Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2015/5745 E. 2020/7856 K. 19.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5745
KARAR NO : 2020/7856
KARAR TARİHİ : 19.11.2020

Mahkeme : OSMANİYE 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1- Uyuşturucu madde ticareti yapma
2- Sanık … yönünden değişen suç vasfına göre kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : 1- Sanıklar …, … (asıl dosya yönünden ), … ve … hakkında mahkûmiyet
2- Sanıklar … (birleşen dosya yönünden), … (birleşen ve asıl dosya yönünden) ve Selahattin hakkında beraat
3- Sanık … hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararı

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
1- Sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin kanun yolu talebinin incelenmesinde:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrası gereğince itiraz kanun yoluna tabi olduğundan, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuiyet Başsavcılığına İADESİNE,
2- Sanıklar … hakkında verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3- Sanık … hakkındaki hükümlerin incelenmesinde:
a) Sanık hakkında birleşen dosyadan verilen beraat hükmünün incelenmesinde:
Her ne kadar sanık hakkında birleşen dosya yönünden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatine karar verilmişse de, söz konusu birleşen dosyanın Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/67 esas numaralı dosyası olduğu ve bu dosyada sanık hakkında düzenlenen iddianamede sanığa atfedilen suçun kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin olduğu, sanık hakkında bu dosyada uyuşturucu madde ticareti suçundan usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı, uyuşturucu madde kullanma suçu açısından sanığın savunmasının aksine delil de bulunmadığı nazara alınarak, sonuç itibariyle verilen beraat hükmünün yerinde olması nedeniyle Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
b- Sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddelerle ilgili ekspertiz raporunun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından; varsa aslı veya onaylı örneğinin getirtilerek dosyaya konulması, yoksa buna ilişkin ekspertiz raporunun alınması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
4- Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı hükmü gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasının infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık … müdafii ile sanık …’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
5- Sanık … hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Sanığın yokluğunda verilen mahkûmiyetine ilişkin gerekçeli kararın ilk olarak tebliğ mazbatası üzerine doğrudan MERNİS adresi yazılarak tebligat yapıldığı anlaşılmış olup; 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, gerekçeli kararın tebliğinin usulsüz olduğu anlaşıldığından, temyiz talebinin süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede;
24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı hükmü gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasının infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
19.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.