YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6835
KARAR NO : 2022/6844
KARAR TARİHİ : 19.10.2022
MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : BURSA 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen bedel davası sonunda, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca harç yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair verilen karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vasisi, davacının mirasbırakanı …’in aylık 4.000,00TL geliri olduğunu, 08.11.1989 tarihinde satın aldığı 106 ada 11 parseldeki 1 no.lu bağımsız bölümü oğlu olan davalıya bedelsiz, mirasçıdan mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak temlik ettiğini, ayrıca davalı … lehine düzenlediği ve davalının alacaklısı olduğu 21.03.2008 tanzim, 21.03.2009 vade tarihli, 500.000,00TL bedelli senedin de muvazaalı düzenlendiğini, davalının Mustafakemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2010/1500 sayılı takip dosyası ile senedi tahsil ettiğini ileri sürerek, 106 ada 11 parseldeki 1 no.lu bağımsız bölümün bedelinin mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile terekeye iade edilmesine veya davacının miras payı nispetinde davacıya ödenmesine, senet bedelinin mirasbırakanın ölüm tarihine kadar işleyen faizi ile birlikte terekeye iadesini veya tenkise karar verilmesini istemiş, aşamada taşınmaza ilişkin istem asıl dosyadan tefrik edilerek yetkisizlik kararı ile Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve dosya eldeki esasa kaydedilmiştir.
II. CEVAP
Davalı, 106 ada 11 parseldeki 1 no.lu bağımsız bölüm yönünden, temlikin mal kaçırmak amaçlı veya saklı payı ihlal kastı ile yapılmadığını, mirasbırakanın davacı …’e Bursa ….. Noterliğinin 12/02/2010 tarihli …. yevmiye no.lu düzenlenme şeklinde vekaletname verdiğini, bu vekaletnameyle mirasbırakanın 618 ada 3 parsel sayılı taşınmazının dava dışı 3. bir kişiye devredildiğini, mirasbırakan adına kayıtlı iki adet aracın da davacının vasisi olan oğlu … eli ile 3. kişilere temlik edildiğini, mirasbırakanın paydaşı olduğu 4356 ada 23 ve 5819 ada 15 parsel sayılı taşınmazlardaki 1/3 payın, dava dışı 3. kişilere devredildiğini, satış bedellerinin davacı ve oğlu tarafından harcandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olmadığı, paylaştırma saiki ile devrin yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; harcın iadesine karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, mirasbırakanın düzenli geliri olmasına ve taşınmazı satmaya ihtiyacı olmamasına rağmen dava konusu taşınmazı davalı oğluna bedelsiz devrettiğini, asıl davaya konu ettikleri 500.000,00 TL bedelli senet ile de davalı oğluna borçlandığını, davalının anne ve babasından kalan taşınmazları davacının kısıtlı olması nedeniyle uhdesine geçirmeye çalıştığını, 19.07.2007 tarihinde mirasbırakanın akıl zayıflığı ve yaşlılığı sebebi ile kendi işlerini bile göremediğini, birçok taşınmazı olduğunu, bunların bir kısmını davacının etkisi ile satarak bedellerini israf ettiğini, bu sebeplerle kısıtlanması gerektiğini iddia eden davalının bu iddiasından 8 ay sonra 500.000,00 TL bedelli bonoyu annesine imzalattırdığını, mirasbırakanın tüm taşınmazlarına haciz koydurduğunu, mirasbırakandan vekaletname alınmak sureti ile devredildiği iddia olunan taşınmazlarda vekil olarak işlem yapan kişinin davacı olmadığını, Mahkemece davanın muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak kabul edildiğini, oysa ki davalının dava konusu taşınmazı 04.06.2013 tarihinde 3. kişiye devrettiğini ve bu nedenle bedel davası açtıklarını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince; mirasbırakanın davacıdan mal kaçırmak iradesiyle hareket ettiğini gösterir bir olgunun ortaya konulamadığı, sağlığında davacıya da bir kısım karşılıksız kazandırmalarda bulunduğu, paylaştırma iradesiyle hareket ettiği, davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak karar tarihi itibariyle alınması gereken 44,40 TL maktu karar ilam harcının peşin alınan ve iade edilmeyen 9.819,60 TL’den mahsubu ile fazla alınan 9.775,20TL’nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacının istinaf isteminin HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki esasa yönelik itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde bulunmasına hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye (IV./3.) no.lu paragrafta yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesine göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, onama harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 19.10.2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.