iptaline karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
5. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Gölcük 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/05/2021 tarihli ve 2020/253 Esas – 2021/212 Karar sayılı kararıyla; düzenlenen 03/03/2021 havale tarihli teknik bilirkişi raporu ile 16/03/2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunun incelenmesinden, raporda detaylı olarak izah edilen sebeplerle onaylı kıyı kenar çizgisinden farklı bir çizgi belirlendiği, buna göre dava konusu taşınmazın krokide (C) harfi ile gösterilen 1.112,66 m2 alanın deniz tarafında kaldığının tespit edildiği, davacı vekilince ıslah dilekçesi verilerek dava konusu 787 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporlarında (C) harfiyle gösterilen, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı tespit edilen 1112,66 m2’lik kısmının ifrazı ve Gölcük Belediyesi adına olan tapu kaydının iptali ile Maliye Hazinesi adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ettiği gerekçeleri ile ıslah talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
6. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
7. Temyiz Nedenleri Özetle
Davalı vekili, davacı tarafın dava dilekçesinde 908,34 m2’lik taşınmaz kısmının davacı adına tescil edilmesini talep ettiğini, Mahkemenin ilk gerekçeli kararında hüküm kısmında taşınmazın 1.104,23 m2 lik kısmının tapu kaydının iptaline karar verildiğini, buna dair temyiz taleplerinin kabul gördüğünü ve tam da bu sebeple kararın bozulduğunu, burada artık davalı … Belediyesi lehine kazanılmış hak doğduğunu, lehlerine olan bu hakkın kullanımının bidayet mahkemesi kararı ile engellendiğini, öte yandan dava konusu yerdeki kıyı kenar çizgisinin değiştiğini, 17 Ağustos 1999 depreminden önceki kıyı kenar çizgisi ile sonrakinin farklı olduğunu, önceki kıyı kenar çizgisine göre hak sahibi olan Ulaşlı Köyü tüzel kişiliğinin bilirkişi raporları ile mülkiyetini kaybettiğini, davalı tarafın, deprem olacağını, mülkiyetinde bulunan yerin kıyı kenar çizgisi içinde kalacağını önceden bilip öngöremeyeceğini, bu hususun bilinebilecek bir husus olmadığını, bundan dolayı sorumluluğun da davalıya yüklenemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
8. Gerekçe
8.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve terkini istemine ilişkindir.
8.2. İlgili Hukuk
8.2.1. Bilindiği üzere T.C. Anayasası’nın ”Kıyılardan Yararlanma” başlıklı 43. maddesinde ”Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.” denilmektedir. Öte yandan 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesi ile de ”Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir: Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir. Sahil şeritlerinin derinliği, 4 üncü maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirlenir. Taşıt yolları, sahil şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir. Sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşulları yönetmelikte belirlenir.” şeklinde genel esaslar düzenlenmiştir.
8.3. Değerlendirme
Kararın (IV/4.) no.lu paragrafında yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.