YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/963
KARAR NO : 2022/4341
KARAR TARİHİ : 31.05.2022
MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ: BAFRA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 31/05/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı … vekili Avukut … ve temyiz edilen davalılar … vd. Vekili Avukat … geldiler, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan babası … Temiz’e ait dava konusu 4, 7 parsel sayılı taşınmazlar ile üç dönüm büyüklüğünde bir taşınmazın, kendisinin yurt dışında olması fırsat bilinerek kadastro çalışmaları sırasında davalı kardeşleri …ve… adına tescil edildiğini, taşınmazlarda kendisinin de hak sahibi olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakan …’in ölümünden sonra tüm mirasçıların bir araya gelerek kendi aralarında fiili ve rızai taksim yaptıklarını,…’in yurt dışında olması nedeniyle…’in payına düşen yerlerin…’in isteği ile kardeşi Vehbi adına tescil edildiğini, …nin daha sonra bu taşınmazları…’in oğlu …,’e devrettiğini, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini beyan ederek, davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazlara ait kadastro tutanağının kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen kararın davacı tarafından istinafı üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, davacının, dilekçesinde çekişmeli 4 ve 7 parsel sayılı taşınmazların yanında yer alan 3 dönüm civarındaki taşınmazın ada ve parsel numarasını belirtmemiş ise de, mahkemece mahallinde keşif yapılıp davaya konu yerin keşfen belirlendikten sonra anılan taşınmaz hakkında da karar verilmesi gerekirken söz konusu taşınmaz ile ilgili gerekçeli karar ve hükümde olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, bu nedenle doğru sonuca varılabilmesi için fen bilirkişi ve ziraat bilirkişi huzuruyla keşif yapılması, yapılacak keşifte öncelikle taşınmaz başında davacıya talebi sorularak dava ettiği taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerini göstermesinin istenmesi, ziraat bilirkişiden dava konusu edilen taşınmaz bölümü ya da bölümlerinin değeri konusunda rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; gönderme kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının uzun yıllar yurt dışında yaşadığını,bu nedenle kadastro tespitine itiraz süresini kaçırdığını, kadastronun geçtiğini bilmediğini, davalıların kendisini bu yönde sürekli oyalayarak süreyi geçirmesine neden olduklarını, taşınmazların taraflara babalarından kaldığını, davalılar adına tescilinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmasına rağmen davalılara yemin ettirilmediğini, yenileme kadastrosunun yeni geçtiğini, yenileme kadastrosunun geçmesi ve ölçülmesi sonrasında sürelerin yeniden canlandığını, yenileme kadastrosu tespitine itiraz süresinin geçmediğini, davanın süresi içinde açıldığını, bu işlemle kardeşlerinin tapulama ile kadastroda kendisine haksızlık ettiklerini, kötü niyetli tapulama yapıldığını, sırf mirastan mahrum etmek için kendisini dışarıda tutarak kendi aralarında taksim yaparak mağdur ettiklerini, mirastan mal kaçırma olduğunu, bu nedenle hak düşürücü sürelerin burada işlemeyeceğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.2. Davalı … mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; Harçlar Kanunu’nun 16.maddesi uyarınca eldeki uyuşmazlıkta nispi harç alınması gerektiğini, dava dilekçesinde dava değerinin 10.000,00 TL gösterildiğini ve bu bedel üzerinden peşin nispi karar ve ilam harcı yatırıldığını, Mahkemece yapılan keşfin akabinde ise dava konusu taşınmazların değerinin 695.904,00 TL olarak belirlendiğini, ancak bu değer üzerinden alınması gereken peşin nispi karar ve ilam harcı tamamlatılmadan davanın esası hakkında hüküm kurulduğunu, Yerel Mahkemece dava değeri üzerinden davacı tarafa harç tamamlatılmadan davalılar lehine eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek, bu yönden kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2021/1085 E., 2021/1330 K. sayılı kararıyla; davacının çekişmeli taşınmazların kök muristen kaldığı bu nedenle miras payı olduğu iddiasıyla Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açmış olmasına göre Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde ve dolayısı ile dava usulden reddedildiğine göre de karar tarihine göre yürürlükte bulunan AAÜT’nin 7/2. maddesi uyarınca maktu ve aynı tarifenin 3/2. maddesi hükmüne göre de ret sebebi aynı olan ve kendilerini farklı vekillerle temsil ettiren davalılar lehine tek vekalet ücreti tayin ve takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı ile davalı … mirasçıları vekilinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda sözü edilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin 1. fıkrasına göre, “ 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. 2. fıkrasına göre, kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. 3. fıkrasına göre, Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
766 Sayılı Tapulama Kanunu’nun 31. maddesine göre de, “ Tapulamaya müsteniden tesis olunan tapu sicilleri, aksi hükmen sabit oluncaya kadar muteberdir. Bu sicillerde belirtilen haklara tescilleri tarihinden itibaren on sene geçtikten sonra, tapulamaya takaddüm eden sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” düzenlemesine yer verildiği açıktır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilerek, mülkiyete ilişkin talepler yönünden hak düşürücü süre öngörülmüş olup, söz konusu Yasa maddesindeki hak düşürücü süre, dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecektir.
3.3.2. Somut olayda, çekişmeli taşınmazların kadastro tutanağının kesinleştiği 25/03/1982 tarihi ile davanın açıldığı 19/11/2018 tarihi arasında 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin geçtiği kuşkusuzdur.
3.3.3. Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle (V/3.2.) no.lu paragrafta yer verilen yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinin yerinde olmasına, (III) no.lu paragrafta yer verilen İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) no.lu bentte yazılı olduğu üzere karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı … vekili ve davalılar … vd. vekili için 3.815,00’er TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, temyiz karar harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığında, 31/05/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.