Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2014/11138 E. 2014/12873 K. 18.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11138
KARAR NO : 2014/12873
KARAR TARİHİ : 18.11.2014

Tebliğname No : KD – 2012/4474
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : İstanbul 3. Çocuk Mahkemesi’nin 28.09.2011 tarih,
2011/30 esas ve 2011/462 karar sayılı kararı
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık Ü.. E.. hakkında, İstanbul 3. Çocuk Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu 28.09.2011 tarihinde 2011/30 esas ve 2011/462 karar sayı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce 30.09.2014 tarihinde 2012/13420 esas ve 2014/9576 karar sayı ile temyiz isteğinin CMUK’nın 317. maddesi gereğince reddine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Dairemizin bu kararına itiraz edilmiştir.
B) İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz yazısında özetle; “Anayasa Mahkemesinin 20.10.2011 gün ve 54-142 sayılı kararı ile (1) Sayılı Tarifenin “A- Mahkeme Harçları” bölümünün, “IV. Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının “Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 TL” biçimindeki (b) fıkrasının, 01.11.2012 gün ve 64-168 sayılı kararı ile de, “Bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerine yapılacak istinaf yolu başvurularında 20 TL”, “İdarî yaptırımlar konusunda sulh ceza mahkemelerince verilen son karara karşı itirazen yapılacak başvurularda 20 TL”, “İcra mahkemelerinin kararlarına karşı itirazen yapılacak başvurularda 20 TL” şeklindeki (f), (g) ve (h) fıkralarının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve (b) fıkrası ile ilgili iptal kararı 29.06.2012 tarihinde, (f), (g) ve (h) fıkraları ile ilgili iptal kararı ise 03.09.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Gerek bu iptal kararlarının yürürlüğe girmesinden önce gerekse yürürlüğe girmelerinden sonra kanun koyucu tarafından iptal kararları doğrultusunda yeni bir düzenleme yapılmamıştır.
Kanun yoluna başvuru hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamı içerisinde kabul edilmektedir. Temyiz yolu, mahkemelerin uyuşmazlığı sona erdiren nitelikteki hükümlerinde bulunan kanuna aykırılıkların bozma veya düzeltme (ıslah) kararları ile giderilebilmesi bakımından kabul edilmiş olağan bir kanun yoludur. 5320 sayılı yasanın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nun 305. maddesi uyarınca maddede belirtilen veya sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler dışındaki tüm hükümlere karşı temyiz kanun yolu açıktır. Aynı yasanın 310. Maddesine göre temyiz incelemesinin yapılabilmesinin iki şartı vardır ki bunlar temyizin belirli bir süre içinde yapılması ve temyiz konusunda bir istekte bulunulmasıdır. Bu kapsamda temyiz başvuru harcının yatırılması da temyizin şartlarından biri olarak sayılmamıştır. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun “Temyiz Talebinin Kabule Şayan Olmamasından Dolayı Hükmü Veren Mahkemece Reddi” başlığını taşıyan 315. maddesinin birinci fıkrasında ve “Yargıtayca Temyiz İsteğinin Reddi” başlığını taşıyan 317. maddesinde, temyiz talebinin reddi sebepleri; kanunî sürenin geçmesinden sonra temyiz başvurusunda bulunulmuş olması, kararın temyiz edilemeyecek nitelikte olması, temyiz edenin temyiz hakkının bulunmaması ile sınırlı olarak sayılmıştır. Kanunlarımızda sayılan bu nedenler dışında temyiz isteminin reddi için kabul edilmiş başka bir sebep yoktur. Harçlar Kanunu kapsamında ödenmesi gereken harçların ilgilisi tarafından ödenmemesi halinde Harçlar Kanunu’nun 37. maddesindeki “Bu kanunda ödeme zamanı gösterilen harçlardan süresinde ödenmiyenleri, ilgili mahkeme ve daireler tarafından sürenin sonundan itibaren onbeş gün içinde bir yazı ile o yerin vergi dairesine bildirilir ve harçlar vergi dairesince tahsil olunur.Yazıda harcın nevi ve mahiyeti, miktarı, mükellefin soyadı ve adı ve en son ikametgah adresi açık olarak gösterilir.” şeklindeki hüküm gereğince, ödenmeyen harcın tahsili için vergi dairesine bildirimde bulunulması ile yetinilmesi gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01/04/2014 gün ve 160 sayılı kararı da bu yöndedir.” gerekçesiyle sanık hakkındaki temyiz isteğinin reddi kararının kaldırılarak, dosyanın esası hakkında bir karar verilmesi talep edilmektedir.
C) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN İTİRAZIYLA İLGİLİ YASA HÜKÜMLERİ:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi :
(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kurulu’na itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) (05.07.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6352 sayılı Kanun’la eklenen fıkra) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) (05.07.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6352 sayılı Kanun’la eklenen fıkra) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderir.
D) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.04.2014 tarih, 2013/11-669 esas ve 2014/160 sayılı kararında da belirtildiği üzere, temyizin şartları ve reddi sebeplerinin 1412 sayılı CMUK’nın 310, 315 ve 317. maddelerinde sınırlı olarak belirtildiği, söz konusu bu maddelerde temyiz harcının yatırılmamış olması ya da eksik yatırılmış olmasının ceza davalarında temyizin bir şartı ya da reddi sebebi olarak öngörülmediği, sanığın, süresi içinde ödemediği temyiz harcının tahsili amacıyla Harçlar Kanunu’nun 37. maddesi uyarınca Mahkemesince ilgili vergi dairesine bildirimde bulunulması ile yetinilmesi gerektiği, temyiz harcının ödenmemesi nedeniyle sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar verilmeyeceği ve itiraza konu dosyanın esasının incelenmesi gerektiği anlaşılmış ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
E) KARAR : Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulüne,
2- Dairemizin 30.09.2014 tarihli, 2012/13420 esas ve 2014/9576 karar sayılı sanık Ü.. E.. hakkındaki temyiz isteğinin, CMUK’nın 317. maddesi gereğince reddi kararının KALDIRILMASINA,
a) TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymayan sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm verileceği öngörüldüğünden; duruşma için sanığa gönderilen duruşma gününü bildirir davetiyenin “tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, bir mazereti varsa gelip bildirmesi, gelmediği ve bir mazeret bildirmediği takdirde denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunacağı” uyarısı ile birlikte tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen nitelikte uyarıyı içermeyen tebligatla yetinilerek mahkûmiyet hükmü kurulması,
b) Hükme esas alınan 11.12.2009 tarihli olay tutanağının, soruşturma aşamasındaki belgelerin ve ele geçirilen suç konusu uyuşturucu madde ile ilgili ekspertiz raporunun aslı veya onaylı örneklerinin, temyiz incelemesine olanak sağlayacak biçimde dosya içinde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Kabule göre de: kayden 05.01.1995 doğumlu olan ve suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan sanık hakkında, hükmolunan cezadan TCK’nın 31. maddesinin 2. fıkrası yerine TCK’nın 31. maddesinin 3. fıkrası uyarınca indirim yapılarak, fazla cezaya hükmolunması.
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin, hükmün BOZULMASINA,
18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.