Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2019/4689 E. 2020/1535 K. 03.03.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4689
KARAR NO : 2020/1535
KARAR TARİHİ : 03.03.2020

İNCELENEN KARARLA
İLGİLİ BİLGİLER :
Mahkeme : …3. Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Yükümlülüklere uyulmaması nedeniyle hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararına ilişkin yükümlülüklerine uymaması nedeniyle açıklanan mahkûmiyet kararında; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. CMK’nın 34. ve 230. maddeleri uyarınca hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bu fiilinin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekirken, gerekçesiz olarak hüküm kurulması,
2- Kabule göre;
a) Suç tarihinden sonra, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasındaki “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” düzenlemesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına ilişkin İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının sanığa usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, başvuruda bulunmayarak yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle hükmün açıklandığı görülmüş ise de;
6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin infaz işlemlerinde, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlamak üzere çıkarılan ilk uyarılı başvuru davetiyesinin tebliği üzerine, müracaatta bulunmayan sanığın, aynı Kanunun 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için; “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde davaya devam edilerek sanık hakkında hüküm kurulması, aksi halde yukarıda belirtildiği şekilde 2. kez uyarılı başvuru davetiyesi tebliğ edilmemiş ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilme şartları ve hükmün açıklanma koşulları oluşmadan sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi,
b) Sanık kovuşturma aşamasındaki savunmasında, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının kendisine tebliğ edilmediğini, tebliğ evrakındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğinden, yapılan incelemede de tebliğ evrakındaki imza ile sanığın 22.04.2014 tarihli ifadesi altındaki imzalar arasında ilk bakışta farklılık gözlenmesi nedeniyle, tebliğ evrakındaki imzanın sanığa ait olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 03.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.