YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3979
KARAR NO : 2015/32507
KARAR TARİHİ : 09.10.2015
Tebliğname No : 10 – 2015/146104
Mahkeme : ANKARA BATI 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi- Numarası : 07/04/2015- 2014/316 esas ve 2015/87 karar
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında TCK’nın 188. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca belirlenen 7 gün adli para cezasından aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince indirim yapılması sırasında hesap hatası yapılarak gün para cezasının 5 gün yerine 6 gün olarak fazla belirlenmesi,
2- TCK’nın 52. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince 1 gün karşılığı adli para cezasının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- TCK’nın 53. maddesi uygulanırken, sanığın kendi alt soyu dışındaki kişilerle ilgili, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisi”nden yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
4- Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı’nca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan tanık numunenin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 09.10.2015 tarihinde Başkan Vekili Ali Kınacı ve Üye Emel Özgan’ın tekerrür yönünden ek gerekçesiyle ve oybirliğiyle karar verildi.
EK GEREKÇE
5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine göre; suçun hukuki niteliği değiştiğinde ya da cezanın artırılması veya cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanması gerektiğinde, durum sanığa veya varsa müdafiine bildirilerek ek savunma hakkı tanınmadan, sanık hakkında iddianamede gösterilen dışında bir kanun hükmü uygulanamaz.
Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek durumunun, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmadığı, dava açıldığında da mevcut olduğu ileri sürülerek, bu konuda ek savunma hakkına gerek bulunmadığına ilişkin görüşün kabul edilmesi mümkün değildir. CMK’nın 226. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır” ifadesi, “iddianamede gösterilmeyen bir kanun hükmü gereğince, sanığın cezasının artırılması veya sanık hakkında güvenlik tedbiri uygulanması gerektiğinde de birinci fıkrada olduğu gibi durum sanığa veya varsa müdafiine bildirilerek ek savunma tanınması gerekir” anlamındadır.
Adlî sicil kaydı, CMK’nın 209. maddesi gereğince duruşmada okunması zorunlu belgelerdendir. Tekerrür oluşturan mahkûmiyet hükmünün yer aldığı adlî sicil kaydının duruşmada okunması üzerine sanığın okunan kaydın kendisine ait olduğunu veya bu belgeye karşı bir diyeceğinin bulunmadığını söylemesinin ek savunma yerine geçmesi mümkün değildir.
Emredici nitelikte olan CMK’nın 226. maddesi gözardı edilerek, sanığa ek savunma hakkı verilmeden, TCK’nın 58. maddesinin uygulanması yasaya aykırı olup savunma hakkının kısıtlanmasıdır.
Sanık hakkındaki hükmün bozulması nedenlerine belirttiğimiz bu aykırılığın da eklenmesi gerektiği düşüncesindeyiz. 09.10.2015