YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5587
KARAR NO : 2019/8198
KARAR TARİHİ : 16.12.2019
T.C.
YARGITAY
10. Ceza Dairesi
Adalet Bakanlığının, 11/11/2019 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanıklar … ve … … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/07/2014 tarihli ve 2014/8 esas, 2014/178 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2014 tarihli ve 2014/864 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/11/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanıklar hakkında 18/09/2013 tarihinde işlediği iddia edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan soruşturma sırasında ayrıca uyuşturucu madde kullandıklarının da tespit edilmesi üzerine uyuşturucu madde ticareti yapma ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı 31/12/2013 tarihli iddianameyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/07/2014 tarihli ve 2014/8 esas, 2014/178 sayılı kararıyla sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verildiği, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu bakımındansa herhangi bir hüküm kurulmadan 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
2- Sanıkların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz ettikleri, ancak Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2014 tarihli ve 2014/864 değişik iş sayılı kararıyla itirazın reddine kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, mahkemesince yapılan yargılama sonunda, anılan suçtan, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 231. maddesinde belirtilen koşullar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, sanıklar hakkında öncelikli olarak sübut bulan eylemlerine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 191. maddesine gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasındaki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” biçimindeki düzenleme nazara alındığında, sanıkların denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya aynı suçu yeniden işlemek suretiyle mahkûm oldukları takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hüküm açıklanabilmesi için evvelce bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, ortada açıklanacak bir hüküm bulunmaması hâlinde anılan hükmün nasıl işletileceğinin karışıklığa da yol açabileceği, öncelikle mahkemece anılan Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, itirazın belirtilen nedenlerle kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2014 tarihli ve 2014/864 değişik iş sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
CMK’nın 231. maddesinin 1. fıkrasında, “Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.” aynı Kanunun 232. maddesinin 6. fıkrasında, “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” hükümleri öngörülmüştür.
Belirtilen hükümlere göre, sanık hakkında, öncelikle CMK’nın 232. maddesinin 6. fıkrası gereğince, “223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, tayin olunan ceza miktarının ve kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının” hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi, denetime imkan verecek şekilde ve başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte bir hüküm kurulması; daha sonra kurulan bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumlar karşısında somut olayda, açıklanacak bir hüküm kurulmadan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ve bu karara yönelik itirazın reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
D) Karar:
Açıklanan nedenlere göre; Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2014 tarihli ve 2014/864 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.