Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2014/2258 E. 2015/31755 K. 12.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2258
KARAR NO : 2015/31755
KARAR TARİHİ : 12.06.2015

Tebliğname No : 10 – 2013/168682
Mahkeme : SALİHLİ Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi- Numarası : 28/02/2013 – 2012/370 esas ve 2013/71 karar
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
1- 03/08/2010 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığına 02/01/2012 olarak yanlış yazılması,
2- Sanık hakkında 03/08/2010 tarihli suçtan dolayı 30/04/2012 tarihli iddianame ile temyiz konusu davanın açıldığı; UYAP üzerinden ulaşılan bilgilere göre ise, 23/09/2010 tarihli başka bir suç nedeniyle 09/11/2010 tarihli iddianame ile açılan dava üzerine Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nce TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrası uygulanarak 4 yıl 7 ay hapis ve 4000 TL adlî para cezasına hükmolunduğu, bu hükmün Dairemizin 2011/11790 esas, 2012/10616 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşıldığından; 03/08/2010 tarihli suç ile kesinleşen davaya konu olan 23/09/2010 tarihli suçun “bir suç işleme kararının icrası kapsamında” işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak belirtilen suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının tartışılarak belirlenmesinde, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması durumunda, bunlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılmasında ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunmasında”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde” zorunluluk bulunması,
3- Adli sicil kaydında yer alan ve 16/06/2009 tarihinde infaz edilen Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/200 esas ve 2008/2 karar sayılı ilamı ile kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına ilişkin mahkûmiyeti nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sanık hakkındaki hükmün BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 12/06/2015 tarihinde Başkan Vekili ..’nın tekerrür yönünden değişik gerekçesi ve Üye ..’nun tekerrür yönünden eleştiri yapılıp hükmün onanması gerektiğine ilişkin karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

DEĞİŞİK GEREKÇE

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.04.2007 tarih ve 2007/71-98 sayılı kararına yazdığım karşı oy gerekçemde belirttiğim nedenlerle;
Tekerrür, 5237 sayılı TCK’nın birinci kitabının, üçüncü kısmının, ikinci bölümünde yer alan “güvenlik tedbirleri” başlığı altındaki 58. maddesinde düzenlenmiş; aynı Kanunun 7. maddesinde ise bir “infaz rejimi” olduğu belirtilmiştir.
Cezayı etkileyen bir neden olarak kabul edilmediğinden, gerek 1412 sayılı CMUK’nın halen yürürlükte olan 326. maddesinin son fıkrasında, gerekse 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin (4) numaralı fıkrasında öngörülen “hükmün sanık lehine temyizi üzerine bozulmasından sonra yeniden verilen hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” biçimindeki kuralın kapsamı dışında kalmaktadır. Başka bir anlatımla, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 6 ve 7. fıkralarının uygulanmaması ya da uygulanması ile ilgili hata yapılması durumunda, temyizin sanık lehine olup olmadığına bakılmaksızın hükmün bozulması gerekir.
Somut olayda, Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/200 esas ve 2008/2 karar sayılı ilamı ile kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına ilişkin mahkûmiyetinin tekerrüre esas alınmaması yasaya aykırıdır. Bu durum kazanılmış hak kapsamı dışında kaldığından, ”sanığın tekerrür yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasını” doğru bulmuyorum. 12/06/2015

KARŞI OY GEREKÇESİ

03.08.2010 tarihinde .., .. Köyü, ..,.. Mevkiinde hazineye ait arazide 770 kök dikili, 350 kök koparılarak kurutulmaya bırakılmış hint kenevirlerinin ele geçirilmesi üzerine sanık hakkında yargılamaya konu bu kamu davası açılmıştır.
Aradan 51 gün geçtikten sonra 23.09.2010 tarihinde Demirci, Kılavuzlar Köyü, Ören Mevkiinde yine hazineye ait arazide 356 kök dikili, 6230 gram kurumaya bırakılmış hint keneviri; evinde de 490 gram esrar ele geçirilmesi üzerine açılan kamu davasının Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/350 E; 2011/14 K. sayılı dosyasında 27.01.2011 tarihinde mahkûmiyetle sonuçlandığı, kararın Dairemizce 06.06.2012 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Sanık 03.08.2010 tarihli suçundan dolayı 05.08.2010 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesinde suçlamayı kabul etmemiş, o tarihlerde arazide ekili olan 23.09.2010 tarihli olaya konu hint kenevirlerinden hiç bahsetmemiş, başka bir arazide ekili kenevirleri kolluk görevlilerine bildirmediği gibi bunları kendisi de imha etmemiştir. Aksine kenevirlere bakma ve onları büyütme kararlılığını sürdürmüştür.
Kenevirler kesilip koparılıp kurumaya bırakılmadıkları sürece dikili durumdaki kenevirler esrar muamelesi görmez, sadece 2313 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilirler. Nasıl olsa ileride bunlardan esrar elde edilecek diye henüz hasadı yapılmamış dikili durumdaki kenevirlerden dolayı hiç kimseye TCK’nın 188/3. maddesi anlamında bir sorumluluk yüklenemez. Kenevirlerin ekildiği tarihlerde kenevir ekme suçu ile ilgili birer suç işleme kararı verilmiştir. Ortada esrar olmadığı ve kenevirler de yetişip henüz esrar elde edilebilecek duruma gelmedikleri için bu aşamada uyuşturucu madde ticareti yönünden açığa çıkmış, gerçekleşmesi ve tecziyesi mümkün bir suç işleme kararı bulunmamaktadır.
TCK’nın 188/3 maddesi kapsamında ilk suç işleme kararı Yeşildere Köyündeki kenevirlerin kesilip kurumaya bırakıldığı 03.08.2010 tarihinde, 2 inci suç işleme kararı da ilk olaydaki uyuşturucu maddelerin ele geçirilip fiili kesinti oluştuktan sonra ilk olaydan 51 gün sonra Kılavuzlar Köyündeki kenevirlerin kesilip kurumaya bırakıldığı, bir kısmının da eve götürüldüğü 23.09.2010 tarihinde verilmiştir. Görüldüğü üzere olaylar 2 ayrı köyde ve farklı tarihlerde gerçekleşmiştir.
Sanık, 03.08.2010 tarihli suçla ilgili uyuşturucu maddelerin ele geçirilip 05.08.2010 tarihinde ifadesi alınarak serbest bırakılması üzerine, diğer arazide bulunan henüz esrar haline getirmediği ekili kenevirleri söyleyip pişman olacağı yerde, suç işleme kararını yenileyerek 23.09.2010 tarihinde ilk olaydan 51 gün sonra kesinleşmiş olan dosyadaki suçu işlemiştir.
Dolayısıyla, birlikte incelenen ve mahkûmiyet hükmü daha önce Dairemizce onanarak kesinleşmiş olan dosyadaki suç yeri ve tarihleri ile bu yargılama konusu dosyadaki suç yeri ve tarihlerinin farklı olduğu, iki suç tarihi arasında uzun süre bulunduğu, her iki suçla ilgili suç işleme kararlarının ayrı ayrı ve değişik zamanlarda verildiği, her iki suçun da müstakil suçlar olduğu, aralarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşıldığından, araştırılıp tartışılacak bir husus olmaması nedeniyle, tekerrür yönündan eliştiri yapılıp hükmün onanması gerektiği kanısını taşıdığımdan, çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 12.06.2015