Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9675 E. 2022/1747 K. 03.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9675
KARAR NO : 2022/1747
KARAR TARİHİ : 03.03.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve terkin davasında bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … vekili, davalı adına kayıtlı 1172 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapu kaydının iptaliyle tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, savunma getirmemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02/07/2015 tarihli ve 2014/388 E. 2015/506 K. sayılı kararıyla; 14/05/2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu esas alınarak, dava konusu 1172 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
8. Hukuk Dairesinin 05/05/2016 tarihli ve 2016/6841 E. 2016/8313 K. sayılı kararıyla; ”…Mahkemece, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde İdare tarafından 19.12.2011 tarihinde oluşturulan kıyı kenar çizgisi haritası ve ekleri getirtildiği halde gereği gibi uygulanmamıştır. İdarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu gözardı edilmemelidir. Somut olayda, jeolog, jeomorfolog, harita mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 14.05.2015 tarihli raporda, İdare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisine göre dava konusu parselin 131,16 m2’sinin kıyı kenar çizgisi içerisinde, 1.884,84 m2’sinin ise kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı belirlendikten sonra bilirkişi heyetince oluşturulan kıyı kenar çizgisine göre anılan taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi dışında (kara tarafında) kaldığı bildirilmiş; ancak, İdare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile bilirkişi heyeti tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedeni üzerinde durulmamıştır. Bu nedenle, öncelikle dava konusu 1172 parsel sayılı taşınmazın ilk tesisinden itibaren tedavüllerine esas tüm belgeler getirtilip incelendikten sonra, İdarece oluşturulan kıyı kenar çizgisi ve 14.05.2015 tarihli rapor ile Mahkemece oluşturulan bilirkişi heyetince belirlenen kıyı kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedenleri hakkında anılan raporu sunan bilirkişilerden bilimsel gerçeklere ve maddi bulgulara dayalı, denetime açık ek rapor alınması gerekir. Başka bir anlatımla eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2003 tarihli 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır.Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Anılan yön gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
3. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15/12/2016 tarihli ve 2016/334 E. 2016/480 K. sayılı kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda bilirkişilere ek rapor tanzim ettirildiği, dosyaya ibraz edilen 11/11/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda; “dava konusu taşınmazın tamamının longoz ağaç topluluğunun daha güneyinde yer almakta olduğu, kıyı kenar çizgisi taşınmazın kuzeyindeki ormanlık – sazlık – bataklık sahanın (Longoz Ormanı) doğal sınır güzergahından geçtiği longoz ormanı ve ağaç topluluğunun doğal sınırının kıyı kenar çizgisine esas olarak ölçü alınması gerekirken Bakanlık Kıyı Kenar Tespit Komisyonunca longoz ormanlarının hiç dikkate alınmadığının tespit edildiği, keşifler sırasında taşınmazın üzerinde etkin su hareketlerinin olmadığının gözlendiği, bu nedenlerden dolayı da Bakanlık Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunun dışarıda bıraktığı 131,16 m² alan ile birlikte, taşınmazın tamamı olan 2.016,00 m² sahanın kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığı” sonucuna varıldığının belirtildiği, ek bilirkişi raporunun bilimsel yeterlilik taşıdığı ve Yargıtay bozma ilamında belirtilen idare tarafından 19/12/2011 tarihinde oluşturulan kıyı kenar çizgisine neden itibar edilmemesi gerektiğine dair doyurucu ve denetime elverişli açıklama içerdiği, ek rapordaki kabul doğrultusunda dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamındaki eksiklikler giderilmeden yetersiz inceleme ile karar verildiğini, ek bilirkişi raporunun bilimsel yeterlilik taşımadığından bahisle, anılan rapor hükme esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirmiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve terkin istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere T.C. Anayasası’nın ”Kıyılardan Yararlanma” başlıklı 43. maddesinde ”Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. … ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.” denilmektedir. Öte yandan 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesi ile de ”Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir: Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir. Sahil şeritlerinin derinliği, 4 üncü maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirlenir. Taşıt yolları, sahil şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir. Sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşulları yönetmelikte belirlenir.” şeklinde genel esaslar düzenlenmiştir.
6.3. Değerlendirme
Dosya kapsamına, toplanan delillere kararın (IV./2.) nolu bendinde yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılmış olmasına göre kararın (IV./3.) nolu bendinde yer verilen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13 üncü maddesinin j bendi gereğince davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.