YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11657
KARAR NO : 2020/7798
KARAR TARİHİ : 18.11.2020
İtiraz Eden : YARGITAY Cumhuriyet Başsavcılığı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi – 06.06.2014 tarih- 2014/188 esas ve 2014/209 karar
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER:
Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık hakkında Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu 06.06.2014 tarihinde 2014/188 esas ve 2014/209 karar sayılı ilam ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Hüküm Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince 19.11.2019 tarihinde 2017/4945 esas ve 2019/6306 karar sayılı ilam ile sanık hakkındaki hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin bu kararına itiraz edilmiştir.
B) İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz yazısında; “Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan ve değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararına uyulmaması üzerine uyuşturucu madde kullanma suçundan verilen mahkûmiyet kararının, yerel Cumhuriyet savcısının eylemin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gerekçesi ile aleyhe temyizi ve sanığın lehe temyizi üzerine verilen hükmün onanmasına ilişkin yüksek Daire ilamının usul ve yasalara aykırı olduğu düşüncesindeyiz. Şöyle ki;
Tüm dosya kapsamına göre suç tarihi olan 30.10.2012 tarihinde saat 19:25 sıralarında sanığın şüphe üzerine durdurulduğunda üzerinde 16 fişek halinde daralı 60 gr. Net 16 gr. esrar maddesinin ele geçirildiği ve sanığa uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dava açıldığı Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/460 Esas, 2013/93 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK 191/2. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiş, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle dosya yeniden ele alınmış ve sanığa Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/188 Esas, 2014/209 Karar sayılı kararı ile eylem uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturuyor ise de; önceki kararda suç vasfının hukuki nitelendirilmesi sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK 191 madde gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu karar yerel Cumhuriyet savcısı tarafından eylemin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu, önceden verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararı nihai hüküm niteliğini taşımadığından, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle aleyhe temyiz etmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge sanığın tevil yollu savunması ve tüm dosya kapsamına göre suç tarihinde üzerinde 16 fişek esrar ile yakalanan ve bu uyuşturucuları doğum günü olan arkadaşının evinde arkadaşları ile birlikte içmek için aldığını beyan eden sanığın eylemi, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu konusunda yerel mahkemenin temyize konu kararın gerekçesinde de belirtildiği gibi herhangi bir ihtilaf yoktur. Ancak daha önce verilen kararda sanığın eylemi kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edildiğinden ve bu husus kazanılmış hak teşkil ettiğinden, sanık hakkında TCK 191/1, 31/3, 50 ve 52. maddeleri gereğince 4.800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; mülga 1412 sayılı CMUK 326/son maddesi ve yürürlükteki CMK307/4. maddesi gereğince hüküm yalnız sanık veya Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine temyiz edilmiş ise yeniden verilen hüküm önceki hükümle verilen cezadan daha ağır olamaz hükmünü içermektedir.
Bu düzenlemeler karşısında kanun koyucu sanığa suç niteliği yönünden kazanılmış haktan yararlanma hakkı tanımamıştır. Sadece sonuç ceza yönünden kazanılmış hak tanımıştır. Eğer bu dosyada Cumhuriyet savcısı kararı sanığın aleyhine temyiz etmemiş olsa ve sadece sanığın temyizi üzerine dosyayı Yargıtay 20. Ceza Dairesi olarak incelediğimizde hükmü suçun niteliği yönünden eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu değil uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğunu belirterek hükmün bozulmasına ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verileceği konusunda hiç şüphe yoktur. Dolayısıyla sanığın eyleminin önceki kararda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilip denetimli serbestlik kararı verilmesi ve sanığın bu kararın gereklerine uygun davranmadığından dosyanın ele alınıp yeniden yargılama yapıldığı halde mahkemece eylem kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olarak kabul edilse bile Cumhuriyet savcısı bu kararı suçun uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturduğundan bahisle aleyhe temyiz edebilir ve bu temyiz incelemesinde yukarıda izah edildiği gibi ve Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun birçok kararlarında belirtildiği gibi kazanılmış hak sadece ceza miktarında olduğundan ve sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturduğundan yerel Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması gerekirken onanması usul ve yasalara aykırıdır.
Yüksek Dairenizin itiraza konu 19.11.2019 tarih ve 2017/4945 esas 2019/6306 karar sayılı ilamının CMK 308/2-3 maddesi kapsamında itirazımıza binaen incelenmesi ve yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar verilmesi,
İtirazımızın yerinde görülmeyip reddi halinde yukarıda arz ettiğimiz itiraz nedenlerimizin bir kez de CMK 308/1-3 maddesi uyarınca Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunca tartışılması ve İLAMIN TALEBİMİZ DOĞRULTUSUNDA BOZULMASI için dosyanın YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURULUNA tevdii itirazen arz ve talep olunur.” denilmiştir.
C) CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZIYLA İLGİLİ YASA HÜKÜMLERİ:
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi:
(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kurulu’na itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
(2) (05.07.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6352 sayılı Kanun’la eklenen fıkra) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) (05.07.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6352 sayılı Kanun’la eklenen fıkra) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderir.
2-5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 5. maddesi (05.07.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6352 sayılı Kanun’la eklenen):
(1) Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinde yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda bulunan ve henüz karara bağlanmamış dosyalar hakkında da uygulanır.
D) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ:
Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin itiraza konu olan kararının, itiraz yazısında ileri sürülen tüm nedenler tartışılıp değerlendirilerek verildiği ve kararda bir yanlışlık bulunmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görülmemiştir.
İtirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine karar vermek gerekmektedir.
E) KARAR:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının yerinde görülmediğine,
2- 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 18.11.2020 tarihinde Başkan … ve Üye …’in karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
(K.O) (K.O)
KARŞI OY
Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 19.11.2019 tarihli kararındaki karşı oy’da belirtilen gerekçelerle itirazın kabulü görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.