Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/16013 E. 2020/7778 K. 18.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/16013
KARAR NO : 2020/7778
KARAR TARİHİ : 18.11.2020

İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/11/2001 tarih, 1998/1034 esas ve 2001/1337 sayılı kararı
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma

İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER:
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık hakkında, Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan uyarlama yargılaması sonucu 15/09/2015 tarihinde 1998/1034 esas ve 2001/1337 karar sayı ile sanığın lehe olduğu değerlendirilen 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesi uyarınca mahkûmiyetine, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hükmün uyarlama kararından önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin sanık lehine hükümler içermesi, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulamasının ilk olarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191. maddesinde düzenlenmesi karşısında, suç tarihi itibarıyla sanığın bu suçu herhangi bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş olması mümkün olmadığından; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasının uygulanma şartları bulunmamakla birlikte, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 7. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” ve aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” hükümlerine aykırı olarak, sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olmayan ve aleyhine sonuç doğuran 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi, sebepleri ile bozulmasına dair tebliğnamesi ile dosya Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesine gönderilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 13.07.2020 tarihinde 2019/7478 esas ve 2020/4246 karar sayı ile tebliğnamedeki, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkin görüşe iştirak edilmeyerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin bu kararına itiraz edilmiştir
B) İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz yazısında:
” Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2001 tarihli 1998/1034 esas ve 2001/1337 karar sayılı hükmüyle, hükümlü …’ın 20.12.1998 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 765 sayılı TCK’nın 404/2, 59, 81/1, 36 ve 40 maddeleri uyarınca 10 ay 1 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hüküm 11.01.2002 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Hükmün infazı aşamasında Cumhuriyet savcısınca uyarlama talebinde bulunulması üzerine aynı Mahkemece yapılan uyarlama yargılaması sonucunda 15.09.2015 tarihli 1998/1034 Esas ve 2001/1337 karar sayılı ek karar ile, hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nın hükümleri lehe kabul edilerek hükümlünün, 5237 sayılı TCK’nın 191/1, 62, 58 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiş, uyarlama hükmünün süresi içerisinde hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından düzenlenen tebliğname ile;
‘1- Uyarlama kararından önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi hükümlü lehine hükümler içermekte olup, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulaması ilk olarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlendiği için, suç tarihi itibarıyla hükümlünün bu suçu herhangi bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş olması mümkün olmadığından; olayda 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasının uygulanma şartları bulunmamakla birlikte, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan hükümlü hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 7. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” ve aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” hükümlerine aykırı olarak, hükümlü hakkında suç tarihinde yürürlükte olmayan ve aleyhine sonuç doğuran 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,’ isabetsizliklerinden uyarlama kararının “BOZULMASI” talep edilmiş,
Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince ise 13.07.2020 tarihinde 2019/7478 Esas ve 2020/4246 Karar sayıyla, (1) numaralı bozma talebimiz yönünde uyarlama kararının bozulmasına karar verilmiş, ancak (2) numaralı bozma talebimize ilişkin olarak “Sanık hakkında, lehe olduğu değerlendirilen 5237 sayılı TCK’nın kül halinde uygulanması gerektiği nazara alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.” açıklamasıyla bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan tetkik sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin bozma kararına, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması gerektiği yönünde aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz edilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Yerel Mahkemece, hükümlü …’ın 20.12.1998 tarihinde işlediği “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan dolayı yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, 5237 sayılı TCK hükümleri lehe kabul edilerek yapılan uygulama sırasında hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin de uygulanmasına karar verilmiştir.
Süreklilik gösteren Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Daire kararlarında da vurgulandığı üzere, lehe kanun, sabit kabul edilen maddi olaya eski kanun ile yeni kanunun, diğerinin hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanarak, uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle saptanmasını gerektirmektedir. Ancak bu karşılaştırmada, hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken normlarla, hükmün infazına ilişkin normlar birlikte değil, ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın “Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesinin altıncı fıkrası “Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 108. maddesinde düzenlenmiş, bu kişiler hakkında infaz koşulları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın “dörtte üçü” olarak belirlenmiş iken 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’la “üçte ikisi” olarak değiştirilmiştir.
Tekerrür, 765 sayılı TCK’da cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi kurumu olarak düzenlenmiştir.
Bu itibarla, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un karşılaştırılması üzerine, 5237 sayılı Kanun’un lehe olarak kabul edilmesi suretiyle yapılan uygulamalarda, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan, aleyhe olan ve infazı ilgilendiren TCK’nın 58. maddesinin uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.05.2006 tarihli 2006/147-2006/149 sayılı, 19.12.2006 tarihli 2006/319-2006/302 sayılı, 10.02.2009 tarihli 2008/217-2009/19 sayılı, 06.07.2010 tarihli 2010/138-2010/166 sayılı, 11.10.2011 tarihli 2011/179-2011/211 sayılı, 22.11.2011 tarihli 2011/203-2011/238 sayılı, 19.06.2012 tarihli 2011/729-2012/242 sayılı, 05.06.2012 tarihli 2012/318- 2012/217 sayılı ve 25.12.2018 tarihli 2015/38-2018/689 sayılı, Yüksek Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.03.2015 tarihli 2009/14768-2015/29771, 11.04.2013 tarihli 2010/3386-2013/3318 sayılı kararları da aynı yöndedir.
Belirtilen nedenlerle Yüksek Dairenizin bozma kararına karşı, sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olmayan 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasının isabetsiz olduğu görüşüyle itiraz etmek gerekmiştir.” denilmiştir.
C-) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.05.2006 tarihli 2006/147-2006/149 sayılı, 19.12.2006 tarihli 2006/319-2006/302 sayılı, 10.02.2009 tarihli 2008/217-2009/19 sayılı, 06.07.2010 tarihli 2010/138-2010/166 sayılı, 11.10.2011 tarihli 2011/179-2011/211 sayılı, 22.11.2011 tarihli 2011/203-2011/238 sayılı, 19.06.2012 tarihli 2011/729-2012/242 sayılı, 05.06.2012 tarihli 2012/318- 2012/217 sayılı ve 25.12.2018 tarihli 2015/38-2018/689 sayılı, Yüksek Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.03.2015 tarihli 2009/14768-2015/29771, 11.04.2013 tarihli 2010/3386-2013/3318 sayılı kararları karşısında sanık hakkında 20/12/1998 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan uyarlama yargılaması sonucunda lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK hükümlerine göre yeniden hüküm kurulurken suç tarihinde yürürlükte bulunmayan, aleyhe olan ve infazı ilgilendiren 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığının anlaşılması karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
D) KARAR:
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne,
2- Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 13/07/2020 tarihli 2019/7478 esas ve 2020/4246 karar sayılı bozma kararının birinci paragrafında yer alan “Sanık hakkında, lehe olduğu değerlendirilen 5237 sayılı TCK’nın kül halinde uygulanması gerektiği nazara alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.” cümlesinin karardan ÇIKARTILMASINA ve “Hükümlü hakkında suç tarihinde yürürlükte olmayan ve aleyhine sonuç doğuran 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,” hususunun ikinci bozma nedeni olarak EKLENMESİNE, 18.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.