YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12484
KARAR NO : 2020/6680
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükümlü … hakkındaki Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2007 tarihli, 2007/646 müteferrik sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 17/03/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
İncelenen dosyadan;
1-Sanık hakkında, 01/08/2003 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminden dolayı Pendik Cumhuriyet Başsavcılığının 29/09/2003 havale tarihli, 2003/12309 soruşturma, 2003/2874 esas ve 2003/1935 sayılı iddianamesi ile sanığın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 404/2-4. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Pendik Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2- Yapılan yargılama sonucunda, Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2004 tarihli ve 2003/1058 esas, 2004/673 sayılı kararı ile sanığın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 404/2. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın yüzüne karşı verilen kararın 17/09/2004 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,
3- İnfaz Cumhuriyet savcısı tarafından, yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri sanık lehine olduğundan uyarlama yapılmasının talep edilmesi üzerine, Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/06/2005 tarihli ve 2003/1058 esas, 2004/673 sayılı ek kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan düzenlemelerin sanık lehine olduğu gerekçesiyle, “önceki hükmün kaldırılmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191/2-3. maddesi uyarınca sanığın 3 ay süre ile tedavisine ve bir yıl süre ile denetimli serbestliğine, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde hapis cezasının infazına” karar verildiği,
4- Kartal Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/04/2007 tarihli ve 2007/2093 sayılı yazısı ile, hükümlünün çağrılara riayet ettiği, tedavisini tamamladığı, denetim planına uyduğu ve ilamın infazının 12/04/2007 tarihinde tamamlandığının bildirildiği,
5- Sanığın Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesine 05/10/2017 tarihinde dilekçe vererek memnu hakların iadesini talep etmesi üzerine, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08/10/2007 tarihli ve 2007/646 müteferrik sayılı kararı ile, memnu hakların iadesine karar verildiği, kararın kesinleştirilerek Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderildiği,
6- Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce, infazın tamamlandığı tarihten itibaren 3 yıllık süre geçmeden yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiği gerekçesi ile kanuna aykırılık ihbarında bulunulduğu,
anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak maksadıyla uyuşturucu madde bulundurmak sucundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 404/2. maddesi uyarıca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2004 tarihli ve 2003/1058 esas, 2004/673 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan uyarlama talebinin kabulü üzerine yapılan yargılama neticesinde, anılan suçtan sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191/2-3-5. maddeleri gereğince sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde hapis cezasının infazına dair aynı Mahkemenin 09/06/2005 tarihli ve 2003/1058 esas, 2004/673 sayılı kararının kesinleşerek 12/04/2007 tarihinde infazını takiben, sanık tarafından yapılan memnu hakların iadesi talebinin kabulü ile memnu hakların iadesine ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2007 tarihli ve 2007/646 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre;
1-5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu 13/A maddesinin 3. fıkrasında yer alan, “Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda yetkili ve görevli mahkemelerin hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkeme olmasına rağmen anılan Mahkemece karar verilmesinde,
2- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A-1 maddesinde, “(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir” şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, 5237 sayılı Kanun ile diğer kanunlardaki bir kısım suçlardan mahkumiyetin doğal sonucu olarak hak yoksunluğunun meydana geldiği durumlarda, hak yoksunluğuna neden olan suçun infazını müteakip, yasal şartların yerine gelmesi halinde mahkemesince memnu hakların iadesine karar verilmesi gerektiği gibi, belirtilen koşulların bulunmaması durumunda talebin reddine karar verileceği, somut olayda; sanığın hakkında hak yoksunluğuna neden olan dosya kapsamındaki adı geçen suç nedeniyle hakkında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin 12/04/2007 tarihinde infaz edildiği ve infaz tarihinin üzerinden 3 yıllık sürenin geçmediği cihetle, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.” denilerek Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2007 tarihli ve 2007/646 müteferrik sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-)Konunun Değerlendirilmesi:
Yapılan incelemede;
Kullanmak maksadıyla uyuşturucu madde bulundurma sucundan hükümlü …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 404/2. maddesi uyarıca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2004 tarihli ve 2003/1058 esas, 2004/673 sayılı kararının kesinleşmesini takiben, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan uyarlama talebinin kabulü üzerine yapılan yargılama neticesinde, anılan suçtan sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191/2-3-5. maddeleri gereğince sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde hapis cezasının infazına ilişkin aynı Mahkemenin 09/06/2005 tarihli ve 2003/1058 esas, 2004/673 sayılı kararının kesinleşerek 12/04/2007 tarihinde infaz edilmesinden sonra, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2007 tarihli ve 2007/646 müteferrik sayılı kararı ile; sanık tarafından yapılan memnu hakların iadesi talebinin kabulüne, memnu hakların iadesine karar verildiği anlaşılmıştır.
1-5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu 13/A maddesinin 3. fıkrasında yer alan, “Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda yetkili ve görevli mahkemelerin hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkeme olmasına rağmen anılan Mahkemece karar verilmesi kanuna aykırı olduğu gibi,
2-5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu 13/A maddesinde yer alan, ”5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanun’unun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun ile diğer kanunlardaki bir kısım suçlardan mahkumiyetin doğal sonucu olarak hak yoksunluğunun meydana geldiği durumlarda, hak yoksunluğuna neden olan cezanın infazını takiben, yasal şartların yerine gelmesi halinde mahkemesince memnu hakların iadesine karar verilmesi gerektiği gibi, belirtilen koşulların bulunmaması durumunda talebin reddine karar verileceği, somut olayda; sanığın hakkında hak yoksunluğuna neden olan suç nedeniyle hakkında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin 12/04/2007 tarihinde infaz edildiği ve infaz tarihinin üzerinden 3 yıllık sürenin geçmediği anlaşıldığından mahkemece, memnu hakların iadesi talebinin kabulü ile memnu hakların iadesine karar verilmesi kanuna aykırıdır.
D-)Karar : Açıklanan nedenlerle;
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2007 tarihli ve 2007/646 müteferrik sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
04/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.