Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/1053 E. 2020/3406 K. 14.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1053
KARAR NO : 2020/3406
KARAR TARİHİ : 14.09.2020

Adalet Bakanlığının, 17/03/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine dair Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli ve 2018/1132 esas, 2019/300 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/03/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 03/06/2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararının itiraz hakkı gösterilmek suretiyle tebliğ edildiği,
2- Denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin infazı aşamasında, sanığın yapılan uyarıya rağmen ikinci kez yükümlülüklerini ihlal ederek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davasının ertelenmesi kararının kaldırıldığı ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı,
3- Yapılan yargılama sonucunda, Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli ve 2018/1132 esas, 2019/300 sayılı kararıyla “denetimli serbestlik tedbirinin infazı için yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı” gerekçesiyle “sanığın beraatine” ve “Denetimli serbestlik işlemlerinin devam etmesi hususunda gereğinin takdiri yönünden C. Başsavcılığına kararın bir örneğinin gönderilmesine” karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre çıkartılan davetiyelerin mevzuata uygun şekilde tebliğ edilmediği ve bu haliyle atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmış ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4-a maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesinde, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,…hallerinde verilir.” şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
Somut olayda ise sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde kullanma fiilinin kanunda suç olarak tanımlanmış olduğu, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile beraat kararı verilemeyeceği, aksi halde uyuşturucu madde kullanmak suçundan bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 14/09/2015 tarihli ve 2015/8259 esas, 2015/3572 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümlesi gereğince durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine, davanın açılmasının ertelenmesi kararının infazı için denetim dosyasının Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesine şeklinde, hükümde çelişkiye neden olunarak ve hükmün karıştırılması suretiyle, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli ve 2018/1132 esas, 2019/300 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi … hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükmüne yer verilmiştir.
CMK’nın 223. maddesinin 2. fıkrasında, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hallerinde verilir.”, 8. fıkrasında ise, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda, Mahkemece “ısrar şartının gerçekleşmediği” gerekçesiyle, “sanığın beraatine” karar verilmişse de, yargılama sonucunda “beraat” kararı verilebilecek haller CMK’nın 223. maddesinin 2. fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, Mahkemenin beraat kararı verme gerekçesi dosya kapsamına ve yasaya uygun değildir. Ayrıca, “beraat” kararıyla yargılama sonlandırılınca, sanığın bütün yükümlülükleri ortadan kalkacağından, yargılama konusu eyleme ilişkin beraat kararı verildikten sonra ayrıca “Denetimli serbestlik işlemlerinin devam etmesi hususunda gereğinin takdiri yönünden C. Başsavcılığına kararın bir örneğinin gönderilmesine” karar verilerek hüküm karıştırıldığından, kararın infaz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK’nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada, Mahkemenin takdirine ve delillerin değerlendirilmesine göre, “kovuşturma şartı” olan “ısrar koşulunun” gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yasaya ve hükmün gerekçesine aykırı şekilde “sanığın beraatine” karar verilmiş, sonra da sanki durma kararı verilmişcesine “Denetimli serbestlik işlemlerinin devam etmesi gerektiği” ibaresine yer verilerek hükümde çelişkiye neden olunmuştur. Bu şekilde çelişkili hüküm kurulması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden kanun yararına bozma talebi bu değişik gerekçeyle kabul edilmiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli ve 2018/1132 esas, 2019/300 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 14.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.