Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2017/5738 E. 2020/5895 K. 20.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/5738
KARAR NO : 2020/5895
KARAR TARİHİ : 20.10.2020

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1- Uyuşturucu madde ticareti yapma (Her iki sanık hakkında)
2- Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (Sanık … hakkında)
3- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma (Sanık … hakkında)
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Sanık …’in aşamalardaki beyanları ve sanıkların olay tarihinde kullandıkları telefonlara ait arayan, aranan ve baz istasyonu bilgileri nazara alındığında sanık … hakkındaki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunun 10. maddesinde yapılan değişikliklerin sanıklar hakkında infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın mağdura ait kimlik bilgilerini, aynı eyleme ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında kolluk, savcılık ve sorgu beyanları sırasında kullanma şeklinde gerçekleşen eyleminde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeden, TCK’nın 268/1. maddesine göre belirlenen temel cezanın TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunun 10. maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
C) Sanık … hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın, mağdur kardeşi …’a ait kimlik bilgilerini kullanması ile Aksaray 5. Noterliğince 21/03/2011 tarihli ve niteliği itibarıyla kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden sayılan vekaletname düzenlendiği ve soruşturma dosyasına ibraz ettiği, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında; sabit olan fiilin “resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında bu suç yerine “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunun 10. maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddeleri uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
20/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.