YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/22442
KARAR NO : 2023/6172
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/789 E., 2016/266 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanıklar hakkında, Ünye Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ila beşinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2015 tarihli ve 2014/241 Esas, 2015/506 Karar sayılı kararı ile, sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla lehine olan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna dair hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasına karar verilmiştir. Cumhuriyet savcısının karara itiraz ettiği, mahkemece itirazın reddine karar verilmiştir.
3. İtirazı inceleyen merci Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 tarihli ve 2015/706 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne, Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2015 tarihli ve 2014/241 Esas, 2015/506 Karar sayılı kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
4. Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2016 tarihli ve 2015/789 Esas, 2016/266 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna ve tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’ın temyiz sebepleri özetle; kararın bozulmasına ilişkindir.
B. Sanık …’ın temyiz sebepleri özetle; beraatini istediğine ilişkindir.
C. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanıklar … hakkında “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları yönünde karar verilmiş ise de kovuşturma evresinde bu suçun münhasıran 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası
kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verileceği hükme bağlanmışken, sanık hakkında kanun değişikliğinin kovuşturma aşamasında yapılmış olması nedeniyle bu madde hükümleri gereğince hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesi gerekirken cezaya hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İLK DERECE MAHKEMESİ KABULÜNE GÖRE)
Mahkemece, görevlilerin yaptığı uygulamada, sürücülüğünü sanık …’ın yaptığı … Plaka sayılı araç içerisinde kimliksiz şahısların olduğunun tespit edilmesi üzerine, yapılan kontrollerde araç içerisinde boş teyp yuvasında poşet içerisinde uyuşturucu madde olduğunun görüldüğü, yapılan yargılama ve incelenen dosya kapsamında her iki sanığın cezalandırılmasına karar verilerek sanıklar ….., ve …., hakkında 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek sanıklar hakkında 5 yıl süre ile denetim süresi belirlendiği, ancak Ünye Cumhuriyet savcısının 23.07.2015 havale tarihli dilekçesi ile verilen karara itiraz edilerek, dosyanın itiraz merciine gönderildiği, Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 tarih 2015/706 D. İş sayılı kararı ile “sanıklar …’ın adli sicil kayıtlarının incelenmesinde daha önceden işlemiş oldukları kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûmiyetlerine karar verildiği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinde” hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” hükmü dikkate alınmadığından verilen kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, Ünye Cumhuriyet savcısı……,’ın itirazının kabulü ile sanıklar … hakkında verilen Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2015 tarihli ve 2014/241 Esas, 2015/506 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kaldırılmasına karar” verildiği, dosya yeniden ele alınarak sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmaları yoluna gidilerek mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. İtiraz Mercii Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 tarihli kararı ile sanıklar…’ın
adli sicil kayıtlarının incelenmesinde daha önceden işlemiş oldukları kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûmiyetlerine karar verildiği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinde ” hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” hükmü dikkate alınmadığından bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesine göre; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı” yoksa bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesine göre ceza takdir edilip “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması gerektiğinden;
Somut olayda, sanığın adli sicil kaydı ve UYAP üzerinden yapılan araştırmada hakkında daha önceden aynı nev’i suçtan dolayı yapılmış bir soruşturma veya açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu ve kanuni zorunluluk nedeniyle verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesi kararının kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, merci Ünye Ağır Ceza Mahkemesince “itirazın reddi” yerine “itirazın kabulüne” karar verilmesinin Kanun’a aykırı olduğu,
2. Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınan böyle bir ilamının bulunmadığından tekerrüre esas alınamayacağı halde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması,
3. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4. Hükümden sonra, 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür.
B. Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Başka suçtan hükümlü sanığın yüzüne karşı verilen hükümde, temyiz süresinin tebliğ tarihinden itibaren
başlayacağı belirtilerek yanıltmaya neden olunduğu, sonrasında ceza infaz kurumunda 29.02.2016 tarihinde tebligat metninin “okumak /almak suretiyle tebellüğ ettim ” şeklinde olduğu, kararın başka bir suçtan hükümlü bulunan sanığa cezaevinde tebliğ edilmesinde, 5271 sayılı 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince “ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır” düzenlemesi karşısında, kararın sanığa okunup anlatılmadığı, bu nedenle tebligatın 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yöntemince yapılmadığı, bu husus gözetilmeksizin yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle sanığın temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek tebliğnamenin sanığın temyizinin süresinde olmadığından reddi yönündeki görüşüne iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
1. İtiraz mercii Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 tarihli kararı ile “sanıklar…’ın adli sicil kayıtlarının incelenmesinde daha önceden işlemiş oldukları kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûmiyetlerine karar verildiği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinde” hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” hükmü dikkate alınmadığından bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesine göre; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı” yoksa bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesine göre ceza takdir edilip “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması gerektiğinden;
Somut olayda, sanığın adli sicil kaydı ve UYAP üzerinden yapılan araştırmada hakkında daha önceden aynı nev’i suçtan dolayı yapılmış bir soruşturma veya açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında
hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu ve kanuni zorunluluk nedeniyle verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesi kararının kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, merci Ünye Ağır Ceza Mahkemesince “itirazın reddi” yerine “itirazın kabulüne” karar verilmesinin Kanun’a aykırı olduğu,
2. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Hükümden sonra, 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2016 tarihli ve 2015/789 Esas, 2016/266 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, diğer yönleri incelenmeksizin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.