Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2014/4061 E. 2014/12550 K. 10.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4061
KARAR NO : 2014/12550
KARAR TARİHİ : 10.11.2014

Tebliğname No : KD – 2014/41138
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05.06.2012 tarihli 2012/206 esas ve 2012/835 karar sayılı kararı
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER:
1- “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan sanık M.. M.. hakkında, Kadıköy 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 28.12.2010 tarihinde 2010/641 esas ve 2010/1235 karar sayı ile, 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca sadece denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
2- Tedbirinin infazı aşamasında, sanığın Gebze Fatih Devlet Hastanesi’ne sevk edildiği, burada alınan idrar örneğinde uyuşturucu madde saptanması nedeniyle Gebze Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü’nce ihbarda bulunulması üzerine hakkında kamu davası açıldığı,
3- Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nce, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilmiş olması nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik süresi içinde tekrar işlediği aynı suçun yeni bir davaya konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
4- Adalet Bakanlığı’nın 28.01.2014 tarihli ve 2014/2290/6837 sayılı yazısına dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07.02.2014 tarihli ve 2014/2576 sayılı yazısı ile «Dosya kapsamına göre, sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan dolayı Kadıköy 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 28/12/2010 tarihli ve 2010/641 esas, 2010/1235 sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesini müteakip, tedavi süreci sırasında yapılan tahlilde idrarında uyuşturucu madde saptanmış bulunması karşısında, bu eyleminin yeni bir suç teşkil ettiği gözetilmeden, yargılamaya devamla sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin sözü edilen kararının kanun yararına bozulmasının istendiği,
5- Dairemizce 07.04.2014 tarihinde 2014/2576 esas ve 2014/2408 karar sayı ile “sanığın iddianamede belirtilen davaya konu eylemi yeni bir suç teşkil ettiğinden, Mahkemece yargılamaya devam edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, sanık hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbar yazısında ileri sürülen bozma düşüncesi yerinde görüldüğünden; Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05.06.2012 tarihli 2012/206 esas ve 2012/835 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası ile aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA” karar verildiği,
6- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Dairemizin 07.04.2014 tarihli kararına itiraz edilerek dava dosyasının Dairemize gönderildiği
Anlaşılmıştır.
B) İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “Sanığın iddianamede gösterilen davaya konu fiili yeni bir suç teşkil ettiğinden, mahkemece, yargılamaya devam edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi yerine daha önceden uyuşturucu kullanmak suçundan verilen denetimli serbestlik tedbiri kararı esas alınarak kamu davasının reddine karar verilmesi suretiyle yasaya aykırı hareket edilmiştir. Bu nedenle. Özel Dairenin, kanun yararına bozma istemini kabul ederek, yerel mahkeme kararının, bozulmasına karar vermesi yerindedir. Ancak, kanun yararına bozma yasa yoluna konu olan “davanın reddi” kararı, davayı esastan çözen bir karar niteliğinde bulunmadığından, yerel mahkeme hükmünün. Özel Dairece, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince bozulmasına ve yeniden mahkemesince bir karar verilmesini sağlamak üzere müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine karar verilmesi yerine hükmün, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi gereğince “aleyhe sonuç doğurmamak üzere” kanun yararına bozulmasına karar verilmesinin isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.” denilerek, Gebze l.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05/06/2012 tarihli ve 2012/206 esas, 2012/835 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesinin 4.fıkrasınm (a) bendi uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine karar verilmesi, itiraz yerinde görülmediği takdirde dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi istenmiştir.
C) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ :
Sanık hakkında, 08.02.2010 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle, Kadıköy 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 28.12.2010 tarihinde 2010/641 esas ve 2010/1235 karar sayı ile, 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca sadece denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği; tedbirinin infazı aşamasında, sanığın Gebze Fatih Devlet Hastanesi’ne sevk edildiği, burada alınan idrar örneğinde uyuşturucu madde saptanması nedeniyle Gebze Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü’nce ihbarda bulunulması üzerine hakkında kamu davası açıldığı, Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nce, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilmiş olması nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik süresi içinde tekrar işlediği aynı suçun yeni bir davaya konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanığın sonradan işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun dava konusu olamayacağının hiçbir yasal dayanağı bulunmadığı halde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Somut olayda, sanığın iddianamede belirtilen davaya konu eylemi yeni bir suç teşkil ettiğinden, Mahkemece yargılamaya devam edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, sanık hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.11.2013 tarihli ve 2012/7-1419 esas ve 2013/460 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca verilen davanın reddi kararının davanın esasını çözmeyen kararlardan olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinde değişiklik yapılmış olup; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında sanığın ikinci kez aynı suçu işlediğinin anlaşılması halinde; TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi gerekirse de; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, sanığın hukuksal durumunun yeniden değerlendirilmesinin Mahkemesince yapılarak, bir karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
D) KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görüldüğünden, CMK’nın 308. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
1- Dairemizin 07.04.2014 tarihli 2014/2576 esas ve 2014/2408 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Kanun yararına bozma isteği yerinde olduğundan; Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05.06.2012 tarihli ve 2012/206 esas ve 2012/835 karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine
10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.